Hastalıklar ve tedavi » Kategori » İlaçlar isimleri - İlaç Rehberi, ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Hastalıklar ve tedavi

Uyku ilaçları

Yapılan araştırmalarda her 10 kişiden 1’inin uyku problemi çektiğini, 3 kişinin de ara sıra uykusuzluk
yaşadığını söylüyor. Bilgisayar ve televizyon bağımlısı gençlerin yaşadığı uyku sorunları da ayrı bir
konu..

Uykusuzluk stres yaşayan insanlarda daha çok görülen bir durumdur. Stresle başa çıkılamadığında
ortaya çıkan semptomlardan biridir. Bazı yoğun endişe halinde ilk bulgu olarak karşımıza çıkabilir.
Uyku sorunlarıyla ilk etapta başa çıkabilmek için papatya çayı ve ılık banyo gibi herkesin bildiği
yöntemlerle başlanır. Fakat bu yöntemlerin işe yaramaması sonucu uyku ilaçlarına yönelme durumları
görülür. İnsanlar genelde etkisi kuvvetli olan, kötü bir uyku çektirmeyen, bağımlılık yapmayan, yeşil
reçete zorunluluğu olmayan ve tabi ki pahalı olmayan bir uyku ilacı ararlar. Peki böyle bir ilaç var
mıdır? Maalesef yoktur..

Uyku ilaçlarının birden çok yan etkisi vardır. Bunları ülkemizde satılan ilaçları baz alarak 2 ana gruba
ayırabiliriz.

1) Antidepresanlar: Uykusuzluğun altında yatan depresyonun tedavisinde etkili oldukları için çoğu
psikiyatr tarafından tercih edilir. Yan etkileri ise; ilk günlerde ağız kuruluğu ve çarpıntı, ilerleyen
zamanlarda da sersemlik yaşanmasıdır. En büyük avantajı ise bağımlılık yapmayan bir ilaç olmasıdır.

2) Benzodiazepinler: Diazem, Nevrium, Valium, Xanax, Restoril, Nobrium gibi ilaçların bulunduğu
bu grup yeşil reçete ile satılmaktadır. En büyük riskleri bağımlılık yapması ve Alzheimer riskini
arttırmasıdır. Hastalarda unutkanlık gibi durumların görüldüğü de olmuştur.

Arananlar:

Burun akıntısı nedenleri ve tedavi süreci

BGA, yani ‘Burun Gerisine Akıntı’ olarak adlandırılan bu durum boğazda akıntı toplandığını
hissetmek, burnun gerisinde akıntı olduğunun farkına varma durumudur. Bu durum egzersiz, salgı
veya boğaz kasları ile ilgili sorunlardan dolayı ortaya çıkabilir.

Normal şartlarda burun ve sinüslerin içini kaplayan salgı bezleri günlük 200-500 ml. arasında salgı
üretir. Bu mukoza üzerinde ancak mikroskop ile görülebilecek küçüklükte kıllar bulunur. Bu kıllar
salgının geriye doğru hareket etmesini sağlar. Daha sonra da bilinçsiz bir şekilde yutulur. Buradaki
salgı zarları ıslatarak temizler ve enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu salgının üretilmesiyle temizlenmesi
sinirlere, damarlara, salgı bezlerine, hormonlara ve burundaki kıllara göre değişir.

Anormal olarak akan birtakım salgılar vardır. Bunlar grip, soğuk algınlığı, alerji, sağuk hava, parlak
ışığa maruz kalma gibi durumlarda görülür. Bunlar dışında etki eden faktörleri de sıralayacak olursak;

-Tahriş edici maddelere maruz kalmak burnu kurutur ve zarların zarar görmesine neden olur.
-Burundaki yapısal bozukluklar burna giren hava akımını değiştirerek burun zarlarını kurutabilir.
-Yaş ilerledikçe mukus zarları büzüşür ve kurur.

Burun akıntısı tedavisine başlanmadan önce mutlaka teşhis konması gerekir. Bu teşhis kapsamlı bir
KBB tedavisi ve röntgen çalışmalarıyla mümkündür. Eğer hastada kronik sinüzüt vakası varsa sinüsleri
açmak için cerrahi bir müdaheleye ihtiyaç duyulabilir. Burnun su ile yıkanması salgının düzelmesine
yardımcı olur. Burun için yapılmış özel cihazlarla bu eylem gerçekleştirilebilir. Reçete gerektirmeyen
basit tuz çözeltileriyle burun nemlendirilebilir.

Arananlar:

Adet düzensizliği

21 günden kısa, 35 günden uzun süren adetler anormal olarak nitelendirilir. Normal bir adet
kanamasının ortalama 28 günde olması gerekir. Bu kanama 3-7 gün arasında devam edebilir. İlk
günlerde daha şiddetli olan bu kanama zamanla azalır. Bu süre içerisinde ortalama 40 ml. kan
kaybedilir. İki adet kanamasının ortasına denk gelen dönemde lekelenme tarzında kanamalar olabilir.
Kanamanın çok fazla sürdüğü, uzun sürdüğü, iki adet arasında lekelenme görüldüğü durumlarda
doktora başvurulmasında fayda vardır. Bu düzensizliğin sebebi olarak hormonal değişiklikler,
yumurtaliktaki kistler, rahimdeki polipler, rahim içini döşeyen tabakanın anormal şekilde büyümesi ve
nadir olarak rahim kanseri bu tür düzensizliklere yol açar.

Adet süresinin 21 günden daha kısa sürmesi polimenore olarak adlandırılır. Bunun sonucunda
yıl içerisinde görülen adet kanaması sayısında da artış görülür. Sürekli olarak bu durumların
görülmesinin sebebi hormonal bozukluklardır. Stres, sigara, kahve, egzersiz ve günlük hayattaki
değişiklikler bu soruna neden olabilir. Düzenli aralıklarla adet gören bir bayanda kanamaların
sıklaşması durumunda paniğe kapınılmamalıdır.

Adet süresinin 35 günden fazla sürmesine de oligomenere adı verilir. Bunun sonucunda kanama
yılda 4-5 kez görülür. Doğurganlık döneminde bu duruma sık sık rastlanır. Bu durumun bir diğer
nedeni ise adet siklusunda yumurtlama olmaması ve rahmin iç tabakasının dışarıya kanla atılmasıdır.
Düzenli adet gören bir bayanda bu durumun yaşanmasının nedeni stres, hava şartları, kilo kayıpları ve
seyahat olabilir.

Arananlar:

Sivilce tedavisi

Sivilce tedavisine başlanıldığında birkaç gün içerisinde olumlu sonuç alınması pek mümkün değildir.
Birazdan vereceğimiz önerileri en az 8 hafta uygulamanız gerekir. 8 hafta sonunda herhangi bir
gelişme olmadığı takdirde uzman bir hekime başvurulmasında fayda vardır.

Eğer sivilceler gerçekten büyük bir sıkıntı yaratıp tedavi yöntemlerine yanıt vermiyorsa, veya deride
birtakım izler bırakıyorsa mutlaka doktora başvurulması gerekir.

Sivilcelerin tedavisinde kullanılan sivilce kremleri yüzdeki yağ kanallarını açmakta ve tıkanmasını
önlemektedir. Bu sayede sivilce oluşumu engellenir. Bu süreçte kullanılan antibiyotikler ise sivilce
oluşumunda rol oynayan bakterileri yok eder. Sivilce oluşumunu önlemek, sağlıklı bir cilde kavuşmak
için yapmanız gereken şeyleri sıralayacak olursak;

1) Sağlıklı bir cilde kavuşmanın, sağlıklı ve dengeli beslenme ile doğrudan alakalı olduğu
unutulmamalıdır. Beslenmeye kesinlikle dikkat edilmelidir.
2) Bol su içmek derinizin esnekliğini arttıracaktır. Böyle bir durum artıkların gözeneklerden atılmasına
yardımcı olur.
3) Yapacağınız küçük egzersizler vücudunuzdaki kan dolaşımını arttırarak cildinizin oksijene daha çok
maruz kalmasını sağlar ve besinlerden alınan faydayı arttırır.
4) Sigara ve alkol C vitaminini vücutta yok eder. Bu da derinizi sık tutan dokuya zarar verir.
5) Sivilceleri sıkmak veya patlatmak derinizde izler bırakmanıza sebep olabilir. Günde 2 kez ılık bir su
ile pH değerine dikkat edilmiş sabun kullanılarak yüzünüzü yıkamanız daha faydalı olacaktır.
6) Eğer saçlarınız uzunsa yüzünüze temasını engellemeye çalışın. Saçlardaki yağın yüze bulaşması
sivilce oluşumunu tetikleyecektir.

Arananlar:

Kış hastalıkları ve korunma yöntemleri

Kış mevsiminde soğuk havanın etkisiyle nezle, grip, faranjit, larenjit, orta kulak enfeksiyonu, bronşit,
zatürre gibi birçok hastalığa yakalanıldığı görülmüştür. Bu hastalıklar sırasıyla; çocukları, yaşlıları,
hamileleri ve kronik hastalıkları olanları etkiliyor. Özellikle kronik böbrek ve diyabet hastalarının
kış aylarında bu soğuklardan daha fazla etkilendiği görülür. Hastalığa yakalanma ihtimalle bir hayli
fazladır.

Kış mevsiminde soğuk havaya direnmek adına vücut daha fazla enerji harcar. Bu enerji ihtiyacı
karşılanamadığında vücut yorgun düşer ve hastalıklara daha dirençsiz bir hale gelir. Kışın ortaya çıkan
hava kirliliği de soğukla birleşince çeşitli hastalıklara sebebiyet verebilir.

-Zatürre: Özellikle kış mevsiminde ortaya çıkan ve tedavisi yapılmadığında ölüme kadar götürebilen
bir hastalıktır. Akciğerdeki hava keseciklerinin sıvı ile dolmasıyla baş gösteren zatürre akciğerin temel
görevi olan nefes alıp verme düzenini sekteye uğratır ve kandaki oksijen miktarını azaltır. Bu ve
bunun gibi reaksiyonlar sonucunda hücrelerin yetersizleşmesiyle ölümler yaşanabilir.

-Grip: İlk belirtileri boğazda karıncalanma, hapşırık ve burun akıntısıdır. Bunlara birtakım ağrılar
ve öksürük eklenir. Belki de kış aylarında en çok yakalanılan hastalıkların başında gelir. Korunma
yollarına değinecek olursak her sabah alınacak soğuk bir duşun faydalı olacağını söyleyebiliriz. Soğuk
suyun uyarıcı etkileri damarları hareketlendirir ve vücudun savunma gücünü arttırır.

-Bronşit: Şiddetli öksürük ve halsizlik gibi belirtileri vardır. Akciğerlerdeki bronşların içindeki
mukozanın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Elleri sık sık yıkamak, günde en az 2.5 litre su içmek,
klimaya maruz kalmamak, sigaradan uzak durmak hastalığın önlenmesinde ve mücadelesinde faydalı
olacak yollardır.

Arananlar: