öksürük » İlaçlar isimleri - İlaç Rehberi, ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Posts Tagged ‘ öksürük ’

TARKA(Film Tablet)

TARKA
Film Tablet

Abbott
Etken Madde(ler):
Verapamil HCl 180 mg, Trandolapril 2 mg

Piyasa Şekilleri:
28 film tablet içeren takvimli blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günde tek doz 1 Tarka 180/2 kapsül önerilir. Kreatinin klirensi 10-30 ml/dakika olan hastalarda tedaviye günde tek doz 1 Tarka 120/0.5 kapsülle başlanması önerilir. Gerekirse doz günde tek doz 1 Tarka 180/1 kapsüle çıkartılabilir. Bu hastalarda düzenli aralıklarla rutin olarak serum potasyum ve kreatinin kontrolleri gereklidir. Karaciğer fonksiyonu bozuk hastalarda tedaviye günde tek doz 1 Tarka 120/0.5 kapsülle başlanması önerilir. Bu doz gerekirse günde tek doz 1 Tarka 180/1 kapsül veya günde tek doz 1 Tarka 180/2 kapsüle yükseltilebilir.

Endikasyonları:
Hipertansiyonda endikedir. Verapamil istirahatte ve belirli bir efor düzeyinde periferik arteryolleri dilate ederek, arteryel kan basıncını düşürür. Total periferik direncin düşmesi sonucu, miyokardın oksijen gereksinmesi ve enerji tüketimi azalır. Verapamilin negatif inotropik etkisi total periferik direnci düşürmesiyle kompanse edilir; hastanın mevcut bir sol ventrikül disfonksiyonu yoksa, kardiyak indeks düşmez. Diğer bileşen trandolaprilse, ADE inhibitörüdür. Kan basıncı ve vasküler volüm regülasyonunda majör rolü olan renin-anjiyotensin-aldosteron (RAAS) sistemini baskılar. Verapamille trandolapril arasında gözlemlenen sinerjik aktivite, her iki ajanın birbirini tamamlayan farmakolojik etkilerine bağlanmaktadır. Klinik çalışmalarda verapamil/trandolapril kombinasyonu yüksek kan basıncını düşürmek açısından, tek başına her iki ilaçtan daha etkili, emniyet ve tolerabilitesiyse, her iki ilaç kadar iyi bulunmuştur.

Kontrendikasyonları:
Trandolapril veya verapamile aşırı duyarlılık, ADE inhibitör tedavisine bağlı anjiyonörotik ödem hikayesi, kardiyojenik şok, taze komplike enfarktüs, II. veya III. derece AV blok, SA blok, hasta sinüs sendromu, gebelik ve emzirme döneminde kontrendikedir.

Uyarılar:
İlacın ilk dozundan sonra seyrek olarak semptomatik hipotansiyon gelişebilir. Bu risk, özellikle ağır ve su ve tuz yetersizliği olan (örn. diüretik tedavisi, düşük sodyum diyeti, diyaliz, diyare, kusma nedeniyle) hastalarda; kalp yetmezliğinde; asitli sirozu olan hastalarda artar. Bu hastalarda volüm ve tuz eksikliği giderilmeli ve tedaviye hastane koşullarında ve düşük doz ilaçla başlanmalıdır. Böbrek fonksiyonları bozuk hastalarda dozun ayarlanması ve böbrek fonksiyonlarının izlenmesi gerekebilir. Böbrek fonksiyonlarının değiştiğine genel olarak pek rastlanmaz. Renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda hiperpotasemi gelişebilir. Böbrek fonksiyon bozukluğu, konjestif kalp yetmezliği veya renovasküler hipertansiyon ve özellikle bilateral renal arter stenozlu veya fonksiyonel tek böbrekli, örneğin renal transplantasyon geçirmiş, ünilateral renal arter stenozlu hastalarda akut renal yetmezlik gelişebilir. Bu akut böbrek fonksiyon kaybı, genelde tedavi kesildiğinde veya doz azaltıldığında düzelir. Bu grup hastalarda böbrek fonksiyonlarının rutin olarak izlenmesi önerilir. Hepatik fonksiyon bozukluğu olan hastalarda trandolaprilat plazma düzeyleri yükselebilir ve doz ayarlaması gerekebilir. Ender olgularda ADE inhibitörleriyle yüz, ekstremiteler, dil, glottis ve/veya larenksi de kapsayan anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Böyle bir durumda tedavi kesilmeli ve hasta ödem kaybolana kadar izlenmelidir, sadece yüzü etkileyen ödem genel olarak spontan kaybolur. Ancak ödem yüz ve glottisi kapsıyorsa, solunum yolu obstrüksiyonu riski nedeniyle, çok tehlikelidir. Eğer dil, glottis veya larenks etkilenmişse, acil 1:1000′lik adrenalin solüsyonu (0.3-0.5 ml) s.c. uygulanmalı ve gecikmeden uygun tedavi yapılmalıdır. İdiyopatik anjiyonörotik ödem hikayesi olan hastalarda dikkatli olunmalı ve daha önce bir ADE inhibitörüyle anjiyonörotik ödem gelişmişse bu kombinasyon müstahzarı uygulanmamalıdır. Kesin neden-sonuç ilişkisi bulunamamış olmasına rağmen, ADE inhibitörleriyle tedavide çok seyrek olguda nötropeni bildirilmiştir. Diğer ADE inhibitörleriyle de olduğu gibi özellikle böbrek fonksiyon bozukluğunda bağ dokusu hastalığı olan kişilerde belirli aralıklarla kan sayımı önerilir. Genel anestezi gerektiren büyük cerrahi müdahalelerde ADE inhibitörleriyle hipotansiyona neden olabilirler; bu plazma volümü arttırılarak düzeltilebilir. ADE inhibitörü tedavisinde olan ve poliakrilonitril metalil sulfonat yüksek-akım membranlarıyla (örn. AN 69) hemodiyalize edilen hastalarda anafilaktoid reaksiyonlara rastlanmıştır. Bu hastalarda bu tür membranlar kullanılmamalıdır. Bu kombinasyonun gebelerde emniyetle kullanımına ilişkin bilgiler yetersizdir. ADE inhibitörleri gebeliğin son 6 ayında kullanıldığında, gelişmekte olan fetüs üzerine zararlı etkilere ve hatta ölümüne neden olabilirler. ADE inhibitörleri plasentadan geçtiği için fetüsün kan basıncını düzenleyen mekanizmaları bozabileceği düşünülebilir. İkinci ve üçüncü trimesterde ilaç kullanımı sonrası yenidoğanlarda oligohidroamnios, hipotansiyon, oligüri, anüri olguları ve kafatası kemikleşme bozuklukları bildirilmiştir. ADE inhibitörleri prematüre ve düşük kilolu doğumlara yol açabilirler. Bu nedenle ADE inhibitörleri gebelikte kullanılmamalı ve gebelik teşhis edildiğinde tedavi hemen kesilmelidir. Bu kombinasyon gebelikte, emzirme döneminde ve etkin kontrasepsiyon uygulamayan, gebe kalma olasılğı olan kadınlarda kontrendikedir.

Yan Etkileri:
Bileşimdeki maddelerle tek tek görülmeyen yan etkilere kombine kullanımda da rastlanmamıştır. Trandolapril: Öksürük, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi gibi yan etkiler seyrek te olsa, görülebilir. Daha seyrek olarak palpitasyon, keyifsizlik, hipotansiyon, prurit, yüz kızarması ve bulantıya rastlanmıştır. Çok ender olarak fasiyal anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Verapamil: Verapamilin kalp ve dolaşıma etkileri bazan, özellikle yüksek doz ve müsait ön hasarlarda, terapötik etkinin dışına taşabilir; kalp frekansında yavaşlama (sinüs bradikardisi, AV blok), kan basıncının düşmesi, kontraktilite gücünün azalması görülebilir. Kabızlık sık; bulantı, baş dönmesi veya sersemlik, baş ağrısı, yüz kızarması, yorgunluk, gerginlik ve mafsal ödemleri nadiren görülebilir. Tek tük allerjik deri reaksiyonları (kızarıklık, kaşıntı, eritem) ve ayrıca muhtemelen allerjik bir hepatit sonucu, transaminaz ve/veya alkalik fosfatazlarda geçici yükselmeler bildirilmiştir. Yaşlı hastalarda uzun süreli tedavide çok ender olarak jinekomasti gözlenmiştir ve tedavinin kesilmesiyle belirtiler tamamen kaybolmuştur. Son derece seyrek olarak uzun süreli tedavide, tedavinin kesilmesiyle tamamen kaybolan, gingiva hiperplazi bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Diğer antihipertansiflerin etkisini artırabilir. Diüretik tedavisi altındaki hastaların bazılarında verapamil/trandolapril kombine müstahzarıyla tedaviye başlandığında aşırı kan basıncı düşmeleri görülebilir. Bu hastalarda semptomatik hipotansiyon riskini azaltmak için tedaviye başlamadan birkaç gün önce diüretik tedavisinin kesilmesi önerilir. Kardiyodepresan, yani Beta-bloker, antiaritmik ilaçlar, inhalasyon anestetikleri gibi kardiyak uyarı oluşumunu ve iletisini inhibe eden ilaçlarla birlikte uygulandığında, istenmeyen additif etkiler oluşabilir. Hipertrofik obstrüktif kardiyomiyopatili hastalarda kinidin ve oral verapamil birlikte uygulandığında, birkaç olguda hipotansiyon ve akciğer ödemi geliştiği bildirilmiştir. Birlikte uygulandığında verapamilin digoksin plazma düzeylerini %50-75 oranında yükselttiği bildirilmiştir; bu durumda digoksin dozunun azaltılması gerekir. Literatürde çok nadir olarak karbamazepinle (etki artışı), lityumla (etki azalması, nörotoksisite artışı), siklosporin ve teofilinle (plazma düzeyi yükselmesi) ve rifampisin, fenitoin, fenobarbitalle (verapamilin etkisinin azalması) ve simetidinle (verapamilin etkisinin artışı) etkileşme bildirilmiştir. Narkoz sırasında kullanılan kas gevşeticilerin etkisi artabilir. Trandolapril ve potasyum tuzlarının, potasyum tutan diüretiklerin veya prostaglandin sentezi inhibitörlerinin birlikte kullanımı, özellikle böbrek fonksiyon bozukluğunda, hiperpotasemi riskini artırır. Böyle bir kombinasyonun gerekli olduğu durumlarda, serum potasyum düzeylerinin sık kontrollerle izlenmesi çok önemlidir. Tüm antihipertansiflerde olduğu gibi, verapamil/trandolapril kombine müstahzarının da imipramin içeren majör trankilizan veya antidepresanlarla birlikte uygulanmasında ortostatik hipotansiyon riski artar.

Tags: ,

Arananlar:

GOPTEN(Kapsül)

GOPTEN
Kapsül

Abbott
Etken Madde(ler):
Trandolapril

Piyasa Şekilleri:
0.5 mg: 20 kapsül, 2 mg: 28 kapsül, 4 mg: 28 kapsül içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Hipertansiyon: Yetişkinler: Başlangıç dozu, günde tek doz 2 mg’dır. Uygun doz, günlük tek-doz olarak maksimal 4 mg olmak üzere hastanın tedaviye cevabına göre ayarlanır. Yaşlılar: Yetişkinlerde olduğu gibi, araştırmalar, böbrek fonksiyonları normal, 65 yaşın üzerindeki hastalarda Gopten dozunun değiştirilmesinin gerekmediğini göstermiştir. Böbrek fonksiyon bozukluğu: Kreatinin klirensinin 30 ml/dak’nın altında olduğu hastalarda, tedaviye günde tek doz Gopten 0.5 mg’la başlanması önerilir. Doz hastanın tedaviye cevabına göre yükseltilebilir. Karaciğer hastalığı: Tedaviye Gopten 0.5 mg’la başlanmalı, doz terapötik cevaba göre ayarlanmalıdır. Diüretik kullanan hastalar: Diüretik kullanan hastalarda Gopten’le tedaviye başlanmadan en az 3 gün önce diüretik kesilmeli veya tedaviye Gopten 0.5 mg kapsül ile başlanmalıdır. Miyokard enfarktüsü sonrası tedavi: Miyokard enfarktüsünden sonra tedaviye üçüncü günden itibaren başlanabilir. Tedaviye maksimal 0.5 mg’lık günlük doz ile başlanmalı, ve tedricen günde tek doz olarak uygulanan maksimal 4 mg’lık doza kadar çıkılmalıdır. Tolerabiliteye bağlı olarak, forse titrasyona ara verilebilir. Örn. semptomatik hipotansiyon gelişirse, birlikte uygulanan antihipertansif tedaviler (örn. nitrat gibi vazodilatörler, diüretikler) gözden geçirilmeli ve mümkünse bu ilaçların dozu azaltılmadır. Gopten dozu, ancak bu önlemler mümkün olmazsa veya sonuç vermezse azaltılmalıdır.

Endikasyonları:
Spesifik ve uzun etkili bir ADE inhibitörüdür. Tüm Evrelerinde Esansiyel Hipertansiyon: Gerek monoterapi ve gerekse diğer antihipertansiflerle kombinasyon tedavisi için uygundur. Miyokard Enfarktüsü Sonrası Sol Ventrikül Disfonksiyonu: Miyokard enfarktüsünden sonra sol ventrikül disfonksiyonu (ejeksiyon fraksiyonu %35) olan, kalp yetmezliği semptomları ve/veya rezidüel iskemisi olan veya olmayan hastalarda sürviyi iyileştirdiği gösterilmiştir. Trandolaprille uzun süreli tedavi genel mortaliteyi, ve özellikle kardiyovasküler mortaliteyi, anlamlı olarak azaltmaktadır ve ani ölüm riski ve ağır, dirençli kalp yetmezliği gelişmesi anlamlı olarak azalmakta ve fatal veya nonfatal reenfarktüs sıklığı da azalma eğilimi göstermektedir.

Kontrendikasyonları:
Trandolapril veya diğer ADE inhibitörlerine aşırı duyarlı olan hastalarda, ADE inhibitörü uygulamasıyla bağlantılı anjiyonörotik ödem hikayesi olan hastalarda, gebelik ve emzirme döneminde kontrendikedir.

Uyarılar:
ADE inhibitörleriyle, özellikle ilk dozda ve tedavinin ilk iki haftasında, ağır hipotansiyon gelişme olasılığı mevcuttur. Ağır su ve sodyum yetersizliği (tuzsuz diyet veya uzun süreli diüretik tedavisi), bilinen veya şüphelenilen renal arter stenozu, konjestif kalp yetmezliği olan ve lup diüretikleri kullanan ve asitli sirozu olan hastalarda aşırı kan basıncı düşmeleri görülebilir. Böbrek yetmezliği, konjestif kalp yetmezliği, bilateral renal arter stenozu ve unilateral renal arter stenozu olan hastalarda böbrek fonksiyonları bozulabilir. Bu hastalarda böbrek fonksiyonları izlenmeli ve fonksiyon bozukluğu başgösterirse, tedavi kesilmelidir. Diğer ADE inhibitörleriyle olduğu gibi Trandolapril ile tedavi edilen hastalarda da ender de olsa, yüz, dudak, dil, glottis ve/veya larenks ödemleri bildirilmiştir. Böyle bir durumda ilaç kesilmeli ve hasta ödem kaybolana kadar izlenmelidir. Eğer ödem sadece yüzü etkiliyorsa konservatif tedavi yeterlidir. Ancak fasiyal ödemin ve larenks ödeminin birlikte oluşması çok tehlikelidir. Eğer dil, glottis veya larenks etkilenmişse solunum yolları obstrüksiyonu oluşabilir. Bu durumda hemen 1:1000′lik adrenalin solüsyonu (0.3-0.5 ml) subkutan uygulanmalı ve gecikmeden uygun tedavi yapılmalıdır. Böyle bir reaksiyondan sonra, ADE inhibitörü ile tedavi bir daha düşünülmemelidir. ADE inhibitörü kullanımına bağlı olmayan, Quincke ödemi hikayesi olan hastalar, ADE inhibitörü tedavisinde Quincke ödemi gelişmesi açısından daha büyük risk taşır. Kesin neden-sonuç ilişkisi bulunamamış olmasına rağmen, ADE inhibitörleriyle tedavide çok seyrek vakalarda nötropeni bildirilmiştir. Diğer ADE inhibitörleriyle de olduğu gibi, trandolaprille tedavide de, özellikle böbrek ve/veya bağ dokusu hastalığı olan kişilerde, lökosit sayısının izlenmesi önerilir. Anestezik ajanların hipotansif etkileri, ADE inhibitörleriyle şiddetlenebilir. Bireysel farklı reaksiyonlara bağlı olarak bazen taşıt ve diğer makineleri kullanma yetisi azalabilir. ADE inhibitörleri gebeliğin son 6 aylık döneminde kullanıldığında, gelişmekte olan fetüs üzerinde zararlı etkilere ve hatta ölüme neden olabilir. ADE inhibitörleri, plasentadan geçtiği için, fetüsün kan basıncını düzenleyen mekanizmalarını bozabileceği düşünülebilir. İkinci ve üçüncü trimestirde ilaç kullanımı sonrası, yeni doğanlarda oligohidroamnios, hipotansiyon, oligüri, anüri vakaları ve kafatası kemikleşme bozuklukları bildirilmiştir. Bu durumda ilaç kullanımı, prematüre ve düşük kilolu doğumlara yol açabilir. Bu nedenle tüm ADE inhibitörleri gibi trandolapril de gebelikte kullanılmamalı ve gebelik teşhis edildiğinde tedavi derhal kesilmelidir. Gebelikte, emzirme döneminde ve etkin kontrasepsiyon uygulamayan, gebe kalma olasılığı olan kadınlarda kontrendikedir. Çocuklarda kullanılması önerilmez.

Yan Etkileri:
%1′den sık görülenler: Öksürük, baş ağrısı, asteni, baş dönmesi, bulantı. % 1′den seyrek görülenler: Palpitason, kırıklık hissi, hipotansiyon, prurit, yüz kızarması. İstisnai olarak; fasiyal anjiyonörotik ödem. Laboratuvar parametreleri: Çok seyrek vakada, genelde fonksiyonel olarak, üre ve plazma kreatinin yükselmeleri gözlenmiştir. Bu yükselmelere trandolaprilin bir diüretikle birlikte uygulandığı durumlarda daha sık rastlanır. Çok nadir olarak hiperpotasemi de bildirilmiştir. Bazı durumlarda (böbrek transplantasyonu sonrası, diyaliz hastaları gibi) ADE inhibitörleri ile anemi bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Trandolaprilin potasyum tuzları ve potasyum tutan diüretiklerle birlikte uygulanmasında, özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda, hiperpotasemi oluşabilir. Böyle bir kombinasyonun gerekli olduğu durumlarda, serum potasyum düzeylerinin sık kontrollerle izlenmesi çok önemlidir. Diüretik tedavisi altındaki hastalarda, özellikle bu tedaviye kısa süre önce başlanmışsa, trandolaprille tedavi başlangıcında, kan basıncında aşırı düşmeler görülebilir. Bu nedenle semptomatik hipotansiyon riskini azaltmak için, trandolapril tedavisine başlamadan birkaç gün önce, diüretik tedavisinin kesilmesi önerilir. Eğer diüretik tedavisinin devam etmesi gerekli görülüyorsa, tedavinin başlangıcında hasta dikkatle izlenmelidir. Bütün antihipertansiflerle olduğu gibi, nöroleptik veya trisiklik antidepresanlarla kombinasyon, ortostatik hipotansiyon riskini arttırır. Trandolapril lityumun eliminasyonunu azaltabilir; lityum serum düzeyleri izlenmelidir.

Tags: ,

Arananlar:

UNIVASC(Film Tablet)

UNIVASC
Film Tablet

Adeka
Etken Madde(ler):
Moeksipril HCl

Piyasa Şekilleri:
7.5 mg: 20 film tablet, 15 mg: 20 film tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Özellikle tuz ve/veya sıvı bozuklukları, kalp yetmezliği veya şiddetli ya da böbrek hastalığına bağlı hipertansiyonu olan hastalarda en düşük birim dozu olan 3.75 mg ile (sabahları) başlanmalıdır. Hasta ilk dozun uygulanmasını takiben ve ayrıca dozun artırılması sırasında kan basıncının kontrolsüz ve aşırı düşüşünü engellemek amacı ile en az 2 saat tıbbi gözlem altında olmalıdır. Şiddetli hipertansiyonu olan hastalarda (malignant hipertansiyon) tedavi hastanede stabilize edilmelidir. Normalde başlangıç dozu sabahları 7.5 mg’dır. Bu doz ile kan basıncı normal düzeyine getirilemez ise doz günde 15 mg’a çıkarılabilir. Genelde idame dozu 7.5 mg/gün veya 15 mg/ gündür. Günde 30 mg olan maksimum doz aşılmamalıdır.

Endikasyonları:
Esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Moeksiprile karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda ve daha önce ACE inhibitörü tedavisine bağlı olarak oluşmuş anjiyoödem hikayesi olan hastalarda, hamilelerde ve emziren annelerde kontrendikedir.

Uyarılar:
ACE inhibitörü kullanan hastalarda ekstremiteleri, yüzü, dudakları, mukoz membranları, dili, glottisi veya larinksi etkileyen anjiyoödeme rastlandığı bildirilmiştir. Anjiyoödem oluşmuş ise tedaviye ara verilmeli ve uygun bir tedaviye hemen başlanmalıdır. Moeksipril semptomatik hipotansiyona neden olabilir. Hacim ve/veya tuz kaybı tedaviye başlamadan önce ortadan kaldırılmalıdır. Hastalık renal fonksiyon yetmezliği ile gelişmekte isekollojen vasküler hastalıkları olan hastalarda lökosit sayımları kontrol edilmelidir. Hamilelerde ve emziren annelerde kullanılmamalıdır. Moeksipril hipotansiyona neden olduğundan reaksiyon yeteneğinde azalmaya neden olur. Alkol alımı bu etkiyi artırabilir. Moeksipril alan hastaların yaklaşık %2.6′sında hiperkalemi oluştuğu görülmüştür. Karaciğer ve barsak duvarındaki esterazlar tarafından aktif bileşiği olan moeksiprilata metabolize olduğundan, karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda değişmeden kalmış moeksipril’in plazma düzeyinde artış olabilir.

Yan Etkileri:
En sıklıkla bildirilen istenmiyen etkiler başağrısı, öksürük, baş dönmesi yüzde kızarma, döküntü ve halsizliktir. Nadiren bildirilen advers etkiler: Semptomatik hipotansiyon, postural hipotansiyon veya senkop, göğüs ağrısı, anjina miyokardiyal enfarktüs, palpitasyon, ritim bozuklukları, serebrovasküler problemler ve kızarıklıklar; serum kreatinin düzeylerinde yükselme; gastrointestinal etkiler arasında karın ağrısı, dispepsi, kabızlık, mide bulantısı, kusma, diyare, gıda rejimi/vücut ağırlığı değişimi, ağız kuruluğu, pankreatit ve hepatit; üst solunum yolu enfeksiyonu, farenjit, sinüzit/rinit, bronkospazm, dispne; renal yetmezlik; ürtiker ile kendini gösteren hipersensitivite, döküntü, kaşıntı, fotosensitivite; dalgınlık, uyku rejimi bozuklukları, sinirlilik, ruh hali değişiklikleri, anksiyete; anjiyoödem, tat alma bozuklukları, tinnitus, terleme, grip benzeri tablo, kırıklık, artralji ve miyaljidir.

İlaç Etkileşimleri:
Diğer ACE inhibitörleri ile diüretik tedavisi uygulandığında, kan basıncında aşırı düşüşler olur. Tiyazid diüretiklerine bağlı potasyum kaybını azaltabilir. Spironolakton, triamteren, amilorid ve diğer potasyum tutucu diüretikler veya potasyum suplemanlarının ACE inhibitörleri ile kullanıldıklarında hiperkalemi riskini artırdıkları gösterilmiştir. Lityum tedavisi sırasında ACE inhibitörü alan hastalarda serum lityum düzeyinin arttığı, lityum toksisitesi semptomlarının görüldüğü bildirilmiştir.

Tags: ,

Arananlar:

ZESTRIL(Tablet)

ZESTRIL
Tablet

A. İbrahim
Etken Madde(ler):
Lisinopril

Piyasa Şekilleri:
20 mg: 28 tablet, 5 mg: 28 tablet, 10 mg: 28 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günde tek doz olarak uygulanmalıdır. Esansiyel Hipertansiyon: Esansiyel hipertansiyonu olan ve diüretik kullanmayan hastalarda, başlangıç dozu 10 mg’dır. Çoğunlukla etkin idame dozu 20 mg’dır. Renal yetmezliği olanlarda, diüretik tedavisinin kesilmesi sözkonusu olmayan hastalarda, hacim ve/veya tuz azaltması yapılan hastalarda ve renovasküler hipertansiyonu olan hastalarda başlangıç dozu düşük tutulması gerektiğinden 2.5-5 mg ile tedaviye başlanmalıdır. Diüretik Tedavisi Alan Hastalar: Tedaviye başlandığında semptomatik hipotansiyon oluşabilir. Zestril ile tedaviye başlamadan 2-3 gün önce diüretikler kesilmelidir. Kesilmesi mümkün olmayan hastalarda tedavi, günde 5 mg ile başlanmalıdır. Renal Yetmezlikte: Kreatinin klirensi 70-30 ml/dak ise 5-10 mg, 30-10 ml/dak ise 2.5-5 mg, 10 ml/dakikadan az ise 2.5 mg doz ile başlanmalıdır. Kan basıncı kontrol altına alınana dek ya da maksimum 40 mg/gün’e kadar dozaj artırılabilir. Renovasküler Hipertansiyon: 2.5-5 mg’lık düşük bir dozla başlanması önerilir. Dozaj kan basıncı yanıtına göre ayarlanır. Konjestif Kalp Yetmezliği: Dijital ve/veya diüretikler ile uygun şekilde kontrol altına alınamayan hastalarda günde 2.5 mg’lık bir başlangıç dozu ile tedaviye eklenebilir. Genel etkinlik doz aralığı 5-20 mg’dır.

Endikasyonları:
Esansiyel ve renovasküler hipertansiyonda endikedir. Tek başına veya diğer antihipertansiflerle beraber kullanılabilir. Ayrıca dijital ve/veya diüretiklerle kontrol altına alınamamış konjestif kalp yetmezliği tedavisinde de endikedir.

Kontrendikasyonları:
Lisinoprile aşırı duyarlılığı bulunan hastalarda ve geçmişinde ADE inhibitörü kullanımından dolayı anjiyonörotik ödem öyküsü olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Komplike olmayan hipertansif hastalarda nadiren semptomatik hipotansiyon görülür. Lisinopril alan hastalarda semptomatik hipotansiyon daha çok hacim azalması olan (diüretik tedavisi, diyette tuz kısıtlaması, diyaliz, diyare ve kusma gibi) hastalarda meydana gelmektedir. Renal yetmezliği olsun veya olmasın konjestif kalp yetmezliği hastalarında, semptomatik hipotansiyon gözlenmiştir. Bu tür hastalarda lisinopril tedavisi kontrol altında başlatılmalı ve hastalar lisinopril ve/veya diüretik dozu ayarlanana dek yakından izlenmelidir. Aynı durum aşırı kan basıncı düşüşünün miyokard enfarktüsüne veya serebrovasküler zararlara yol açabileceği, iskemik kalp veya serebrovasküler hastalığı olanlar için de geçerlidir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda ADE inhibitörleriyle tedavinin başlatılmasının ardından oluşan hipotansiyon, renal fonksiyonların daha fazla bozulmasına neden olabilir. Genellikle tersiner olan bu durumlarda, akut renal yetmezlik bildirilmiştir. Bilateral renal arter stenozu veya tek bir böbrekte arter stenozu olup, ADE inhibitörleriyle tedavi edilen bazı hastalarda, tedavinin bırakılmasıyla kan üresi ve serum kreatinini geri dönüşlü olarak yükselmiştir. Diüretiğin ve/veya lisinoprilin dozunun azaltılması veya kesilmesi gerekebilir. Lisinopril de dahil ADE inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Bu durumda lisinopril hemen kesilmeli ve semptomlar tamamen kayboluncaya kadar izlenmelidir. Laringeal ödem ile seyreden anjiyonörotik ödem fetal olabilir. Larinks, dil ve glottisin ödemi halinde solunum yolu obstrüksiyonu meydana geldiğinde adrenalin 1/1000′lik çözeltisinden 0.3-0.5 ml uygulamak uygun bir tedavidir. Lisinopril kullanımıyla beraber görülen öksürük, karakteristik olarak artmayan, sürekliliği olan ve tedavinin kesilmesiyle ortadan kalkan tiptedir. Majör cerrahi operasyona giren veya anestezi için hipotansiyona neden olan ajanlar alan hastalarda, lisinopril kompanzatuvar renin salınımına sekonder olarak, anjiyotensin II oluşumunu durdurabilir. Hipotansiyon oluşursa ve mekanizmayla oluştuğuna karar verilirse, bu durum hacim artırımıyla düzeltilebilir. Gebelikte lisinopril ile yapılmış uygun ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Ancak, ADE inhibitörlerinin gebelik sırasında fötal ve neonatal morbidite ve mortaliteye neden olabileceğini gösteren veriler vardır. Zorunlu olmadıkça lisinoprilin gebelikte kullanılması önerilmez. Kullanılacaksa, fetusa muhtemel riskleri göz önüne alınmalıdır. İlk trimester dışında lisinoprilin fötusu istenmeyen şekilde etkileyip etkilemeyeceği kesin olarak bilinmemektedir. Gebeliğin ileri dönemlerinde lisinopril kullanıldığında fötal hipotansiyon, renal yetmezlik ve oligohidramniyoz oluştuğu bildirilmiştir. Muhtemelen renal fonksiyonlarda bir azalma olduğunu gösteren maternal oligohidramniyöz, uzuv kısalmaları ve kraniofasial deformasyonlar ile sonuçlanabilir. Oligohidramniyoz gözlenirse, anne için hayat kurtarıcı olarak düşünülmemesi halinde lisinopril kullanımına son verilmelidir. İnsan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Emziren anneye ancak gerekli görüldüğünde dikkatle verilmelidir. Çocuklarda güvenilirliği ve etkinliği bilinmemektedir.

Yan Etkileri:
Klinik çalışmalarda görülen yan etkileri çoğunlukla geçici ve hafiftir. En sık görülen yan etkiler uyku hali, baş ağrısı ve diyare, yorgunluk, öksürük, mide bulantısıdır. Daha az sıklıkla ortostatik etkiler, lekeler ve asteni görülebilir. Nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Kontrollü çalışmalarda ve ilacın kullanımından sonra bildirilen yan etkiler ise şunlardır: Yüksek riskli hastalarda, muhtemelen eksesif hipotansiyonu takiben, miyokard enfarktüsü veya serebrovasküler zararlar, palpitasyon, taşikardi, abdominal ağrı, ağız kuruması, hepatit, sarılık, mood değişiklikleri, mental konfüzyon, ürtiker, diyaforez, üremi, oligüri/anüri, renal fonksiyon bozukluğu, akut renal yetmezlik, impotens, ateş, vaskülit, miyalji, artalji/artrit, pozitif anti nükleer antikorlar, yüksek eritrosit sedimentasyon hızı, eozinofili, lökositoz, lekeler, fotosensitivite ve diğer dermatolojik problemler meydana gelebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Diüretiklerle tedavi edilmekte olanlarda ve özellikle diüretik tedavisine yeni başlamış hastalarda lisinopril verilmesi durumunda kan basıncında aşırı düşüş görülebilir. Tedaviye başlarken diüretikler kesilirse semptomatik hipotansiyon olasılığı minimalize edilebilir. Lisinopril eğer bir Beta-bloker yerine kullanılacaksa, kullanılmakta olan Beta-bloker, lisinopril ile tedaviye başladıktan sonra kademeler halinde dozu azaltılarak kesilmelidir. İndometazin, beraber kullanıldığında lisinoprilin antihipertansif etkisini azaltabilir. Lisinopril lityum tuzlarının eliminasyonunu azaltabilir. Lityum tuzları uygulanıyorsa, lityum düzeyleri dikkatlice izlenmelidir.

Tags: ,

Arananlar:

İNHİBRİL(Tablet)

İNHİBRİL
Tablet

Sistem
Etken Madde(ler):
Lisinopril

Piyasa Şekilleri:
10 mg: 30 tablet, 20 mg: 30 tablet, 5 mg: 30 tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük dozu 1 defada alınır. Esansiyel hipertansiyonda başlangıç dozu günlük 1 defada 10 mg’dır. İdame dozu bir defada 20 mg’dır. Eğer diüretik tedavisi terkedilmiyorsa günlük doz 5 mg’dır. Diüretik tedavisinin kesilmeyeceği durumlarda başlangıç dozu 2.5-5 mg’dır. Renovasküler hipertansiyonda başlangıç dozu 2.5 mg’dır. Konjestif kalp yetmezliğinde, diüretiklerle ve/veya digitallerle kontrol altına alınmayan hastalarda başlangıç dozu günde 2.5 mg’dır. Genel etkin doz aralığı günlük 5-20 mg’dır.

Endikasyonları:
Esansiyel ve renovasküler hipertansiyonda endikedir. Tek başına veya diğer antihipertansiflerle beraber kullanılabilir. Ayrıca dijital ve/veya diüretiklerle kontrol altına alınamamış konjestif kalp yetmezliği tedavisinde de endikedir.

Kontrendikasyonları:
Lisinoprile aşırı duyarlılığı bulunan hastalarda ve geçmişinde ADE inhibitörü kullanımından dolayı anjiyonörotik ödem öyküsü olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Komplike olmayan hipertansif hastalarda nadiren semptomatik hipotansiyon görülür. Lisinopril alan hastalarda semptomatik hipotansiyon daha çok hacim azalması olan (diüretik tedavisi, diyette tuz kısıtlaması, diyaliz, diyare ve kusma gibi) hastalarda meydana gelmektedir. Renal yetmezliği olsun veya olmasın konjestif kalp yetmezliği hastalarında, semptomatik hipotansiyon gözlenmiştir. Bu tür hastalarda lisinopril tedavisi kontrol altında başlatılmalı ve hastalar lisinopril ve/veya diüretik dozu ayarlanana dek yakından izlenmelidir. Aynı durum aşırı kan basıncı düşüşünün miyokard enfarktüsüne veya serebrovasküler zararlara yol açabileceği, iskemik kalp veya serebrovasküler hastalığı olanlar için de geçerlidir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda ADE inhibitörleriyle tedavinin başlatılmasının ardından oluşan hipotansiyon, renal fonksiyonların daha fazla bozulmasına neden olabilir. Genellikle tersiner olan bu durumlarda, akut renal yetmezlik bildirilmiştir. Bilateral renal arter stenozu veya tek bir böbrekte arter stenozu olup, ADE inhibitörleriyle tedavi edilen bazı hastalarda, tedavinin bırakılmasıyla kan üresi ve serum kreatinini geri dönüşlü olarak yükselmiştir. Diüretiğin ve/veya lisinoprilin dozunun azaltılması veya kesilmesi gerekebilir. Lisinopril de dahil ADE inhibitörleriyle tedavi edilen hastalarda nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Bu durumda lisinopril hemen kesilmeli ve semptomlar tamamen kayboluncaya kadar izlenmelidir. Laringeal ödem ile seyreden anjiyonörotik ödem fetal olabilir. Larinks, dil ve glottisin ödemi halinde solunum yolu obstrüksiyonu meydana geldiğinde adrenalin 1/1000′lik çözeltisinden 0.3-0.5 ml uygulamak uygun bir tedavidir. Lisinopril kullanımıyla beraber görülen öksürük, karakteristik olarak artmayan, sürekliliği olan ve tedavinin kesilmesiyle ortadan kalkan tiptedir. Majör cerrahi operasyona giren veya anestezi için hipotansiyona neden olan ajanlar alan hastalarda, lisinopril kompanzatuvar renin salınımına sekonder olarak, anjiyotensin II oluşumunu durdurabilir. Hipotansiyon oluşursa ve mekanizmayla oluştuğuna karar verilirse, bu durum hacim artırımıyla düzeltilebilir. Gebelikte lisinopril ile yapılmış uygun ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Ancak, ADE inhibitörlerinin gebelik sırasında fötal ve neonatal morbidite ve mortaliteye neden olabileceğini gösteren veriler vardır. Zorunlu olmadıkça lisinoprilin gebelikte kullanılması önerilmez. Kullanılacaksa, fetusa muhtemel riskleri göz önüne alınmalıdır. İlk trimester dışında lisinoprilin fötusu istenmeyen şekilde etkileyip etkilemeyeceği kesin olarak bilinmemektedir. Gebeliğin ileri dönemlerinde lisinopril kullanıldığında fötal hipotansiyon, renal yetmezlik ve oligohidramniyoz oluştuğu bildirilmiştir. Muhtemelen renal fonksiyonlarda bir azalma olduğunu gösteren maternal oligohidramniyöz, uzuv kısalmaları ve kraniofasial deformasyonlar ile sonuçlanabilir. Oligohidramniyoz gözlenirse, anne için hayat kurtarıcı olarak düşünülmemesi halinde lisinopril kullanımına son verilmelidir. İnsan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Emziren anneye ancak gerekli görüldüğünde dikkatle verilmelidir. Çocuklarda güvenilirliği ve etkinliği bilinmemektedir.

Yan Etkileri:
Klinik çalışmalarda görülen yan etkileri çoğunlukla geçici ve hafiftir. En sık görülen yan etkiler uyku hali, baş ağrısı ve diyare, yorgunluk, öksürük, mide bulantısıdır. Daha az sıklıkla ortostatik etkiler, lekeler ve asteni görülebilir. Nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Kontrollü çalışmalarda ve ilacın kullanımından sonra bildirilen yan etkiler ise şunlardır: Yüksek riskli hastalarda, muhtemelen eksesif hipotansiyonu takiben, miyokard enfarktüsü veya serebrovasküler zararlar, palpitasyon, taşikardi, abdominal ağrı, ağız kuruması, hepatit, sarılık, mood değişiklikleri, mental konfüzyon, ürtiker, diyaforez, üremi, oligüri/anüri, renal fonksiyon bozukluğu, akut renal yetmezlik, impotens, ateş, vaskülit, miyalji, artalji/artrit, pozitif anti nükleer antikorlar, yüksek eritrosit sedimentasyon hızı, eozinofili, lökositoz, lekeler, fotosensitivite ve diğer dermatolojik problemler meydana gelebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Diüretiklerle tedavi edilmekte olanlarda ve özellikle diüretik tedavisine yeni başlamış hastalarda lisinopril verilmesi durumunda kan basıncında aşırı düşüş görülebilir. Tedaviye başlarken diüretikler kesilirse semptomatik hipotansiyon olasılığı minimalize edilebilir. Lisinopril eğer bir Beta-bloker yerine kullanılacaksa, kullanılmakta olan Beta-bloker, lisinopril ile tedaviye başladıktan sonra kademeler halinde dozu azaltılarak kesilmelidir. İndometazin, beraber kullanıldığında lisinoprilin antihipertansif etkisini azaltabilir. Lisinopril lityum tuzlarının eliminasyonunu azaltabilir. Lityum tuzları uygulanıyorsa, lityum düzeyleri dikkatlice izlenmelidir.

Tags: ,

Arananlar: