hazımsızlık » ilaç rehberi -> İlaçlar isimleri - ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Posts Tagged ‘ hazımsızlık ’

Gastrit Rahatsızlığı Belirtileri Nelerdir? Gastrit Rahatsızlığının Nedenleri ve Tedavisi

Gastrit, midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucunda rastlanan bir hastalıktır. Mide zarında bölgesel ya da yaygın kızarıklıklar biçiminde rastlanır. Kadınlarda ve erkeklerde yakın oranlarda görülen Gastrit rahatsızlığı, günümüzde yaygın bir hastalık olma özelliğine sahiptir.

Mide iltihabı ya da mide nezlesi olarak da isimlendirilen gastritin sebepleri içinde ilk sırayı bir virüs ve stres almaktadır.
Bunların yanı sıra düzensiz ve kötü beslenme alışkanlıkları da, örneğin ağır yemekler, kuru ve sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol ve sigara kullanımı ve çeşitli ilaçlar midede gastrit oluşumunu kolaylaştırır.

Gastrit belirtileri olarak mide ağrısı, midede ekşime, yanma, bulantı, kusma, hazımsızlık, şişkinlik gibi durumlar söylenebilir.

Gastrit, günümüzde tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Bu nedenle, hastalığın kesin teşhisi ve tedavisi için hekimlere müracaat edilmelidir..
Gastrit tedavisi amacıyla ilk önce hastalığı doğuran ana sebepler ortadan kaldırılır. Düzenli yemek yeme alışkanlığı kazanmaya önem verilir. Yiyecekler azar azar ve iyice çiğnenerek yenir. Hafif yiyeceklerin yenmesi tercih edilir. Aspirin gibi ilaçları kullanmaktan uzak durulur.

Arananlar:

ABILIFY Tablet

ABILIFY
Tablet

Bristol-MS

Etken Madde(ler):
Aripiprazol

Piyasa Şekilleri:
30 mg: 28 tablet, 10 mg: 28 tablet, 15 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Abilify’ın önerilen başlangıç ve idame dozu yemeklerden bağımsız olarak günde bir defa uygulanan 15 mg/gün’dür. Klinik çalışmalarda 15 ile 30 mg/gün aralığındaki dozların etkili olduğu gösterilmiştir. Renal yetmezliği olan hastalarda ve hepatik yetmezliği olan hastalarda (Child-Pugh Sınıfı A, B ve C) doz ayarlaması gerekmez. 18 yaşın altındaki hastalarda güvenilirliği ve etkinliği belirlenmemiştir. 65 yaşve üzerindeki hastalarda doz ayarı gerekmez. Ancak, bu hasta popülasyonu ile olan deneyim sınırlıdır.

Endikasyonları:
Akut şizofreni epizodlarının tedavisinde ve idame tedavisi sırasında klinik düzelmenin devamlılığında endikedir.

Kontrendikasyonları:
Aripiprazole ya da herhangi bir bileşenine karşı aşırı duyarlı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hastanın klinik durumunun düzelmesi birkaç günden birkaç haftaya kadar sürebilir. Bu dönem boyunca hastalar yakından gözlenmelidir. Psikotik hastalıklarda intihar girişimi olasılığı doğaldır, ilaç tedavisinin yanı sıra hasta yakından gözlenmelidir. Antipsikotik tedavi süresi uzayınca tardif diskinezi riski arttığı için, eğer tardif diskinezi belirti ve bulguları görülürse dozun azaltılması ya da ilacın kesilmesi düşünülmelidir. Bu bulgular geçici olarak kötüleşebilir veya tedavi kesildikten sonra dahi ortaya çıkabilir. Aripiprazol dahil antipsikotik ilaçların uygulanması ile bağlantılı olarak kimi zaman Nöroleptik Malign Sendrom (NMS) denilen potansiyel olarak ölümcül bir bulgu kompleksi bildirilmiştir. NMS’nin klinik belirtileri hiperpireksi, kas gerginliği, mental durumda değişiklikler ve otonom instabilite belirtileridir (düzensiz nabız ya da kan basıncı, taşikardi, aşırı terleme ve kardiyak disritmi). Ayrıca kreatin fosfokinazda artış, miyoglobinüri (rabdomiyoliz) ve akut böbrek yetmezliği de görülebilir. Eğer bir hasta NMS belirti ve bulguları geliştirirse, ya da NMS’nin diğer klinik belirtileri olmadan açıklanamayan yüksek ateş gelişirse, ilaç derhal kesilmelidir. Nöbet bozukluğu hikayesi ya da nöbetle ilişkilendirilen durumları olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Potansiyel olarak alfa1-adrenerjik reseptör antagonist aktivitesi nedeniyle, aripiprazol ortostatik hipotansiyon ile bağlantılı bulunabilir. Aripiprazol kardiyovasküler hastalığı (miyokard infarktüsü ya da iskemik kalp hastalığı hikayesi, kalp yetmezliği ya da iletim anormallikleri), serebrovasküler hastalığı ya da hipotansiyona neden olabilecek durumları (dehidratasyon, hipovolemi ve antihipertansif ilaçlarla tedavi) olduğu bilinen hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Aripiprazol, iç vücut sıcaklığında bir artışa neden olabilecek örneğin yoğun egzersiz, aşırı sıcağa maruz kalma, antikolinerjik aktivitesi olan ilaçlarla birlikte alımı ya da dehidratasyona maruz kalma gibi durumların söz konusu olacağı hastalarda uygun bir özen gösterilerek reçetelenmelidir. Antipsikotik ilaç kullanımı özofagus dismotilitesi ve aspirasyon ile ilişkilendirilmiştir. Aspirasyon pnömonisi riski olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Atipik antipsikotik ilaçlarla tedavi edilen, demansla ilişkili psikozu olan yaşlı hastalarda ölüm riski yüksektir. Ölüm nedenleri çeşitli olmakla birlikte, ölümlerin büyük bir kısmının kardiyovasküler (ör. kalp yetmezliği, ani ölüm) veya infektif (ör. pnömoni) tabiatta olduğu düşünülmüştür. Aripiprazol demansla ilişkili psikozu olan hastaların tedavisinde kullanılmaz. Alzheimer hastalığı ile ilişkili psikozu olan yaşlı hastalarda, ölüm dahil serebrovasküler advers olaylar (ör. inme, geçici iskemik atak) rapor edilmiştir. Aripiprazol ile tedavi gören hastalarda görülen serebrovasküler advers olaylar için istatistiksel olarak anlamlı bir doz yanıt ilişkisi vardır. Tedavi edilen hastalarda hiperglisemi ve diyabet bildirilmiş, bazı vakalarda hipergliseminin aşırı derecede olduğu ve ketoasidoz, hiperosmolar koma veya ölüm ile ilişkili olduğu rapor edilmiştir. Çok nadir hiperglisemi rapor edilmiştir. Şizofreni hastalarında arka plandaki diabetes mellitus riskinin yüksek olması ve genel popülasyondaki diabetes mellitus insidansının artmakta olması, atipik antipsikotik kullanımı ve glikoz anomalileri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini güçleştirmektedir. Atipik antipsikotiklerle tedavi edilen hastalarda hiperglisemi bağlantılı yan etki riski kesin olarak tahmin edilememektedir. Diabetes mellitus teşhisi konmuş ve atipik antipsikotiklere başlamış olan hastalar glikoz kontrolünün kötüleşmesi ihtimaline karşı düzenli olarak izlenmelidir. Diabetes mellitus risk faktörleri olan (örn. obezite, ailede diabetes hikayesi) ve atipik antipsikotik tedavisine başlayan hastalara tedavinin başlangıcında ve periyodik olarak tedavi süresince açlık kan şekeri testi yapılmalıdır. Bazı vakalarda, ilacın kesilmesine rağmen anti-diyabetik tedaviye devam edilmesi gerekmiştir. Hamilelik kategorisi C’dir. İnsanlarda sınırlı deneyim olduğu için, hamilelikte yalnızca eğer beklenen yarar fetusa karşı olan potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. İnsan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Hastalara, aripiprazol alıyorlarsa emzirmemeleri önerilmelidir. 18 yaşın altındaki hastalarda güvenilirliği ve etkinliği kanıtlanmamıştır. Hastalar, aripiprazolün kendilerini olumsuz etkilemediğinden emin olana kadar motorlu araçlar dahil tehlikeli makinaları kullanmamaları konusunda uyarılmalıdırlar.

Yan Etkileri:
Şizofreni hastaları üzerinde yapılan plasebo kontrollü çalışmalarda görülen, tedavi gerektiren yan/advers etkiler: Çok sık (>%10): Baş ağrısı, uykusuzluk. Sık (>%1-<%10): Halsizlik, taşikardi, ortostatik hipotansiyon, bulantı, hazımsızlık, kusma, kabızlık, somnolans, akatizi, sersemlik, tremor, ekstrapiramidal sendroma, bulanık görme. Bipolar mani hastaları üzerinde yapılan kısa süreli plasebo kontrollü çalışmalarda görülen, tedavi gerektiren yan/advers etkiler: Çok sık (>%10): Bulantı, somnolans, akatizi. Sık (>%1-<%10): Vücut katılığı, göğüs ağrısı, hazımsızlık, kusma, kabızlık, miyalji, tremor, ekstrapiramidal sendroma, tükrük salgısında artış, konuşma bozukluğu, ajitasyon, bulanık görme. Nadir (>%0.1-<%1): Taşikardi, ortostatik hipotansiyon. Antipsikotik tedaviyle ilişkili olduğu bilinen ve aripiprazol ile ilişkili olarak da bildirilmiş istenmeyen etkiler arasında nadir nöroleptik malign sendrom bildirimleri ve tardif diskinezi ya da nöbet vakaları bulunmaktadır. Uzun Süreli Bipolar Mani Çalışmasında Bildirilen Yan/Advers Etkiler: Sinirlilik, tremor ve akatizidir. Pazara Sunum Sonrası Bildirilen Yan/Advers Etkiler: Çok nadir (<%0.01): Senkop, alanin aminotransferaz seviyelerinde yükselme, aspartat aminotransferaz seviyelerinde yükselme, GGT seviyelerinde yükselme, pankreatit, vücut sıcaklığı dengesinde bozukluk (ör: hipotermi, pireksi), alerjik reaksiyon (ör.anafilaktik reaksiyon, anjiyoödem, prurit veya ürtiker), hiperglisemi, diabetes mellitus, kreatinin fosfokinaz seviyelerinde yükselme, rabdomiyoliz ve priapizm.

İlaç Etkileşimleri:
Aripiprazolün SSS üzerindeki birincil etkileri göz önüne alındığı zaman, santral etki gösteren diğer ilaçlarla veya alkolle birlikte alındığı zaman dikkatli olunmalıdır. Aripiprazol, alfa1-adrenerjik reseptör antagonist akvitesi nedeniyle bazı antihipertansif bileşiklerin etkisini arttırma potansiyeline sahiptir. Hem CYP2D6 hem de CYP3A4 aripiprazol metabolizmasından sorumludur. CYP3A4'ü indükleyici ajanlar (ör. karbamazepin) aripiprazol klirensinde artış ve plazma seviyelerinde azalmaya neden olabilir. CYP3A4 (ör. ketokonazol) ve CYP2D6 (ör. kinidin, fluoksetin, paroksetin) aripiprazol eliminasyonunu inhibe edebilir ve plazma seviyelerini artırabilir. Ketokonazol ve aripiprazolün birlikte uygulanması, aripiprazol ve aktif metabolitlerinin EAA değerlerini sırasıyla %63 ve %77 artırır. Ketokonazol ve aripiprazol birlikte uygulanacağı zaman, aripiprazol dozu normal dozunun yarısına indirilmelidir. Diğer kuvvetli CYP3A4 inhibitörlerinin (itrakonazol) de benzer etkiler göstermesi beklenir ve benzer doz azaltması uygulanmalıdır, daha zayıf inhibitörler (eritromisin, greyfurt suyu) araştırılmamıştır. CYP3A4 inhibitörü kombinasyon tedavisinden çekildiğinde aripiprazol dozu artırılmalıdır. Kuvvetli bir CYP2D6 inhibitörü olan kinidin ile birlikte uygulanması sonucu, aripiprazolün EAA değeri %112 artmış ancak aktif metaboliti olan dehidro-aripiprazolün EAA değeri %35 azalmıştır. Kinidin ve aripiprazol birlikte uygulanacağı zaman, aripiprazol dozu normal dozunun yarısına indirilmelidir. Fluoksatin ve paroksetin gibi diğer kuvvetli CYP2D6 inhibitörlerininde benzer etkiler göstermesi beklenir ve benzer doz azaltması uygulanmalıdır. CYP2D6 inhibitörü kombinasyon tedavisinden çekildiğinde aripiprazol dozu artırılmalıdır. Güçlü bir CYP3A4 indükleyici olan karbamazepinin birlikte verilmesi sonucu, aripiprazolün ve aktif metaboliti dehidro-aripiprazolün Cmax ve EAA değerleri yaklaşık %70 oranında azalmıştır. Karbamazepin tedaviye eklendiğinde aripiprazol dozu iki kat artırılmalıdır. İlave doz artırımları klinik değerlendirme baz alınarak yapılmalıdır. Karbamazepin kombinasyon tedavisinden çekildiğinde aripiprazol dozu azaltılmalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

CYMEVENE IV Flakon

CYMEVENE
IV Flakon

Roche

Etken Madde(ler):
Gansiklovir sodyum 500 mg

Piyasa Şekilleri:
1 i.v. flakon içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Normal renal fonksiyona sahip hastalarda 14-21 gün süreyle her 12 saatte bir, bir saatten fazla sürecek sabit hızla 5 mg/kg uygulanmalıdır (10 mg/kg/gün). Böbrek yetmezliği olan hastalarda serum kreatinin miktarı 124′den düşük ise 5 mg/kg’lık dozlar 12 saatlik aralıklarla, 125-225 olan hastalarda 2.5 mg/kg’lık dozlar 12 saatlik aralıklarla, 226-398 olan hastalarda 2.5 mg/kg’lık dozlar 24 saatlik aralıklarla, 398′den yüksek olan hastalarda 1.25 mg/kg’lık dozlar 24 saatlik aralıklarla uygulanır. i.m. ve s.c. uygulamalardan kaçınılmalıdır. Hızlı i.v enjeksiyon yapılmamalıdır.

Endikasyonları:
İmmün uyuşmazlığı bulunan şahıslardaki yaşamı veya görmeyi tehdit edici sitomegalovirüs (CMV) enfeksiyonlarında endikedir. Edinsel bağışıklık yetersizliği sendromu (AIDS) olan kişiler ve organ nakli yapılan hastalarda CMV enfeksiyonlarını önlemek amacıyla kullanılır.

Kontrendikasyonları:
Gansiklovire, asiklovire veya ilacın içerdiği diğer yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Klinik öncesi testlerde gansiklovir mutajenisite, teratojenisite ve karsinojenisiteye neden olmuştur. Gansiklovir ile tedavi edilen hastalarda nötropeni, anemi ve trombositopeni gözlemlenmiştir. Mutlak nötrofil sayımı 500 hücre/ml’den az ise ya da trombosit sayımı 25.000 hücre/ml’den az ise terapiye başlanmamalıdır. Renal fonksiyon bozukluğunda, kreatinin klirensine dayalı doz ayarlamaları önerilir. Yüksek bir pH (9-11) değeri olduğundan flebit ve/veya i.v. yapılan tarafta ağrıya neden olabilir. Gansiklovir solüsyonlarının; hızlı dilüsyon ve dağılımını sağlamak üzere yalnızca yeterli kan akışı olan venler içine verilmesine dikkat edilmelidir. Gansiklovir alan hastalarda nöbet, uyuklama, baş dönmesi, ataksi, konvüzyon ve/veya koma görülebilir. Bu etkiler görüldüğü takdirde hastanın araba ve makine kullanma yeteneği de dahil olmak üzere uyanık ve dikkatli olmasını gerektiren görevlerini etkileyebilir. Gansiklovirin geçici ya da sürekli spermatojenez inhibisyonuna neden olması muhtemeldir. Gebelik sırasında ancak sağlayacağı yararlar fetüse vereceği potansiyel zarar riskinden fazla ise kullanılmalıdır. Çocuk sahibi olma potansiyeline sahip kadınlar tedavi sırasında etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Erkek hastalara tedavi sırasında ve tedavi bitiminden sonraki 90 gün içinde bariyer kontraseptif kullanmaları önerilmelidir. Gansiklovirin insan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. İlaçların çoğu geçtiği için, emziren annelere verilmemelidir. Son dozun alımı ile emzirmenin yeniden başlaması arasında geçmesi gereken minimum süre bilinmemektedir.

Yan Etkileri:
Kan ve lenfatik sistem: Anemi, eozinofili, hipokromik anemi, lökopeni, kemik iliği depresyonu, pansitopeni, trombositopeni. Mide-barsak sistemi: Karın ağrısı, kabızlık, ishal, hazımsızlık, disfaji, erüktasyon, fekal enkontinans, barsak gazı, hemoraji, karaciğer fonksiyon testi anormalliği, ağız ülseri, bulantı, pankreatit, dil bozuklukları, kusma. Vücut genelinde: Karın büyümesi, anoreksi, asteni, selülit, göğüs ağrısı, üşüme, ödem, ateş, başağrısı, enfeksiyon, malasi, ağrı, ışığa karşı duyarlılık reaksiyonu, sepsis, enjeksiyon yerinde; apse, ödem, hemoraji, enflamasyon, ağrı, flebit. Kardiyovasküler sistem: Aritmi, derin tromboflebit, hipertansiyon, hipotansiyon, migren, flebit, vazodilatasyon. Solunum sistemi: Öksürük artışı, dispne. Merkezi sinir sistemi: Anormal rüya ve düşünceler, anormal yürüyüş, anksiyete, ataksi, koma, konfüzyon, depresyon, baş dönmesi, ağız kuruluğu, öfori, hipestezi, uykusuzluk, manik reaksiyon, sinirlilik, parestezi, psikoz, nöbetler, uyuklama, tremor. Deri: Akne, alopesi, herpes simplex, makülopopüler isilik, prüritus, isilik, terleme, ürtiker. Özel duyular: Anormal görme, amblopi, körlük, konjunktivit, sağırlık, göz ağrısı, glokom, retina ayrışması, retinit, tat bozulması, vitreus bozukluğu. Metabolizma ve beslenme bozuklukları: Alkali fosfataz artışı, kreatinin artışı, kreatin fosfokinaz artışı, kan şekeri düşüşü, hipokalemi, laktik dehidrojenaz artışı, SGOT artışı, SGPT artışı. Ürogenital sistem: Anormal böbrek fonksiyonu, meme ağrısı, kreatinin klirensi azalması, hematüri, kan üre azotu artışı (BUN), böbrek yetmezliği, idrar sıklığı, idrar yolu enfeksiyonu. Kas ve iskelet sistemi: Miyalji, miyasteni.

İlaç Etkileşimleri:
Gansiklovirin plazma proteinlerine bağlanması yalnızca %1-2 olup, bağlanma yeri değiştirilmesi şeklinde ilaç etkileşmeleri beklenmemektedir. Probenesid, gansiklovirin serum konsantrasyonlarını artırabilir. Zidovudin ve gansiklovirin her ikisi de granülositopeni (nötropeni) ve anemiye neden olabilirler. Bu advers etkiler izlenmelidir. Başlangıç rejimi didanozinin AUC’sini (%70 kadar) artırabilir; didanozinle ilgili advers etkiler yakından takip edilmelidir. İdame rejimi didanozinin AUC’sini (%50 kadar) artırabilir. Gansiklovir ve imipenem-silastatin alan hastalarda genelleşmiş nöbetler bildirilmiştir. Bu ilaçlar, potansiyel yararları riskleri aşmadığı takdirde ardarda kullanılmamalıdır. Miyelosupresif ve böbrek bozukluğuyla ilgili olduğu bilinen başka ilaçlarla birlikte toksisite artabilir. Oral mikofenolat ve i.v. gansiklovirin tavsiye edilen dozlarının tek doz uygulanması ile yapılan çalışmanın sonuçlarına ve mikofenolat ile gansiklovirin farmakokinetiği üzerine renal bozukluğun bilinen etkilerine dayanarak; renal tübüler sekresyon mekanizması için yarışan bu iki ajanın birlikte kullanılmasının MPAG (mikofenolatın inaktif metaboliti) ve gansiklovir konsantrasyonlarının artmasına neden olacağı görüşüne varılmıştır. Mikofenolat ve gansiklovirin birlikte kullanıldığı böbrek yetmezliği olan hastalarda gansiklovir için tavsiye edilen dozlar gözlenmeli ve hasta dikkatlice izlenmelidir. MPA (mikofenolatın aktif metaboliti) farmakokinetiğinin önemli ölçüde değişmesi beklenmez ve mikofenolat doz ayarlamasına gerek yoktur.

Arananlar:

ANTEPSİN Tablet

ANTEPSİN
Tablet

Bilim

Etken Madde(ler):
Sukralfat 1 g

Piyasa Şekilleri:
60 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Mide ülseri, duodenum ülseri, reflü özofajit: Sabah kahvaltıdan 1 saat önce ve gece yatarken, günde 2×2 tablet 4-8 hafta süreyle, idame dozu sadece gece yatarken 6 aylık periyotlarla günde 2 tablet. Stres ülseri ve kanamaları: 4 saatte 1 tablet (günde 8 tablete çıkabilir). Maksimum doz 8 g’dır.

Arananlar:

ANTEPSİN Süspansiyon

ANTEPSİN
Süspansiyon

Bilim

Etken Madde(ler):
Sukralfat 1 g/5 ml

Piyasa Şekilleri:
250 ml’lik şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz 2×2 ölçektir.

Arananlar: