eritem » İlaçlar isimleri - İlaç Rehberi, ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Posts Tagged ‘ eritem ’

TRİMOSİN(Süspansiyon)

TRİMOSİN
Süspansiyon

Üretici Firma:
SSK
Etken Madde(ler):
Amoksisilin trihidrat 250 mg/5 ml

Piyasa Şekilleri:
100 ml’lik şişelerde.

Kullanım Şekli:
8 saatte 1 ölçek alınır. Hafif enfeksiyonlarda 20 mg/kg, şiddetli enfeksiyonlarda 40 mg/kg günlük doz olarak hesaplanıp 8 saatte 1 eşit miktarda alınır.

Endikasyonları:
Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların (Staphylococcus aureus (penisilinaz salgılamayan), alfa ve beta-hemolitik streptokoklar, Streptococus faecalis, Diplococcus pneumoniae gibi gram pozitif mikroorganizmalar ile Haemophilus influenzae, Neisseria gonorrhoeae, E. coli ve Proteus mirabilis gibi gram negatif mikroorganizmalar) neden olduğu; tonsilit, farenjit, akut ve kronik bronşit, pnömoni, sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları; sistit, üretrit piyelonefrit, gonore, septik, abortus, adneksit, ve puarperal enfeksiyonlar gibi ürojenital sistem enfeksiyonları; flebit, abse, erizipel, impetigo ve enfekte akne gibi deri ve yumuşak doku enfeksiyonları ile sepsis ve bakteriyel menenjit tedavisinde kullanılır. Patojen mikroorganizmaların amoksisiline duyarlılığının belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalı, gerektiğinde enfeksiyonun yerine göre cerrahi müdahale uygulanmalıdır.

Kontrendikasyonları:
Penisilinlere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi, bazen de öldürücü aşırı anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tipreaksiyonlar özellikle çeşitli alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde ve parenteral uygulamalarda oral uygulamalara oranla daha sık görülmüştür. Sefalosporinlere şiddetli reaksiyon gösteren hastalar penisilinlere karşı da duyarlı olabilirler. Bu gibi hastalarda kullanılırken dikkatli bir araştırma yapılmalı ve alerjik reaksiyon görüldüğünde amoksisilin tedavisi kesilerek bu durumlarda genellikle kullanılan antihistaminikler presöraminler ve kortikosteroidler ile uygun tedaviye başlanmalıdır. Anafilaktoid reaksiyonlar bu maddelerin ve adrenalinin acilen kullanılımını gerektirir. Aynı zamanda hava yolunun açık tutulması sağlanmalı ve gerektiğinde entübasyon uygulanmalıdır. Uzun süreli tedavilerde tüm güçlü ilaçlarda olduğu gibi hematopoetik sistem, böbrek ve karaciğer fonksiyonları belirli aralıklarla izlenmelidir. Tedavi süresinde mikotik (Candida) ya da bakteriyel (Enterobacter, Pseudomonas) süperenfeksiyonlar gelişebilir, bu gibi durumlarda amoksisilin tedavisi durdurulmalı ve süperenfeksiyona yol açan mikroorganizmalara etkili ajanların kullanılmasına başlanmalıdır. Amoksisilin idrarda yüksek konsantrasyonlara eriştiğinden Clinitest Benedict ya da Fehling solüsyonu ile yapılan glukoz testlerinde yanlış pozitif sonuçlar alınabilir. Bu nedenle idrarda glukozun enzimatik glukoz oksidasyonuna dayanıklı testler ile aranması uygundur. Amoksisilinin hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır. Amoksisilin anne sütüne geçer; bu nedenle emzirenlerde kullanıldığında bu özelliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yan Etkileri:
Yan etkilere genellikle penisilinlere duyarlı kişilerde alerji, astım, saman nezlesi ya da ürtiker gibi özgeçmişi olanlarda rastlanır. Glosit, stomatit, bulantı, kusma, diyare, psödomembranöz kolit (bu reaksiyonlar genellikle oral formlarla ilgilidir) gibi gastrointestinal; eritem, makülopapüler kızartı, ürtiker, multiform ve bazen eksfoliyatif dermatit gibi dermatolojik; anemi, trombositopeni, trombositopenik purpura, eozinofili, lökopeni ve agranülositoz gibi hematopoetik sistemi ilgilendiren yan etkiler izlenebilir. Hafif bir SGOT artışı bildirilmişse de bunun klinik önemi bilinmemektedir. Enfeksiyöz mononükleoz olgularında amoksisilin uygulaması alerjik deri reaksiyonlarını daha kolayca ve de daha ciddi bir şekilde ortaya çıkartacağından bu vakalarda amoksisilin kullanılmamalıdır.

İlaç Etkileşimleri:
Amoksisilin, digoksin veya allopurinolle birlikte kullanıldığında bu ilaçların absorpsiyonlarını artırabilir. Allopurinolle beraber alındığında ciltte kızarıklıkların oluşması insidansı artar. Kumarin ile kullanılması halinde amoksisilinin kan düzeyi yükselir.

Tags: ,

Arananlar:

LARGOPEN-BID 400(Süspansiyon)

LARGOPEN-BID 400
Süspansiyon

Üretici Firma:
Bilim
Etken Madde(ler):
Amoksisilin trihidrat 400 mg/5 ml

Piyasa Şekilleri:
100 ml’lik şişelerde.

Kullanım Şekli:
Yeni doğanda ve 12 haftalık (3 ay) veya daha küçük çocuklarda: Renal fonksiyonlar tam olarak gelişmediğinden, bu yaş grubunda önerilen en yüksek amoksisilin dozu 30 mg/kg/gündür. Uygulama 12 saatte bir kez eşit bölünmüş dozlarda yapılmalıdır. 3 aydan büyük çocuklarda: Hafif/orta derecedeki kulak/burun/boğaz enfeksiyonlarında 25/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 20/mg/kg/gün 8 saatte bir, ağır enfeksiyonlarda 45/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 40/mg/kg/gün 8 saatte bir. Hafif/orta/ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarında 45/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 40/mg/kg/gün 8 saatte bir. Hafif/orta derecedeki genito üriner sistem enfeksiyonlarında 25/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 20/mg/kg/gün 8 saatte bir, ağır enfeksiyonlarda 45/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 40/mg/kg/gün 8 saatte bir. Hafif/orta derecedeki deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarında 25/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 20/mg/kg/gün 8 saatte bir, ağır enfeksiyonlarda 45/mg/kg/gün 12 saatte bir veya 40/mg/kg/gün 8 saatte bir uygulanır. 40 kg veya üzerindeki çocuklarda erişkin dozu uygulanmalıdır. Az duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlarda ağır enfeksiyon dozları uygulanır. A grubu Beta hemolitik streptokoklarla oluşan enfeksiyonlarda akut romatizmal atak veya akut glomerülonefrit oluşmasını önleyebilmek için tedavi en az 10 gün sürdürülmelidir. Bakteriyel menenjit: Çocuklarda ve erişkinlerde doz 150-200 mg/kg/gün’dür. 3-4 saatte bir eşit dozlara bölünerek uygulanır.

Endikasyonları:
Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların (Staphylococcus aureus (penisilinaz salgılamayan), alfa ve beta-hemolitik streptokoklar, Streptococus faecalis, Diplococcus pneumoniae gibi gram pozitif mikroorganizmalar ile Haemophilus influenzae, Neisseria gonorrhoeae, E. coli ve Proteus mirabilis gibi gram negatif mikroorganizmalar) neden olduğu; tonsilit, farenjit, akut ve kronik bronşit, pnömoni, sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları; sistit, üretrit piyelonefrit, gonore, septik, abortus, adneksit, ve puarperal enfeksiyonlar gibi ürojenital sistem enfeksiyonları; flebit, abse, erizipel, impetigo ve enfekte akne gibi deri ve yumuşak doku enfeksiyonları ile sepsis ve bakteriyel menenjit tedavisinde kullanılır. Patojen mikroorganizmaların amoksisiline duyarlılığının belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalı, gerektiğinde enfeksiyonun yerine göre cerrahi müdahale uygulanmalıdır.

Kontrendikasyonları:
Penisilinlere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi, bazen de öldürücü aşırı anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tipreaksiyonlar özellikle çeşitli alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde ve parenteral uygulamalarda oral uygulamalara oranla daha sık görülmüştür. Sefalosporinlere şiddetli reaksiyon gösteren hastalar penisilinlere karşı da duyarlı olabilirler. Bu gibi hastalarda kullanılırken dikkatli bir araştırma yapılmalı ve alerjik reaksiyon görüldüğünde amoksisilin tedavisi kesilerek bu durumlarda genellikle kullanılan antihistaminikler presöraminler ve kortikosteroidler ile uygun tedaviye başlanmalıdır. Anafilaktoid reaksiyonlar bu maddelerin ve adrenalinin acilen kullanılımını gerektirir. Aynı zamanda hava yolunun açık tutulması sağlanmalı ve gerektiğinde entübasyon uygulanmalıdır. Uzun süreli tedavilerde tüm güçlü ilaçlarda olduğu gibi hematopoetik sistem, böbrek ve karaciğer fonksiyonları belirli aralıklarla izlenmelidir. Tedavi süresinde mikotik (Candida) ya da bakteriyel (Enterobacter, Pseudomonas) süperenfeksiyonlar gelişebilir, bu gibi durumlarda amoksisilin tedavisi durdurulmalı ve süperenfeksiyona yol açan mikroorganizmalara etkili ajanların kullanılmasına başlanmalıdır. Amoksisilin idrarda yüksek konsantrasyonlara eriştiğinden Clinitest Benedict ya da Fehling solüsyonu ile yapılan glukoz testlerinde yanlış pozitif sonuçlar alınabilir. Bu nedenle idrarda glukozun enzimatik glukoz oksidasyonuna dayanıklı testler ile aranması uygundur. Amoksisilinin hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır. Amoksisilin anne sütüne geçer; bu nedenle emzirenlerde kullanıldığında bu özelliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yan Etkileri:
Yan etkilere genellikle penisilinlere duyarlı kişilerde alerji, astım, saman nezlesi ya da ürtiker gibi özgeçmişi olanlarda rastlanır. Glosit, stomatit, bulantı, kusma, diyare, psödomembranöz kolit (bu reaksiyonlar genellikle oral formlarla ilgilidir) gibi gastrointestinal; eritem, makülopapüler kızartı, ürtiker, multiform ve bazen eksfoliyatif dermatit gibi dermatolojik; anemi, trombositopeni, trombositopenik purpura, eozinofili, lökopeni ve agranülositoz gibi hematopoetik sistemi ilgilendiren yan etkiler izlenebilir. Hafif bir SGOT artışı bildirilmişse de bunun klinik önemi bilinmemektedir. Enfeksiyöz mononükleoz olgularında amoksisilin uygulaması alerjik deri reaksiyonlarını daha kolayca ve de daha ciddi bir şekilde ortaya çıkartacağından bu vakalarda amoksisilin kullanılmamalıdır.

İlaç Etkileşimleri:
Amoksisilin, digoksin veya allopurinolle birlikte kullanıldığında bu ilaçların absorpsiyonlarını artırabilir. Allopurinolle beraber alındığında ciltte kızarıklıkların oluşması insidansı artar. Kumarin ile kullanılması halinde amoksisilinin kan düzeyi yükselir.

Tags: ,

Arananlar:

LARGOPEN(Tablet)

LARGOPEN
Tablet

Üretici Firma:
Bilim
Etken Madde(ler):
Amoksisilin trihidrat

Piyasa Şekilleri:
1 g: 16 tablet, 500 mg: 16 tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz erişkinlerde 3-4×250-500 mg ve çocuklarda 3-4 eşit kısımda uygulanan 20-40 mg/kg’dır.

Endikasyonları:
Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların (Staphylococcus aureus (penisilinaz salgılamayan), alfa ve beta-hemolitik streptokoklar, Streptococus faecalis, Diplococcus pneumoniae gibi gram pozitif mikroorganizmalar ile Haemophilus influenzae, Neisseria gonorrhoeae, E. coli ve Proteus mirabilis gibi gram negatif mikroorganizmalar) neden olduğu; tonsilit, farenjit, akut ve kronik bronşit, pnömoni, sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları; sistit, üretrit piyelonefrit, gonore, septik, abortus, adneksit, ve puarperal enfeksiyonlar gibi ürojenital sistem enfeksiyonları; flebit, abse, erizipel, impetigo ve enfekte akne gibi deri ve yumuşak doku enfeksiyonları ile sepsis ve bakteriyel menenjit tedavisinde kullanılır. Patojen mikroorganizmaların amoksisiline duyarlılığının belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalı, gerektiğinde enfeksiyonun yerine göre cerrahi müdahale uygulanmalıdır.

Kontrendikasyonları:
Penisilinlere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi, bazen de öldürücü aşırı anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tipreaksiyonlar özellikle çeşitli alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde ve parenteral uygulamalarda oral uygulamalara oranla daha sık görülmüştür. Sefalosporinlere şiddetli reaksiyon gösteren hastalar penisilinlere karşı da duyarlı olabilirler. Bu gibi hastalarda kullanılırken dikkatli bir araştırma yapılmalı ve alerjik reaksiyon görüldüğünde amoksisilin tedavisi kesilerek bu durumlarda genellikle kullanılan antihistaminikler presöraminler ve kortikosteroidler ile uygun tedaviye başlanmalıdır. Anafilaktoid reaksiyonlar bu maddelerin ve adrenalinin acilen kullanılımını gerektirir. Aynı zamanda hava yolunun açık tutulması sağlanmalı ve gerektiğinde entübasyon uygulanmalıdır. Uzun süreli tedavilerde tüm güçlü ilaçlarda olduğu gibi hematopoetik sistem, böbrek ve karaciğer fonksiyonları belirli aralıklarla izlenmelidir. Tedavi süresinde mikotik (Candida) ya da bakteriyel (Enterobacter, Pseudomonas) süperenfeksiyonlar gelişebilir, bu gibi durumlarda amoksisilin tedavisi durdurulmalı ve süperenfeksiyona yol açan mikroorganizmalara etkili ajanların kullanılmasına başlanmalıdır. Amoksisilin idrarda yüksek konsantrasyonlara eriştiğinden Clinitest Benedict ya da Fehling solüsyonu ile yapılan glukoz testlerinde yanlış pozitif sonuçlar alınabilir. Bu nedenle idrarda glukozun enzimatik glukoz oksidasyonuna dayanıklı testler ile aranması uygundur. Amoksisilinin hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır. Amoksisilin anne sütüne geçer; bu nedenle emzirenlerde kullanıldığında bu özelliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yan Etkileri:
Yan etkilere genellikle penisilinlere duyarlı kişilerde alerji, astım, saman nezlesi ya da ürtiker gibi özgeçmişi olanlarda rastlanır. Glosit, stomatit, bulantı, kusma, diyare, psödomembranöz kolit (bu reaksiyonlar genellikle oral formlarla ilgilidir) gibi gastrointestinal; eritem, makülopapüler kızartı, ürtiker, multiform ve bazen eksfoliyatif dermatit gibi dermatolojik; anemi, trombositopeni, trombositopenik purpura, eozinofili, lökopeni ve agranülositoz gibi hematopoetik sistemi ilgilendiren yan etkiler izlenebilir. Hafif bir SGOT artışı bildirilmişse de bunun klinik önemi bilinmemektedir. Enfeksiyöz mononükleoz olgularında amoksisilin uygulaması alerjik deri reaksiyonlarını daha kolayca ve de daha ciddi bir şekilde ortaya çıkartacağından bu vakalarda amoksisilin kullanılmamalıdır.

İlaç Etkileşimleri:
Amoksisilin, digoksin veya allopurinolle birlikte kullanıldığında bu ilaçların absorpsiyonlarını artırabilir. Allopurinolle beraber alındığında ciltte kızarıklıkların oluşması insidansı artar. Kumarin ile kullanılması halinde amoksisilinin kan düzeyi yükselir.

Tags: ,

Arananlar:

MIVACRON IV Ampul

MIVACRON
IV Ampul

Üretici Firma:
GlaxoSmithKline
Etken Madde(ler):
Mivakuryum 2 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik 5 i.v. ampul, 10 ml’lik 5 i.v. ampul içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Erişkinler: Enjeksiyon şeklinde; i.v. enjeksiyon yoluyla uygulanır. Narkotik anestezi uygulanan erişkinlerde ulnar sinir stimulasyonuna ‘adductor pollicis’ tek seğirme cevabında %95 supresyon meydana getirecek ortalama doz 0.07 mg/kg’dır (0.06-0.09 mg/kg). Trakeal entübasyon için; I. 0.2 mg/kg’lık bir doz, 30 saniyede verildiğinde, 2-2.5 dakikada trakeal entübasyon için koşulları sağlar, II. 0.25 mg/kg’lık bir doz, bölünmüş dozlar şeklinde verildiğinde (0.15 mg/kg takiben 30 saniye sonra 0.1 mg/kg), ilk doz porsiyonunun verilmesinin bitişiğini takiben 1.5-2 dakika içinde trakeal entübasyon için koşulları sağlar. Sağlıklı yetişkinlerde önerilen bolus dozu 0.07-0.25 mg/kg’dır. 0.15 mg/kg’a kadar olan dozlar 5-15 saniyede verilebilir. Daha yüksek dozlar, kardiyovasküler etkilerin oluşma olasılığını en aza indirmek için 30 saniyenin üzerinde verilmelidir. Tam blok idame dozlarıyla uzatılabilir. Narkotik anestezi sırasında uygulanan 0.1 mg/kg’lık dozların herbiri yaklaşık 15 dakikalık ilave klinik olarak etkili blok etkisi sağlar. Mivakuryumun nöromüsküler bloker etkisi izofluran veya enfluran anestezisiyle kuvvetlendirilir. İzofluran veya enfluran kararlı durum anestezisi temin edilmişse önerilen mivakuryum başlangıç dozu %25 azaltılmalıdır. Spontan düzelme bir kez başlayınca yaklaşık 15 dakikada tamamlanır ve uygulanan doza bağlı değildir. Mivakuryumla oluşturulan nöromüsküler blok, antikolinesteraz ajanların standart dozlarıyla geriye çevrilebilir. Mivakuryum kesinlikle i.m. uygulanmamalıdır. İnfüzyon şeklinde; nöromüsküler blokun idame ettirilmesi için sürekli mivakuryum infüzyonu uygulanabilir. Başlangıç dozundan sonra erken bir spontan düzelme belirtisinde 8-10 mcg/kg/dk’lık bir infüzyon hızı önerilir. İnfüzyon hızı ayarlamaları yaklaşık 1 mcg/kg/dk’lık artışlarla yapılmalıdır. Narkotik anestezi uygulanan erişkinlerde ortalama olarak 6-7 mcg/kg/dk’lık infüzyon hızı, uzatılan anestezi sürelerinde nöromüsküler bloku %89-99 aralığında idame ettirecektir. Kararlı durum izofluran veya enfluran anestezisi sırasında infüzyon hızı %40 kadar düşürülmelidir. Halotan anestezisinde infüzyon hızında daha küçük azaltmalar gerekebilir. Enjeksiyonluk mivakuryum NaCl, glukoz, NaCl ve glukoz, laktatlı ringer infüzyon sıvılarıyla geçimlidir. 7 ay-12 yaş arası çocuklarda doz: Yetişkinlere nazaran 7 ay-12 yaş arası çocuklarda ED95 değeri daha yüksek, klinik etkinlik olarak etki süresi daha kısa ve spontan düzelme daha hızlıdır. Önerilen bolus dozu 5-15 saniyede uygulanan 0.1-0.2 mg/kg’dır. Stabil narkotik ve halotan anestezisi altında uygulandığında 0.2 mg/kg ortalama 9 dakika için klinik olarak etkin blok oluşturur. Trakeal entübasyon için 0.2 mg/kg’lık mivakuryum dozu önerilir. Çocuklarda ve bebeklerde genellikle erişkinlerde olduğundan daha sık idame dozları ve yüksek infüzyon hızları gerekir. 2-12 yaşındaki çocuklarda halotan veya narkotik anestezi altında eşdeğer ortalama infüzyon hızı 13-14 mcg/kg/dk’dır. 2-6 aylık bebeklerde önerilen bolus yayılımı 5-15 saniyede uygulanan 0.1-0.15 mg/kg’dır. Stabil halotan anestezisi sırasında uygulandığında 0.15 mg/kg’lık doz ortalama 9 dakikalık klinik olarak etkili blok oluşturur. 2-5 aylık bebeklerde intratrakeal entübasyon için 0.15 mg/kg’lık bir doz önerilir. Uygulamadan yaklaşık 1.4 dakikada maksimum bloka ulaşılır ve bu süre için entübasyon mümkün olabilir. 2-6 aylık bebeklere daha sık idame dozu gerekebilir. Halotan anestezisi sırasında %89-99 nöromüsküler blok için gerekli ortalama infüzyon hızı 11 mcg/kg/dakikadır. Spontan düzelme başlayınca yaklaşık 10 dakikada tamamlanır. Neonatlar ve 2 ayın altındaki bebeklerde; yeterli klinik bilgi elde edilinceye kadar herhangi bir doz önerilmemektedir. Yaşlı hastalar: Tek bolus dozları uygulanan yaşlı hastalarda etki başlangıç süresi, etkinin devam süresi ve düzelme hızı genç hastalara nazaran %20-30 daha uzayabilir. Kardiyovasküler rahatsızlığı olanlar: Başlangıç dozu 60 saniye içinde uygulanmalıdır. Kalp cerrahisi uygulanmakta olan hastalara minimal hemodinamik etkiyle uygulanmaktadır. Böbrek ve hepatik fonksiyonu azalmış hastalarda doz hastaların bireysel klinik cevaplarına göre ayarlanmalıdır. Plazma kolinesteraz azalmış hastalarda; uygulamaya takiben nöromüsküler blokta uzama gözönüne alınmalıdır. Şişman hastalarda; başlangıç dozu için gerçek ağırlık değil ideal ağırlık esas alınmalıdır.

Endikasyonları:
Genel anesteziye ek olarak trakeal entübasyonu sağlamak, iskelet kaslarını gevşetmek ve mekanik ventilasyonu kolaylaştırmak amacıyla uygulanır.

Kontrendikasyonları:
Mivakuryuma aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalara uygulanmamalıdır. Atipik plazma kolinesteraz için homozigot olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Bütün diğer nöromüsküler blokerleri gibi, mivakuryum da diğer iskelet kasları ile birlikte solunum kaslarında da felç oluşturur, ancak şuur üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Sadece uygun genel anestezi ile birlikte ve deneyimli bir anestezist tarafından veya onun yakın denetimi altında, endotrakeal entübasyon ve yapay solunum için uygun olanakların mevcudiyetinde uygulanmalıdır. Atipik plazma kolinesteraz geni için homozigot olan hastalar (2500 hastada 1 hasta) süksametonyum/süksinilkoline olduğu gibi mivakuryum nöromüsküler bloku etkisine de fevkalade hassastır. Böyle üç hastada 0.03mg/kg’lık küçük bir mivakuryum dozu (genotipik bakımdan normal hastalarda yaklaşık ED10-20) 26-128 dakikalık tam nöromüsküler blok oluşturmuştur. Bu hastalarda spontan düzelme başladığında nöromüsküler blok neostigminin konvansiyonel dozlarıyla antagonize edilmiştir. Histaminin etkilerine artan duyarlılığı akla getiren geçmişleri olan örn. astımlılar gibi hastalarda mivakuryum uygulanmasında dikkatli olunmalıdır. Bu gruptaki hastalarda kullanılırsa uygulama süresi 60 saniye olmalıdır. Hipovolemik hastalar gibi arteriyel kan basıncı düşmelerine duyarlı hastalarda 60 saniyelik bir sürede uygulanmalıdır. Yetişkinlerde, >0.2mg/kg (>3xED95) dozlarında hızlı bolus enjeksiyon şeklinde verildiğinde histamin salıverilmesi olabilir. Daha yavaş uygulanması ve 0.25mg/kg dozun bölünmüş dozlarda verilmesi bu dozlardaki kardiyovasküler etkileri en aza indirir. Klinik çalışmalarda 0.2mg/kg’lık hızlı bolus doz ile çocuklarda kardiyovasküler güvenilirliğin tehlikeye girdiği görülmemiştir. Önerilen dozlarda mivakuryum önemli vagal veya ganglion bloke edici özellikler göstermez. Önerilen dozlarda  kalp atış hızı üzerinde önemli hiçbir etkisi yoktur ve birçok anestezik ilaç veya ameliyat sırasında vagal stimülasyonla meydana gelen bradikardiye karşı etkili olmaz. Diğer nondepolarizan nöromüsküler blokerlerle olduğu gibi myastenia gravis hastalarında, diğer nöromüsküler hastalıkları olan hastalarda ve kaşektik hastalarda mivakuryuma karşı duyarlılığın artması beklenebilir. Ciddi asit-baz veya elektrolit anormallikleri, mivakuryuma duyarlılığı artırabilir veya azaltabilir. Yanıklı hastalarda nondepolarizan nöromüsküler blokerlere direnç ve dozun artırılması gerekebilir. Bununla beraber, bu hastalarda dozun azaltılmasını gerektiren plazma kolinesteraz aktivitesi azalması da olabilir. Bu nedenle, yanıklı hastalara 0.015-0.020mg/kg’lık bir test dozunun arkasından bir periferik sinir stimulanıyla blokun izlenmesine göre ayarlanan uygun dozlama yapılır. Malign hipertermiye hassas insanlarda araştırılmamıştır. Yoğun bakım ünitesinde mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda uzun süreli kullanımı üzerinde veri mevcut değildir. Gebelik ve emzirme döneminde kullanımı konusunda bilgi mevcut değildir. Sezaryen sırasında kullanımıyla ilgili bir tecrübe yoktur. Mivakuryumun anne sütüyle atılıp atılmadığı bilinmemektedir.

Yan Etkileri:
Deride kızarıklık, eritem, ürtiker, hafif geçici hipotansiyon, geçici taşikardi veya bronkospazm görüldüğü bildirilmiş ve bu histamin serbestlenmesine bağlanmıştır. Bu etkiler doza bağlıdır ve 0.2mg/kg veya daha yüksek başlangıç dozları hızlı verildiğinde daha sık görülür. Eğer 30-60 saniyede verilirse veya 30 saniyede bölünmüş dozlarda verilirse bu etkiler azalır.

İlaç Etkileşimleri:
Mivakuryum tarafından oluşturulan nöromüsküler blok, enfluran, izofluran ve halotan gibi inhalasyon anestezikleriyle uzatılabilir. Süksametonyumla kolaylaştırılan trakeal entübasyon sonrasında emniyetli şekilde uygulanmıştır. Bütün nondepolarizan nöromüsküler blokerlerle olduğu gibi nondepolarizan nöromüsküler blokun şiddet ve/veya süresi antibiyotikler (aminoglikozidler, polimiksinler, spektinomisin, tetrasiklinler, linkomisin ve klindamisin), antiaritmik ilaçlar (propranolol, kalsiyum kanal blokerleri, lignokain, prokainamid ve kinidin), diüretikler (furosemid ve muhtemelen tiyazidler, mannitol ve asetazolamid), magnezyum tuzları, ketamin, lityum tuzları, ganglion blokeri ilaçlar (trimetafan, heksametonyum) ile etkileşim nedeniyle artabilir ve infüzyon gereksinimi azalabilir. Plazma kolinesteraz aktivitesini azaltabilen ilaçlar aynı zamanda mivakuryumun nöromüsküler bloker aktivitesini de uzatabilir. Bu ilaçlar arasında antimikotik ilaçlar, MAO inhibitörleri, ekotiyopat iyodür, pankuronyum, organofosfatlar, antikolinesterazlar, bazı hormonlar, bambuterol bulunur. Nadiren bazı ilaçlar myastenia gravisi şiddetlendirebilir veya gizli myastenia gravisi ortaya çıkarabilir veya gerçekten bir miyastenik sendromu endükleyebilir; böyle bir gelişme sonrasında mivakuryuma karşı artmış duyarlılık görülebilir. Bu gibi ilaçların arasında antibiyotikler, beta-blokerler (propranolol, osprenolol), antiaritmik ilaçlar (prokainamid, kinidin), antiromatizmal ilaçlar (klorokin, D-pensillamin), trimetafan, klorpromazin, steroidler, fenitoin ve lityum bulunur. Kronik fenitoin veya karbamazepin tedavisi uygulanan hastalarda blok başlangıç süresi uzayabilir ve blok süresi kısalabilir. Süksametonyum klorür gibi depolarizan bir kas gevşeticinin birlikte uygulanması uzun ve antikolinesteraz ilaçlarla tersine çevrilmesi güç, kompleks bir bloka neden olabileceği için nondepolarizan nöromüsküler blokerlerin nöromüsküler blok etkilerini uzatmak için bu gibi depolarizan kas gevşetici ilaçlar uygulanmamalıdır. Solüsyon asidiktir (pH yaklaşık 4.5) ve yüksek alkali solüsyonlarla (Örn. barbitürat solüsyonları) aynı enjektörde karıştırılmamalı veya aynı iğneden birlikte uygulanmamalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

TESTOGEL Transdermal Jel

TESTOGEL
Transdermal Jel

Üretici Firma:
Schering Alman
Etken Madde(ler):
Testosteron 50 mg/5 g

Piyasa Şekilleri:
5 g’lık 30 şase içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Testogel ile yapılmış in vitro testosteron absorbsiyon testleri; jelin uygulanması ile yıkanma veya duş alma arasında en az 6 saatlik bir sürenin geçmesinin uygun olacağını göstermektedir. Ancak ara sıra, jelin uygulanmasından sonraki 1 ile 6 saatlik zaman dilimi içerisinde yıkanmak veya duş almak, tedavinin başarısını önemli ölçüde etkilemeyecektir. Erişkin ve yaşlılar: Tercihen sabahları hemen hemen aynı saatte günde bir kere uygulanan 5 g jel (50 mg testosteron)’dir. Günlük doz; hastaların klinik ve laboratuvar cevabına göre, günde 10 g jeli aşmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Uygulama hasta tarafından, omuzlar, kollar veya karın üzerinde temiz, kuru ve sağlıklı cilde yapılmalıdır. Saşe açıldıktan sonra, tüm içeriği çıkarılmalı ve hemen cilde uygulanmalıdır. Giyinmeden önce birkaç dakika kurumaya bırakılmalıdır. Uygulamadan sonra elleri su ve sabunla yıkayınız. Genital bölgelere uygulamayınız. Testogel tedavisinin yaklaşık 2. gününden itibaren sabit plazma testosteron konsantrasyonlarına ulaşılır. Testosteron dozunu ayarlayabilmek için, uygulamadan önce ve tedavi başlangıcından sonraki 3. gün serum testosteron konsantrasyonları ölçülmelidir. Plazma testosteron konsantrasyonu yükselmişse doz azaltılabilir. Testogel’in çocuklarda kullanımı endike değildir ve 18 yaşın altında erkek çocuklarda klinik çalışmalar yapılmamıştır.

Endikasyonları:
Klinik muayene ve laboratuvar bulguları ile kesinleşmiş testosteron yetmezliğine bağlı erkek hipogonadizminde replasman tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Kanıtlanmış ya da şüphelenilen meme kanseri ve prostat kanseri vakalarında, testosterona veya jelin içerdiği maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olan hallerde kontrendikedir. Kadınlarda endike değildir ve kadınlar üzerinde klinik çalışma yapılmamıştır. Hamile kadınlarda, fetus üzerinde virilizan yan etki gösterebilir.

Uyarılar:
Ciddi kardiyak, hepatik veya renal yetmezliği olan hastalarda, konjestif kalp yetmezliği ile beraber ya da tek başına ödem ile karakterize edilen şiddetli komplikasyonlara neden olabilir. Bu durumda, tedaviye hemen son verilmelidir. Kalıcı halde de olabilen jinekomasti, hipogonadizm nedeni ile tedavi gören hastalarda yaygın rastlanan bir bulgudur. Şayet testosteron yetmezliği kanıtlanamıyorsa veya tedaviye başlamadan önce semptomlara neden olabilecek diğer sebeplerin varolma ihtimali ortadan kaldırılamıyorsa kullanılmamalıdır. Testosteron yetmezliği, klinik bulgular (sekonder seksüel karakterlerde gerileme, vücud yapısı değişiklikleri, asteni, libido azalması, erektil bozukluk, vs) ve iki ayrı kan testosteron ölçümü ile açık bir şekilde kanıtlanmalıdır. Erkeklerde sterilite veya impotans tedavisinde endike değildir. Yaşlılarda benign prostat hiperplazisi riski artmıştır. Androjenler subklinik prostat kanserinin progresyonunu hızlandırabilir. Kemik metastazlarına bağlı olarak, eşlik edebilecek hiperkalsemi (ve hiperkalsüri) riski altında olan kanserli hastalarda dikkatli olarak kullanılmalıdır. Bu hastalarda kan kalsiyum konsantrasyonlarının izlenmesi önerilir. Uzun süre androjen tedavisi alanlarda olası bir polisitemiyi farkedebilmek için hematokrit düzenli olarak takip edilmelidir. Androjen tedavisi sırasında normal plazma testosteron seviyesi elde edilen hastalarda, insülin duyarlılığında düzelme görülebilir. Özellikle obez ve kronik solunumsal hastalıkları bulunan ve hipogonadizm nedeni ile testosteron esterleri ile tedavi altında bulunan kişilerin uyku apnesi riskinin arttığına dair yayınlanmış raporlar vardır. İrritabilite, sinirlilik, kilo artışı, uzamış ve sık ereksiyonlar gibi belirli klinik bulgular aşırı androjenizasyonun göstergesi olabilir ve dozun ayarlanmasını gerektirir. Bu ilacın, anti doping testinde pozitif reaksiyon verebilecek bir aktif madde içerdiği, kadın ve erkek sporcular tarafından dikkate alınmalıdır. Sağlıklı gönüllülerde yapılan bir çalışmada, jel uygulanan alanın yakın ve nispeten uzun bir cilt teması ile testosteronun başka insanlara nakledilebileceği gösterilmiştir. Hamile ve emziren kadınlarda kontrendikedir.

Yan Etkileri:
En sık gözlemlenen istenmeyen etkiler cilt reaksiyonları (%10); uygulama yeri reaksiyonları, eritem, akne ve cilt kuruluğu olmuştur. Diğer istenmeyen etkiler; baş ağrısı, alopesi, jinekomasti, mastodini, prostatik bozukluklar, ishal, baş dönmesi, asteni, hipertansiyon, ruhsal durum bozuklukları, laboratuvar testlerinde değişimler (polisitemi, vs), libido azalması, hiperestezi, parestezidir. Testosteron içeren oral ve enjektabl tedavilerin diğer bilinen yan etkileri; prostatik değişiklikler ve subklinik prostat kanserinde ilerleme, kaşıntı, arteryel vazodilatasyon, mide bulantısı, kolestatik sarılık, karaciğer fonksiyon testlerinde değişimler ve uzamış yüksek doz tedavisi sırasında elektrolit değişiklikleri (sodyum, potasyum, kalsiyum, inorganik fosfat ve su retansiyonu), oligospermi ve priapizm (sık veya uzamış ereksiyon)’dir.

İlaç Etkileşimleri:
Testosteron ve ACTH veya kortikosteroidlerin beraberce kullanılması ödem gelişme riskini arttırabilir. Bu nedenle, özellikle kardiyak veya hepatik hastalıkları bulunan hastalarda, bu ürünler dikkatle kullanılmalıdır. Antikoagulan aktivitede değişiklik (koagülasyon faktörlerinin hepatik sentezinde modifikasyon ve plazma protein bağlanmasının oral antikoagülanların etki artışına neden olabilecek kompetitif inhibisyonu), protrombin seviyeleri ve INR (international normalized ratio) takibi daha sık kontrol edilir. Oral antikoagulan dozajı androjen tedavisi sırasında ve sona erdirildikten sonraki 8 gün içerisinde buna göre ayarlanır. Androjenler tiroksin bağlayıcı globulin seviyelerini azaltarak, plazma T4 konsantrasyonunda düşüşe ve T3 ve T4 tutulumunda artışa neden olabilir. Ancak, serbest tiroid hormon seviyeleri sabit kalır ve tiroid yetmezliğinin klinik belirtileri ortaya çıkmaz.

Tags: ,

Arananlar: