dispepsi » İlaçlar isimleri - İlaç Rehberi, ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Posts Tagged ‘ dispepsi ’

NOBATEKS(Supozituvar)

NOBATEKS
Supozituvar

Nobel
Etken Madde(ler):
Tenoksikam 20 mg

Piyasa Şekilleri:
10 supozituvar içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Önerilen günlük doz 20 mg’dır. Akut gut ataklarında ilk 2 gün 40 mg ve daha sonra 5 gün süreyle günde 20 mg uygulanır. Terapötik etkisi tedavi başlangıcında belirgin ise de ilk 2 hafta içersinde plazmada kararlı duruma ulaşılıncaya kadar terapötik yanıtta progresif bir artış izlenir. Daha yüksek dozlarda tenoksikamın terapötik etkinliği artmaz ancak yan etki riski artar.

Endikasyonları:
Romatoid artrit, osteoartrit, artroz, ankilozan spondilit, eklem dışı hastalıklar, örneğin, tendinit, bursit, omuz veya kalça periartriti (omuz-el sendromu), burkulma ve incinmeler, akut gut gibi ağrılı ve dejeneratif iskelet-kas sistemi hastalıklarının semptomatik tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Tenoksikam, bu ilaca aşırı duyarlı olduğu bilinen, salisilat veya diğer steroid olmayan antienflamatuvar ilaçların astım, rinit veya ürtiker gibi semptomları oluşturduğu bilinen, gastrit, mide ve duodenum gibi üst gastrointestinal sistem hastalıkları olan veya daha önce bu hastalıkları geçirmiş kişilerde kullanılmamalıdır. Tenoksikam veya ilacın içerdiği diğer yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda tenoksikam kullanımı kontrendikedir.

Uyarılar:
NSAID’ler, renal prostaglandin sentezini inhibe ettiklerinden, renal hemodinami ile tuz ve su dengesi üzerinde istenmeyen etkilere neden olabilirler. Böbrek hastalığı hikayesi bulunanlarda, böbrek fonksiyon bozukluğu bulunan diyabetlilerde, hepatik siroz, konjestif kalp yetmezliği hastalarında, hipovolemide ve diüretik, kortikosteroid ve nefrotoksik etki gösterdiği bilinen ilaçlarla birlikte kullanıldığında, özellikle kalp ve böbrek fonksiyonları (BUN, kreatinin, ödem gelişmesi, kilo artışı vs) açısından hasta uygun şekilde izlenmelidir. Bu hastalar, majör cerrahi girişimlerin peri- ve postoperatif dönemlerinde ağır kan kaybı olasılığı nedeniyle yüksek risk altındadır. Bu nedenle, operasyon sonrasında ve nekahat döneminde yakından izlenmeleri gerekir. Tenoksikam, trombosit kümelenmesini inhibe eder ve hemostazı etkileyebilir. Tenoksikamın pıhtılaşma faktörleri, pıhtılaşma zamanı, protrombin zamanı ve aktive tromboplastin zamanı üzerinde belirgin bir etkisi bulunmamaktadır. Pıhtılaşma bozukluğu olan veya hemostaz üzerinde etkisi olan bir ilaç kullanmakta olan hastalar, tenoksikam tedavisi sırasında dikkatle takip edilmelidir. Tenoksikam tedavisi uygulanan hastalardan gastrointestinal hastalık belirtisi görülenler, yakından izlenmelidir. Peptik ülser veya gastrointestinal kanama durumunda tenoksikam tedavisi derhal kesilmelidir. Ciddi deri reaksiyonları (örneğin, Lyell veya Stevens-Johnson sendromu) ile karşılaşıldığında tedavi derhal kesilmelidir. Tenoksikam tedavisi sırasında bazı istenmeyen göz bulgularıyla karşılaşılmıştır. Bu nedenle, görme bozukluğundan şüphelenilen hastalarda göz muayenesi yapılması önerilmektedir. Plazma proteinlerine yüksek oranda bağlandığından, plazma albümin düzeylerinin belirgin şekilde azaldığı durumlarda önlem alınmalıdır. Diğer antienflamatuvar ilaçlarda olduğu gibi, tenoksikam da enfeksiyon belirtilerini maskeleyebilir. Duyarlı kişilerde aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir. Baş dönmesi, sersemleme ve görme bozukluğu gibi araç ve makine kullanımını etkileyebilecek yan etkilerin görüldüğü hastalar araç ve makine kullanmaktan kaçınmalıdır. Hayvan çalışmalarında teratojenik etkiye rastlanmamıştır. Gebelerde kullanımı ile ilgili veri bulunmamaktadır. NSAID’ler, prostaglandin sentezi üzerinde inhibitör etki gösterir ve bu etki, ilaç hamileliğin son döneminde verildiğinde fetal ductus arteriosus’un kapanmasına ve doğumu uzatarak partürisyonu geciktirmeye neden olabilir. Gebeliğin üçüncü trimesterinde tedaviden kaçınılmalıdır. Tek doz uygulama sonuçları, çok düşük miktarda tenoksikamın (yaklaşık %0.2) anne sütüne geçtiğini göstermiştir. Bugüne kadar, tenoksikam kullanmakta olan emziren annelerin çocuklarında hiçbir yan etki bildirilmemiştir ama olası bir yan etki göz ardı edilmemeli ve şüphelenilen durumda ya bebek sütten kesilmeli veya ilaç bırakılmalıdır.

Yan Etkileri:
İstenmeyen etkiler genellikle hafif ve geçicidir. Hastaların küçük bir bölümünde, istenmeyen etkiler nedeniyle tedavinin kesilmesi gerekmiştir. Parenteral uygulanan tenoksikamın lokal toleransı iyidir. Görülme sıklığı %1′den yüksek yan etkiler: Gastrik, epigastrik ve abdominal rahatsızlık, dispepsi, yanma, bulantı, baş dönmesi, baş ağrısı . Görülme sıklığı %1′den az yan etkiler: Konstipasyon, diyare, stomatit, gastrit, kusma, ülser, hematemez ve melena dahil mide-barsak kanaması, yorgunluk, uyku bozukluğu, iştah kaybı, ağız kuruluğu, vertigo, kaşıntı, eritem, ekzantem, döküntü, ürtiker, BUN veya kreatininde yükselme, ödem, karaciğer enzim aktivitesinde artış, çarpıntı. İzole vakalar: Mide-barsak perforasyonu, görme bozuklukları, Stevens-Johnson ve Lyell sendromu, fotosensitivite reaksiyonları, vaskülit, anemi, agranülositoz, lökopeni, trombositopeni, dispne, astım, anafilaksi, anjiyoödem, özellikle kardiyovasküler ilaç tedavisi gören hastalarda kan basıncında artış, hepatit.

İlaç Etkileşimleri:
Diğer NSAID’lerde olduğu gibi, salisilatlar da tenoksikamı bağlandığı proteinden ayırarak ilacın klirens ve dağılım hacmini artırır. İstenmeyen gastrointestinal reaksiyon riski nedeniyle, salisilatlar ve diğer NSAID’lerin birlikte kullanımından kaçınılmalıdır. Bazı NSAID’ler ve metotreksatın birlikte kullanılmasının, metotreksatın renal tübüler sekresyonunda azalma, yüksek plazma metotreksat konsantrasyonu ve ağır metotreksat zehirlenmesine neden olabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle, tenoksikam ile metoreksat birlikte kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Altın, penisilamin veya probenesidle birlikte kullanıldığı az sayıda hastada klinik olarak anlamlı bir etkileşimle karşılaşılmamıştır. Tenoksikam lityumun renal klirensini azaltacağından, birlikte kullanılmaları plazma lityum düzeyinde artışa ve lityum zehirlenmesine neden olabilir. Plazma lityum seviyeleri düzenli olarak takip edilmelidir. Diğer NSAID’lerde olduğu gibi, tenoksikam da potasyum tutucu diüretiklerle beraber kullanılmamalıdır. Bu iki ilaç sınıfı arasında hiperkalemi ve böbrek yetmezliğine neden olabilecek ilaç etkileşimi bulunmaktadır. Tenoksikam ve furosemid arasında klinik olarak anlamlı bir etkileşim bildirilmemiştir ancak tenoksikamın hidroklorotiyazidin hipotansif etkisini zayıflattığı bilinmektedir. Diğer NSAID’lerde olduğu gibi, tenoksikam da alfa-adrenerjik blokerlerin ve ADE inhibitörlerinin antihipertansif etkisini azaltabilir. Klinik çalışmalarda, tenoksikam ile birlikte dijital preparatları kullanan hastalarda etkileşim bildirilmemiştir. Bu nedenle, tenoksikam ve dijital preparatlarının beraber kullanılmasının önemli bir risk yaratmadığı düşünülmektedir. Tenoksikam, oral ve antidiyabetik ilaçların (glibornurid, glibenklamid, tolbutamid) klinik etkilerini değiştirmez. Ancak antikoagülan veya oral antidiyabetik ilaçlarla birlikte tenoksikam kullanan hastaların sürekli takibi önerilmektedir.

Tags: ,

Arananlar:

ZELOXİM(Tablet)

ZELOXİM
Tablet

Bilim
Etken Madde(ler):
Meloksikam

Piyasa Şekilleri:
15 mg (Fort): 10 tablet, 7.5 mg: 10 tablet, 15 mg (Fort): 30 tablet, 7.5 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Romatoid artrit: Günde 15 mg. Terapötik cevaba göre doz günde 7.5 mg’a indirilebilir. Osteoartrit: Günde 7.5 mg. Gerektiğinde bu doz, günde 15 mg’a yükseltilebilir. Advers reaksiyon riski yüksek olan hastalarda tedaviye günde 7.5 mg’la başlanmalıdır. Ağır böbrek yetmezliği olan diyaliz hastalarında günlük toplam doz 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Önerilen maksimum günlük toplam dozu 15 mg’dır. Çocuklarda kullanılmamalıdır.

Endikasyonları:
Romatoid artritin semptomatik tedavisi ve ağrılı osteoartritin (artroz, dejeneratif eklem hastalığı) semptomatik tedavisinde kullanılan bir nonsteroid antienflamatuvardır.

Kontrendikasyonları:
Meloksikama veya ilaçtaki herhangi bir yardımcı maddeye karşı bilinen aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır. Asetil salisilik asitle ve diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla çapraz duyarlılık olasılığı vardır. Asetil salisilik asit veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar verildikten sonra astım belirtileri, burun polipleri, anjiyoödem veya ürtiker gelişmiş olan hastalara verilmemelidir. Ayrıca; aktif peptik ülserasyonda, ağır karaciğer yetmezliğinde, diyaliz edilmeyen ağır böbrek yetmezliğinde, çocuklar ve 15 yaşından küçük olan adolesan çağındakilerde, gebelerde ve emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Diğer bütün nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarda olduğu gibi, anamnezinde gastrointestinal sistemin yukarı bölümünde hastalık hikayesi bulunan ve antikoagülan kullanmakta olan hastalarda dikkatli olmak gerekir. Peptik ülserasyon veya gastrointestinal kanama görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, böbrek perfüzyonunun normal sınırlar arasında devam ettirilmesini destekleyici rol oynayan renal prostaglandinlerin sentezini inhibe eder. Böbreğe gelen kan miktarı ve kan hacmi azalmış olan hastalarda bu ilaçların kullanılması, tedavinin durdurulmasından sonra tipik olarak tedavi-öncesindeki duruma dönülmesiyle sonuçlanan, klinik renal dekompansasyona neden olabilir. Dehidrasyon gelişmiş olan hastalarla konjestif kalp yetmezliği, karaciğer sirozu, nefrotik sendrom ve klinik böbrek hastalığı bulunan vakalar, diüretik kullananlar ya da hipovolemiyle sonuçlanabilecek büyük cerrahi girişimlerin uygulanacağı hastalar bu tip reaksiyon risklerinin artmış olduğu vakalardır. Bu hastalardaki nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla tedavinin başlangıcında, diürez hacmi ve böbrek fonksiyonu dikkatle izlenmelidir. Ender olarak interstisyel nefrit, glomerülonefrit, renal medullar nekroz veya nefrotik sendrom nedeni olabilir. Hemodiyalizle tedavi edilen terminal dönem böbrek yetmezliği hastalarında kullanılacak dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Hafif veya orta derecede böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi dakikada >25 ml) olan hastalarda dozun azaltılması gerekmez. Serum transaminaz düzeylerinin veya karaciğer fonksiyonunu gösteren diğer parametrelerin yükseldiği, zaman zaman bildirilmiştir. Eğer anormallik şiddetli veya kalıcıysa, tedavi durdurulmalı ve hastada izleme testleri uygulanmalıdır. Klinik bakımdan stabil olan karaciğer sirozu vakalarında doz azaltılması gerekmez. Yıpranmış, zayıf düşmüş olan hastalar, yan etkileri daha az tolere edebildiklerinden, dikkatle kontrol altında tutulmalıdır. Karaciğer, böbrek veya kalp fonksiyon bozukluklarının bulunma olasılığı daha çok olan yaşlı hastalarda dikkatli olmak gerekir. İlacın araç ve makina kullanma yeteneği üzerindeki etkileriyle ilgili olarak yapılmış özel bir çalışma yoktur. Ancak baş dönmesi ve göz kararması gibi advers etkiler ortaya çıkarsa, hastanın bu gibi aktivitelerden kaçınması önerilir. Gebelerde ve bebeğini emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Gastrointestinal: Dispepsi, bulantı, kusma, karın ağrısı, kabızlık, bağırsaklarda aşırı gaz bulunması, ishal (%1′den daha sık), transaminazlar ve bilirübin düzeyleri gibi karaciğer fonksiyon parametrelerinde geçici anormallikler, özofajit, gastroduodenal ülser, gizli veya makroskopik gastrointestinal kanama (%0.1-1 arasında), kolit (%0.1′den daha seyrek). Hematolojik: Anemi (%1′den daha sık). Kan sayımı anormallikleri ve bu arada lökosit formülü değişiklikleri, lökopeni ve trombositopeni. Miyelotoksik bir ilacın ve özellikle de metotreksatın birlikte verilmesi, sitopeni gelişmesi açısından zemin hazırlayan bir faktör olarak gözükmektedir (%0.1-1 arasında). Dermatolojik: Kaşıntı, deri döküntüsü (%1′den daha sık); stomatit, ürtiker (%0.1-1 arasında); fotosensitizasyon (%0.1′den daha seyrek). Respiratuvar: Aspirin veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaç verilen bazı hastalarda akut astım gelişebildiği bildirilmiştir (%0.1′den daha seyrek). MSS: Sersemleme hissi, baş ağrısı (%1′den daha sık); baş dönmesi, kulak çınlaması, göz kararması (%0.1-1 arasında). Kardiyovasküler: Ödem (%1′den daha sık); kan basıncının yükselmesi, palpitasyon, deride kızarma (%0.1-1 arasında). Ürogenital: Böbrek fonksiyonu parametrelerinde anormallikler, serum kreatinin ve/veya üre düzeylerinin yükselmesi (%0.1-1 arasında).

İlaç Etkileşimleri:
En az iki nonsteroid antienflamatuvar ilacın birlikte verilmesi, sinerjik etki göstererek gastrointestinal ülserasyon ve kanama riskini artırabilir. Tiklopidin, sistemik olarak verilen heparin, trombolitikler kanama riskinde artışa neden olur. Birlikte kullanılması kesinlikle gerekiyorsa, antikoagülan ilaçların etkileri yakından izlenmelidir. Nonsteroid antienflamatuvar grubu ilaçların plazma lityum düzeylerini yükselttikleri bildirilmiştir. Metotreksatın hematolojik toksisitesini artırabilir. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçların uterus-içi doğum kontrol önlemlerinin etkinliğini azalttığı bildirilmiştir. Dehidrasyon gelişmiş durumdaki hastalarda nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisine, akut böbrek yetmezliği riski eşlik eder. Antihipertansifler (beta blokerler, ACE inhibitörleri, vazodilatörler, diüretikler gibi ilaçlarla nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisi sırasında damarları genişleten prostaglandinlerin inhibisyonu sonucu, antihipertansif ilaçların etkisinde azalma bildirilmiştir. Kolestiramin gastrointestinal kanaldaki meloksikamı bağlayarak bu ilacın vücuttan daha çabuk atılmasına neden olur. Böbreklerdeki prostaglandin mediatörlüğüyle ortaya çıkan etkileri üzerinden, siklosporinin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu ilaçların birlikte kullanılması sırasında böbrek fonksiyonu ölçülmelidir. Oral antidiyabetiklerle etkileşim olasılığı, gözden uzak tutulmamalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

RUNOMEX Fort(Tablet)

RUNOMEX Fort
Tablet

Yeni
Etken Madde(ler):
Meloksikam 15 mg

Piyasa Şekilleri:
10 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Romatoid artrit: Günde 15 mg. Terapötik cevaba göre bu doz, günde 7.5 mg’a indirilebilir. Osteoartrit: Günde 7.5 mg. Gerektiğinde bu doz, günde 15 mg’a yükseltilebilir. Ankilozan spondilit: Günde 15 mg. Advers reaksiyon (yan etki) riski yüksek olan hastalarda: Tedaviye günde 7.5 mg’la başlanmalıdır. Ağır böbrek yetmezliği olan diyaliz hastalarında: Günlük doz 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Meloksikamın önerilen maksimum günlük dozu 15 mg’dır. Bu ilaç yalnızca erişkinlerde kullanılmalıdır. Tabletler yemeklerde, suyla veya başka bir sıvıyla yutulmalıdır.

Endikasyonları:
Romatoid artritin semptomatik tedavisi ve ağrılı osteoartritin (artroz, dejeneratif eklem hastalığı) semptomatik tedavisinde kullanılan bir nonsteroid antienflamatuvardır.

Kontrendikasyonları:
Meloksikama veya ilaçtaki herhangi bir yardımcı maddeye karşı bilinen aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır. Asetil salisilik asitle ve diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla çapraz duyarlılık olasılığı vardır. Asetil salisilik asit veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar verildikten sonra astım belirtileri, burun polipleri, anjiyoödem veya ürtiker gelişmiş olan hastalara verilmemelidir. Ayrıca; aktif peptik ülserasyonda, ağır karaciğer yetmezliğinde, diyaliz edilmeyen ağır böbrek yetmezliğinde, çocuklar ve 15 yaşından küçük olan adolesan çağındakilerde, gebelerde ve emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Diğer bütün nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarda olduğu gibi, anamnezinde gastrointestinal sistemin yukarı bölümünde hastalık hikayesi bulunan ve antikoagülan kullanmakta olan hastalarda dikkatli olmak gerekir. Peptik ülserasyon veya gastrointestinal kanama görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, böbrek perfüzyonunun normal sınırlar arasında devam ettirilmesini destekleyici rol oynayan renal prostaglandinlerin sentezini inhibe eder. Böbreğe gelen kan miktarı ve kan hacmi azalmış olan hastalarda bu ilaçların kullanılması, tedavinin durdurulmasından sonra tipik olarak tedavi-öncesindeki duruma dönülmesiyle sonuçlanan, klinik renal dekompansasyona neden olabilir. Dehidrasyon gelişmiş olan hastalarla konjestif kalp yetmezliği, karaciğer sirozu, nefrotik sendrom ve klinik böbrek hastalığı bulunan vakalar, diüretik kullananlar ya da hipovolemiyle sonuçlanabilecek büyük cerrahi girişimlerin uygulanacağı hastalar bu tip reaksiyon risklerinin artmış olduğu vakalardır. Bu hastalardaki nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla tedavinin başlangıcında, diürez hacmi ve böbrek fonksiyonu dikkatle izlenmelidir. Ender olarak interstisyel nefrit, glomerülonefrit, renal medullar nekroz veya nefrotik sendrom nedeni olabilir. Hemodiyalizle tedavi edilen terminal dönem böbrek yetmezliği hastalarında kullanılacak dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Hafif veya orta derecede böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi dakikada >25 ml) olan hastalarda dozun azaltılması gerekmez. Serum transaminaz düzeylerinin veya karaciğer fonksiyonunu gösteren diğer parametrelerin yükseldiği, zaman zaman bildirilmiştir. Eğer anormallik şiddetli veya kalıcıysa, tedavi durdurulmalı ve hastada izleme testleri uygulanmalıdır. Klinik bakımdan stabil olan karaciğer sirozu vakalarında doz azaltılması gerekmez. Yıpranmış, zayıf düşmüş olan hastalar, yan etkileri daha az tolere edebildiklerinden, dikkatle kontrol altında tutulmalıdır. Karaciğer, böbrek veya kalp fonksiyon bozukluklarının bulunma olasılığı daha çok olan yaşlı hastalarda dikkatli olmak gerekir. İlacın araç ve makina kullanma yeteneği üzerindeki etkileriyle ilgili olarak yapılmış özel bir çalışma yoktur. Ancak baş dönmesi ve göz kararması gibi advers etkiler ortaya çıkarsa, hastanın bu gibi aktivitelerden kaçınması önerilir. Gebelerde ve bebeğini emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Gastrointestinal: Dispepsi, bulantı, kusma, karın ağrısı, kabızlık, bağırsaklarda aşırı gaz bulunması, ishal (%1′den daha sık), transaminazlar ve bilirübin düzeyleri gibi karaciğer fonksiyon parametrelerinde geçici anormallikler, özofajit, gastroduodenal ülser, gizli veya makroskopik gastrointestinal kanama (%0.1-1 arasında), kolit (%0.1′den daha seyrek). Hematolojik: Anemi (%1′den daha sık). Kan sayımı anormallikleri ve bu arada lökosit formülü değişiklikleri, lökopeni ve trombositopeni. Miyelotoksik bir ilacın ve özellikle de metotreksatın birlikte verilmesi, sitopeni gelişmesi açısından zemin hazırlayan bir faktör olarak gözükmektedir (%0.1-1 arasında). Dermatolojik: Kaşıntı, deri döküntüsü (%1′den daha sık); stomatit, ürtiker (%0.1-1 arasında); fotosensitizasyon (%0.1′den daha seyrek). Respiratuvar: Aspirin veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaç verilen bazı hastalarda akut astım gelişebildiği bildirilmiştir (%0.1′den daha seyrek). MSS: Sersemleme hissi, baş ağrısı (%1′den daha sık); baş dönmesi, kulak çınlaması, göz kararması (%0.1-1 arasında). Kardiyovasküler: Ödem (%1′den daha sık); kan basıncının yükselmesi, palpitasyon, deride kızarma (%0.1-1 arasında). Ürogenital: Böbrek fonksiyonu parametrelerinde anormallikler, serum kreatinin ve/veya üre düzeylerinin yükselmesi (%0.1-1 arasında).

İlaç Etkileşimleri:
En az iki nonsteroid antienflamatuvar ilacın birlikte verilmesi, sinerjik etki göstererek gastrointestinal ülserasyon ve kanama riskini artırabilir. Tiklopidin, sistemik olarak verilen heparin, trombolitikler kanama riskinde artışa neden olur. Birlikte kullanılması kesinlikle gerekiyorsa, antikoagülan ilaçların etkileri yakından izlenmelidir. Nonsteroid antienflamatuvar grubu ilaçların plazma lityum düzeylerini yükselttikleri bildirilmiştir. Metotreksatın hematolojik toksisitesini artırabilir. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçların uterus-içi doğum kontrol önlemlerinin etkinliğini azalttığı bildirilmiştir. Dehidrasyon gelişmiş durumdaki hastalarda nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisine, akut böbrek yetmezliği riski eşlik eder. Antihipertansifler (beta blokerler, ACE inhibitörleri, vazodilatörler, diüretikler gibi ilaçlarla nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisi sırasında damarları genişleten prostaglandinlerin inhibisyonu sonucu, antihipertansif ilaçların etkisinde azalma bildirilmiştir. Kolestiramin gastrointestinal kanaldaki meloksikamı bağlayarak bu ilacın vücuttan daha çabuk atılmasına neden olur. Böbreklerdeki prostaglandin mediatörlüğüyle ortaya çıkan etkileri üzerinden, siklosporinin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu ilaçların birlikte kullanılması sırasında böbrek fonksiyonu ölçülmelidir. Oral antidiyabetiklerle etkileşim olasılığı, gözden uzak tutulmamalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

ROMACOX Fort(Tablet)

ROMACOX Fort
Tablet

Aris
Etken Madde(ler):
Meloksikam 15 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tablet, 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Osteoartrit: Günde 7.5 mg. Gerektiğinde bu doz günde 15 mg’a yükseltilebilir. Romaroid artrit: Günde 15 mg. Terapötik cevaba göre bu doz günde 7.5 mg’a indirilebilir. Ankilozan spondilit: Günde 15 mg. Advers reaksiyon (yan etki) riski yüksek olan hastalarda: Tedaviye günde 7.5 mg ile başlanır. Ağır böbrek yetmezliği olan diyaliz hastalarında: Günlük doz 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Meloksikamın önerilen maksimum günlük dozu 15 mg’dır. Çocuklarda kullanılmamalıdır. Yaşlı hastaların uzun süreli tedavisinde günde 7.5 mg’ın geçilmemesi önerilir. Tabletler gastrointestinal irritasyonu azaltmak amacıyla yemeklerde, suyla veya başka bir  sıvıyla yutulmalıdır.

Endikasyonları:
Romatoid artritin semptomatik tedavisi ve ağrılı osteoartritin (artroz, dejeneratif eklem hastalığı) semptomatik tedavisinde kullanılan bir nonsteroid antienflamatuvardır.

Kontrendikasyonları:
Meloksikama veya ilaçtaki herhangi bir yardımcı maddeye karşı bilinen aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır. Asetil salisilik asitle ve diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla çapraz duyarlılık olasılığı vardır. Asetil salisilik asit veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar verildikten sonra astım belirtileri, burun polipleri, anjiyoödem veya ürtiker gelişmiş olan hastalara verilmemelidir. Ayrıca; aktif peptik ülserasyonda, ağır karaciğer yetmezliğinde, diyaliz edilmeyen ağır böbrek yetmezliğinde, çocuklar ve 15 yaşından küçük olan adolesan çağındakilerde, gebelerde ve emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Diğer bütün nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarda olduğu gibi, anamnezinde gastrointestinal sistemin yukarı bölümünde hastalık hikayesi bulunan ve antikoagülan kullanmakta olan hastalarda dikkatli olmak gerekir. Peptik ülserasyon veya gastrointestinal kanama görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, böbrek perfüzyonunun normal sınırlar arasında devam ettirilmesini destekleyici rol oynayan renal prostaglandinlerin sentezini inhibe eder. Böbreğe gelen kan miktarı ve kan hacmi azalmış olan hastalarda bu ilaçların kullanılması, tedavinin durdurulmasından sonra tipik olarak tedavi-öncesindeki duruma dönülmesiyle sonuçlanan, klinik renal dekompansasyona neden olabilir. Dehidrasyon gelişmiş olan hastalarla konjestif kalp yetmezliği, karaciğer sirozu, nefrotik sendrom ve klinik böbrek hastalığı bulunan vakalar, diüretik kullananlar ya da hipovolemiyle sonuçlanabilecek büyük cerrahi girişimlerin uygulanacağı hastalar bu tip reaksiyon risklerinin artmış olduğu vakalardır. Bu hastalardaki nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla tedavinin başlangıcında, diürez hacmi ve böbrek fonksiyonu dikkatle izlenmelidir. Ender olarak interstisyel nefrit, glomerülonefrit, renal medullar nekroz veya nefrotik sendrom nedeni olabilir. Hemodiyalizle tedavi edilen terminal dönem böbrek yetmezliği hastalarında kullanılacak dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Hafif veya orta derecede böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi dakikada >25 ml) olan hastalarda dozun azaltılması gerekmez. Serum transaminaz düzeylerinin veya karaciğer fonksiyonunu gösteren diğer parametrelerin yükseldiği, zaman zaman bildirilmiştir. Eğer anormallik şiddetli veya kalıcıysa, tedavi durdurulmalı ve hastada izleme testleri uygulanmalıdır. Klinik bakımdan stabil olan karaciğer sirozu vakalarında doz azaltılması gerekmez. Yıpranmış, zayıf düşmüş olan hastalar, yan etkileri daha az tolere edebildiklerinden, dikkatle kontrol altında tutulmalıdır. Karaciğer, böbrek veya kalp fonksiyon bozukluklarının bulunma olasılığı daha çok olan yaşlı hastalarda dikkatli olmak gerekir. İlacın araç ve makina kullanma yeteneği üzerindeki etkileriyle ilgili olarak yapılmış özel bir çalışma yoktur. Ancak baş dönmesi ve göz kararması gibi advers etkiler ortaya çıkarsa, hastanın bu gibi aktivitelerden kaçınması önerilir. Gebelerde ve bebeğini emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Gastrointestinal: Dispepsi, bulantı, kusma, karın ağrısı, kabızlık, bağırsaklarda aşırı gaz bulunması, ishal (%1′den daha sık), transaminazlar ve bilirübin düzeyleri gibi karaciğer fonksiyon parametrelerinde geçici anormallikler, özofajit, gastroduodenal ülser, gizli veya makroskopik gastrointestinal kanama (%0.1-1 arasında), kolit (%0.1′den daha seyrek). Hematolojik: Anemi (%1′den daha sık). Kan sayımı anormallikleri ve bu arada lökosit formülü değişiklikleri, lökopeni ve trombositopeni. Miyelotoksik bir ilacın ve özellikle de metotreksatın birlikte verilmesi, sitopeni gelişmesi açısından zemin hazırlayan bir faktör olarak gözükmektedir (%0.1-1 arasında). Dermatolojik: Kaşıntı, deri döküntüsü (%1′den daha sık); stomatit, ürtiker (%0.1-1 arasında); fotosensitizasyon (%0.1′den daha seyrek). Respiratuvar: Aspirin veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaç verilen bazı hastalarda akut astım gelişebildiği bildirilmiştir (%0.1′den daha seyrek). MSS: Sersemleme hissi, baş ağrısı (%1′den daha sık); baş dönmesi, kulak çınlaması, göz kararması (%0.1-1 arasında). Kardiyovasküler: Ödem (%1′den daha sık); kan basıncının yükselmesi, palpitasyon, deride kızarma (%0.1-1 arasında). Ürogenital: Böbrek fonksiyonu parametrelerinde anormallikler, serum kreatinin ve/veya üre düzeylerinin yükselmesi (%0.1-1 arasında).

İlaç Etkileşimleri:
En az iki nonsteroid antienflamatuvar ilacın birlikte verilmesi, sinerjik etki göstererek gastrointestinal ülserasyon ve kanama riskini artırabilir. Tiklopidin, sistemik olarak verilen heparin, trombolitikler kanama riskinde artışa neden olur. Birlikte kullanılması kesinlikle gerekiyorsa, antikoagülan ilaçların etkileri yakından izlenmelidir. Nonsteroid antienflamatuvar grubu ilaçların plazma lityum düzeylerini yükselttikleri bildirilmiştir. Metotreksatın hematolojik toksisitesini artırabilir. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçların uterus-içi doğum kontrol önlemlerinin etkinliğini azalttığı bildirilmiştir. Dehidrasyon gelişmiş durumdaki hastalarda nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisine, akut böbrek yetmezliği riski eşlik eder. Antihipertansifler (beta blokerler, ACE inhibitörleri, vazodilatörler, diüretikler gibi ilaçlarla nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisi sırasında damarları genişleten prostaglandinlerin inhibisyonu sonucu, antihipertansif ilaçların etkisinde azalma bildirilmiştir. Kolestiramin gastrointestinal kanaldaki meloksikamı bağlayarak bu ilacın vücuttan daha çabuk atılmasına neden olur. Böbreklerdeki prostaglandin mediatörlüğüyle ortaya çıkan etkileri üzerinden, siklosporinin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu ilaçların birlikte kullanılması sırasında böbrek fonksiyonu ölçülmelidir. Oral antidiyabetiklerle etkileşim olasılığı, gözden uzak tutulmamalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

MONE(Tablet)

MONE
Tablet

Cankat
Etken Madde(ler):
Meloksikam

Piyasa Şekilleri:
7.5 mg: 30 tablet, 15 mg (Fort): 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Osteoartrit: Günde bir kez 7.5 mg alınır. Gerekirse bu doz günde bir kez 15 mg’a kadar çıkarılabilir. Romatoid artrit: Günde bir kez 15 mg kullanılır. Terapötik cevaba göre bu doz günde 7.5 mg’a kadar düşürülebilir. Advers reaksiyon riski fazla olan hastalarda, tedaviye günde 7.5 mg’lık dozla başlanır. Ciddi böbrek yetersizliği olan diyaliz hastalarında, günlük doz 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Mone Tabletin, önerilen maksimum günlük dozu 15 mg’dır. Yetişkinlerde kullanılır. Yemek saatleri dikkate alınmaksızın uygulanabilir.

Endikasyonları:
Romatoid artritin semptomatik tedavisi ve ağrılı osteoartritin (artroz, dejeneratif eklem hastalığı) semptomatik tedavisinde kullanılan bir nonsteroid antienflamatuvardır.

Kontrendikasyonları:
Meloksikama veya ilaçtaki herhangi bir yardımcı maddeye karşı bilinen aşırı duyarlılığı olanlarda kullanılmamalıdır. Asetil salisilik asitle ve diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla çapraz duyarlılık olasılığı vardır. Asetil salisilik asit veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar verildikten sonra astım belirtileri, burun polipleri, anjiyoödem veya ürtiker gelişmiş olan hastalara verilmemelidir. Ayrıca; aktif peptik ülserasyonda, ağır karaciğer yetmezliğinde, diyaliz edilmeyen ağır böbrek yetmezliğinde, çocuklar ve 15 yaşından küçük olan adolesan çağındakilerde, gebelerde ve emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Diğer bütün nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarda olduğu gibi, anamnezinde gastrointestinal sistemin yukarı bölümünde hastalık hikayesi bulunan ve antikoagülan kullanmakta olan hastalarda dikkatli olmak gerekir. Peptik ülserasyon veya gastrointestinal kanama görüldüğü takdirde tedavi durdurulmalıdır. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçlar, böbrek perfüzyonunun normal sınırlar arasında devam ettirilmesini destekleyici rol oynayan renal prostaglandinlerin sentezini inhibe eder. Böbreğe gelen kan miktarı ve kan hacmi azalmış olan hastalarda bu ilaçların kullanılması, tedavinin durdurulmasından sonra tipik olarak tedavi-öncesindeki duruma dönülmesiyle sonuçlanan, klinik renal dekompansasyona neden olabilir. Dehidrasyon gelişmiş olan hastalarla konjestif kalp yetmezliği, karaciğer sirozu, nefrotik sendrom ve klinik böbrek hastalığı bulunan vakalar, diüretik kullananlar ya da hipovolemiyle sonuçlanabilecek büyük cerrahi girişimlerin uygulanacağı hastalar bu tip reaksiyon risklerinin artmış olduğu vakalardır. Bu hastalardaki nonsteroid antienflamatuvar ilaçlarla tedavinin başlangıcında, diürez hacmi ve böbrek fonksiyonu dikkatle izlenmelidir. Ender olarak interstisyel nefrit, glomerülonefrit, renal medullar nekroz veya nefrotik sendrom nedeni olabilir. Hemodiyalizle tedavi edilen terminal dönem böbrek yetmezliği hastalarında kullanılacak dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Hafif veya orta derecede böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi dakikada >25 ml) olan hastalarda dozun azaltılması gerekmez. Serum transaminaz düzeylerinin veya karaciğer fonksiyonunu gösteren diğer parametrelerin yükseldiği, zaman zaman bildirilmiştir. Eğer anormallik şiddetli veya kalıcıysa, tedavi durdurulmalı ve hastada izleme testleri uygulanmalıdır. Klinik bakımdan stabil olan karaciğer sirozu vakalarında doz azaltılması gerekmez. Yıpranmış, zayıf düşmüş olan hastalar, yan etkileri daha az tolere edebildiklerinden, dikkatle kontrol altında tutulmalıdır. Karaciğer, böbrek veya kalp fonksiyon bozukluklarının bulunma olasılığı daha çok olan yaşlı hastalarda dikkatli olmak gerekir. İlacın araç ve makina kullanma yeteneği üzerindeki etkileriyle ilgili olarak yapılmış özel bir çalışma yoktur. Ancak baş dönmesi ve göz kararması gibi advers etkiler ortaya çıkarsa, hastanın bu gibi aktivitelerden kaçınması önerilir. Gebelerde ve bebeğini emziren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Gastrointestinal: Dispepsi, bulantı, kusma, karın ağrısı, kabızlık, bağırsaklarda aşırı gaz bulunması, ishal (%1′den daha sık), transaminazlar ve bilirübin düzeyleri gibi karaciğer fonksiyon parametrelerinde geçici anormallikler, özofajit, gastroduodenal ülser, gizli veya makroskopik gastrointestinal kanama (%0.1-1 arasında), kolit (%0.1′den daha seyrek). Hematolojik: Anemi (%1′den daha sık). Kan sayımı anormallikleri ve bu arada lökosit formülü değişiklikleri, lökopeni ve trombositopeni. Miyelotoksik bir ilacın ve özellikle de metotreksatın birlikte verilmesi, sitopeni gelişmesi açısından zemin hazırlayan bir faktör olarak gözükmektedir (%0.1-1 arasında). Dermatolojik: Kaşıntı, deri döküntüsü (%1′den daha sık); stomatit, ürtiker (%0.1-1 arasında); fotosensitizasyon (%0.1′den daha seyrek). Respiratuvar: Aspirin veya diğer nonsteroid antienflamatuvar ilaç verilen bazı hastalarda akut astım gelişebildiği bildirilmiştir (%0.1′den daha seyrek). MSS: Sersemleme hissi, baş ağrısı (%1′den daha sık); baş dönmesi, kulak çınlaması, göz kararması (%0.1-1 arasında). Kardiyovasküler: Ödem (%1′den daha sık); kan basıncının yükselmesi, palpitasyon, deride kızarma (%0.1-1 arasında). Ürogenital: Böbrek fonksiyonu parametrelerinde anormallikler, serum kreatinin ve/veya üre düzeylerinin yükselmesi (%0.1-1 arasında).

İlaç Etkileşimleri:
En az iki nonsteroid antienflamatuvar ilacın birlikte verilmesi, sinerjik etki göstererek gastrointestinal ülserasyon ve kanama riskini artırabilir. Tiklopidin, sistemik olarak verilen heparin, trombolitikler kanama riskinde artışa neden olur. Birlikte kullanılması kesinlikle gerekiyorsa, antikoagülan ilaçların etkileri yakından izlenmelidir. Nonsteroid antienflamatuvar grubu ilaçların plazma lityum düzeylerini yükselttikleri bildirilmiştir. Metotreksatın hematolojik toksisitesini artırabilir. Nonsteroid antienflamatuvar ilaçların uterus-içi doğum kontrol önlemlerinin etkinliğini azalttığı bildirilmiştir. Dehidrasyon gelişmiş durumdaki hastalarda nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisine, akut böbrek yetmezliği riski eşlik eder. Antihipertansifler (beta blokerler, ACE inhibitörleri, vazodilatörler, diüretikler gibi ilaçlarla nonsteroid antienflamatuvar ilaç tedavisi sırasında damarları genişleten prostaglandinlerin inhibisyonu sonucu, antihipertansif ilaçların etkisinde azalma bildirilmiştir. Kolestiramin gastrointestinal kanaldaki meloksikamı bağlayarak bu ilacın vücuttan daha çabuk atılmasına neden olur. Böbreklerdeki prostaglandin mediatörlüğüyle ortaya çıkan etkileri üzerinden, siklosporinin nefrotoksisitesini artırabilir. Bu ilaçların birlikte kullanılması sırasında böbrek fonksiyonu ölçülmelidir. Oral antidiyabetiklerle etkileşim olasılığı, gözden uzak tutulmamalıdır.

Tags: ,

Arananlar: