Posts Tagged ‘ağız kuruluğu’

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 ... 29 »

Burun Tıkanıklığı Sorunu

Çarşamba, Eylül 28th, 2011

Burun tıkanıklığı sorunu çoğu zaman basit bir problem olarak görülür ve basit sebeplerden meydana gelir. Burun tıkanıklığı sorunu bir sürü sebeple ortaya çıkar. Bazıları için hafif olarak geçişirken, bazıları için ise durum farklılık göstererek çok sıkıntılı bir dönem olarak geçebilir.

Burun tıkanıklığının ortaya çıkardığı en önemli yakınmalardan biri ağızdan nefes alıp vermektir. Genellikler sabahları uykudan kalkıldığında ağızda hissedilen kuruluk, uykuda bozukluk ve istem dışı olan horlamalar istenmeyen rahatsızlıkların başında gelir. Bu rahatsızlıkların yanı sıra sürekli olarak boğaz iltihaplar, burun tıkanıklığına bağlı ses bozuklukları, psikolojik ve cinsel problemler meydana gelir.

Burun tıkanıklığına yol açan unsurlar sinüzit ve üst solunum yolu hastalıklar, genizde bulunan et, burun kemiğinin eğri kaynaması, hava kirliliği ve sigara kullanımı bunlara en güzel örneklerdir.

Tedavisinde öncelikle meydana gelen tıkanıklığın nedenini bularak müdahale yapılır. Tıkanıklığa sebep olan unsurların ortadan kaldırılması bir ilk adım olarak nitelendirilebilir. Yani tıkanıklığa sigara ya da geniz eti sebep oluyorsa bu durumlar ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Geniz eti ve burunda yanlış kaynamalar sonucu burun tıkanıklığı meydana geliyor ise mutlaka cerrahi bir operasyon gereklidir.

Arananlar:

ZEMPLAR IV Ampul

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

ZEMPLAR
IV Ampul

Abbott

Etken Madde(ler):
Parikalsitol 5 mcg/ml

Piyasa Şekilleri:
2 ml’lik 5 i.v. ampul, 1 ml’lik 5 i.v. ampul içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Kronik Renal Yetmezliği olan hastalarda iPTH düzeyleri için halen kabul edilen hedef sınırlar normal non-üremik üst sınırın 1.5 ile 3 katıdır. Zemplar’ın önerilen başlangıç dozu, diyaliz sırasında herhangi bir zamanda gün aşırıdan daha sık verilmeyen 0.04 mcg/kg ile 0.1 mcg/kg (2.8-7 mcg) arasındaki intravenöz bolus dozudur. 0.24 mcg/kg gibi yüksek dozlar (16.8 mcg) güvenle verilmiştir. Eğer tatmin edici bir yanıt gözlenmezse doz 2-4 haftalık aralarla 2-4 mcg artırılabilir. Her doz ayarlama periyodunda serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri daha sık izlenmeli ve yüksek bir kalsiyum düzeyi ya da kalsiyum ve fosfor düzeylerinin çarpımı 75′ten büyük olarak saptanırsa bu parametreler normalize olana kadar ilaç derhal azaltılmalı veya kesilmelidir. Daha sonra Zemplar tedavisine daha düşük bir dozdan yine başlanabilir. Tedaviye yanıt olarak PTH düzeyleri düştüğünde dozların azaltılması gerekebilir. Bu nedenle kademeli dozlama her hasta için bireysel olarak yapılmalıdır.

Endikasyonları:
Kronik renal yetmezlikle birlikte olan sekonder hiperparatiroidizmin önlenmesinde ve tedavisinde endikedir. Kronik renal yetmezliği olan hastalarda yapılan çalışmalar parikalsitolün plasebo ile karşılaştırıldığında hiperkalsemi veya hiperfosfatemi insidansında anlamlı bir fark olmadan PTH düzeylerini baskıladığını göstermiştir. Ancak serum fosfor, kalsiyum ve kalsiyum ve fosfor düzeylerinin çarpımı (Ca x P) parikalsitol kullanımıyla birlikte artabilir.

Kontrendikasyonları:
Vitamin D toksisitesi, hiperkalsemi veya bu ürünün içeriklerinden birine karşı hipersensitivitesi olan hastalara verilmemelidir.

Uyarılar:
Akut aşırı dozu hiperkalsemiye neden olabilir ve acil müdahale gerektirir. Doz ayarlaması sırasında serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri yakından izlenmelidir (örn. haftada 2 defa). Kronik kullanımı hastada hiperkalsemi, kalsiyum ve fosfor düzeylerinin çarpımının (Ca x P) yükselmesi ve metastatik kalsifikasyon riskine yol açabilir. Erken dönemde; halsizlik, başağrısı, somnolans, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, konstipasyon, kas ağrısı, kemik ağrısı, metalik tat ve geç dönemde; anoreksi, kilo kaybı, konjunktivit, pankreatit, fotofobi, rinore, pruritus, hipertermi, libido azalması, BUN artışı, hiperkolesterolemi, AST ve ALT yükselmesi, ektopik kalsifikasyon, hipertansiyon, kardiyak aritmiler, somnolans, ölüm, nadiren bariz psikoz hiperkalsemiyle birlikte olan vitamin D intoksikasyonunun belirti ve semptomlarıdır. Klinik olarak anlamlı hiperkalsemisi olan hastaların tedavisi için doz derhal azaltılmalı ya da kesilmeli, düşük kalsiyumlu diyet uygulanmalı, kalsiyum desteği kesilmeli, hasta mobilize edilmeli, sıvı ve elektrolit dengesizliklerine dikkat edilmeli, elektrokardiyografik anormallikler değerlendirilmeli (dijital alan hastalarda özellikle önemlidir) ve hemodiyaliz ya da gerekirse kalsiyumsuz bir diyalizatla periton diyalizi uygulanmalıdır. Serum kalsiyum düzeyleri normokalsemi oluşana kadar sık sık izlenmelidir. Fosfat veya vitamin D benzeri bileşikler ile birlikte kullanılmamalıdır. Dijital toksisitesi herhangi bir nedene bağlı hiperkalsemi tarafından potansiyalize edilebilir. PTH düzeyleri anormal düzeylere baskılandığında adinamik kemik lezyonları gelişebilir. Hastalara, kalsiyum desteği ve fosfor kısıtlaması içeren bir beslenme rejimine uymaları talimatı verilmelidir. Kronik Renal Yetmezliği (CRF) olan hastalarda serum fosfor düzeylerini kontrol altına almak için uygun tipte fosfat-bağlayıcı bileşikler gerekebilir ama alüminyum içeren bileşiklerin aşırı kullanımından kaçınılmalıdır. Hastalar kalsiyum yükselmesinin belirtileri konusunda da dikkatle bilgilendirilmelidir. Dozaj belirlendikten sonra serum kalsiyum ve fosfor düzeyleri en az ayda bir defa ölçülmelidir. Serum veya plazma PTH ölçümlerinin 3 ayda bir yapılması önerilir. CRF olan hastalarda biyolojik olarak aktif PTH’nin güvenilir biçimde saptanması için bir intakt PTH (iPTH) ölçümü önerilir. Gebelik kategorisi C’dir. Parikalsitolün vücut yüzeyine göre (mg/m2) insanda önerilen 0.24 mcg/kg dozun 0.5 katına eşdeğer olan dozda ve ayrıca 2 katına eşdeğer olan dozda hayvanlara verildiğinde fetal viabilitede minimal (%5) azalmalara neden olduğu gösterilmiştir. Test edilen en yüksek dozda maternal olarak toksik dozlarda (hiperkalsemi) yeni doğan hayvanlarda mortalitede anlamlı bir artış olmuştur. Gebe kadınlarda yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Gebelikte ancak potansiyel yararları fetüsteki potansiyel risk karşısında haklı görülürse kullanılmalıdır. İnsan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Birçok ilaç insan sütüne geçtiğinden emziren kadınlara verildiğinde dikkatli olunmalıdır.

Yan Etkileri:
%2 veya daha büyük bir sıklıkla ortaya çıkan advers olaylar: Ürperme, kendini kötü hissetme, ateş, soğuk algınlığı, sepsis, çarpıntı, ağız kuruluğu, gastrointestinal kanama, bulantı, kusma, ödem, sersemlik, pnömoni.

İlaç Etkileşimleri:
Spesifik etkileşim çalışmaları yapılmamıştır. Dijital toksisitesi her hangi bir nedene bağlı hiperkalsemi tarafından potansiyalize edilebilir; bu nedenle ile birlikte dijital içeren preparatlar verildiğinde dikkatli olunmalıdır.

Tags: ,

Arananlar:

SİBELİUM Kapsül

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

SİBELİUM
Kapsül

Johnson&Johnson

Etken Madde(ler):
Flunarizin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
50 kapsül içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz akşamları kullanmak üzere 1×2 kapsüldür.

Endikasyonları:
Flunarizin, selektif bir kalsiyum kanal blokeridir. Hücre membranından hücre içine fazla kalsiyum girişini azaltarak, kalsiyumun hücre içinde aşırı birikmesini önler. Flunarizin, kalbin iletim ve kasılma gücünü etkilemez. Vazodilatör etkilidir. Klasik ve aurasız migren profilaksisi, vestibüler sisteme ait bir fonksiyon bozukluğuna bağlı vertigonun semptomatik tedavisinde kullanılır.

Kontrendikasyonları:
Anamnezide depresif semptomları, Parkinson hastalığı ya da diğer bir ekstapiramidal hastalığı olanlarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Bu tedavi, özellikle yaşlılar gibi eğilimi olan kişilerde ekstapiramidal ve depresif belirtilere ve Parkinsonizme neden olabilir. Bu nedenle bu tür hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Ender olarak tedavi sırasında halsizliğin arttığı bildirilmiştir; bu durumda tedaviye devam edilmemelidir. Önerilen doz aşılmamalıdır. Hastalar, özellikle idame tedavisi sırasında düzenli aralıklarla görülerek ekstrapiramidal ya da depresif semptomların erken tanısı konulmalı ve tedavi kesilmelidir. İdame tedavisi sırasında tedavinin etkisi azaldığında tedaviye devam edilmemelidir. Gebe kadınlarda güvenilirliği kanıtlanmamıştır. Emziren köpeklerde yapılan çalışmalar anne sütüne geçtiğini ve anne sütündeki konsantrasyonların plazmadan yüksek olduğunu göstermiştir. İnsanlarda anne sütüne geçtiğine dair bir bilgi yoktur. Bu yüzden flunarizin kullanan annelerin emzirmeleri önerilmez. Özellikle tedavinin başında uyuklama görülebileceğinden araç ve makina kullanırken dikkatli olunmalıdır.

Yan Etkileri:
En sık karşılaşılan yan etkiler, genellikle geçici olan sersemlik ve/veya halsizlik (%20) ve kilo artışıdır (%11). Uzun süreli tedavi sırasında şu ciddi yan etkiler görülebilir; depresyon; özellikle anamnezinde depresif hastalığı olan kadınlarda dikkatli olunmalıdır; ekstrapiramidal belirtiler (bradikinezi, rijidite, akatizi, orofasyal diskinezi, tremor); özellikle yaşlı hastalarda dikkatli olunmalıdır. Çok ender olarak bildirilen yan etkiler; gastrointestinal, ekşime, yanma, bulantı, mide ağrısı; merkezi sinir sistemi, uykusuzluk, anksiyete; diğer, galaktore, ağız kuruluğu, kas ağrıları, deri döküntüleridir.

İlaç Etkileşimleri:
Flunarizin ile birlikte alkol, hipnotikler ve trankilizanlar alındığında aşırı sedasyon görülebilir. Flunarizin betabloker kullanan hastalarda kontrendike değildir.

Tags: ,

Arananlar:

TRACLEER Film Tablet

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

TRACLEER
Film Tablet

Actelion

Etken Madde(ler):
Bosentan

Piyasa Şekilleri:
125 mg: 56 film tablet, 62.5 mg: 56 film tablet içeren blister ambalajlarda.
Yaz

Arananlar:

TOLTEX Film Tablet

Cumartesi, Ekim 18th, 2008

TOLTEX
Film Tablet

Koçak Farma

Etken Madde(ler):
Tolterodin L-tartarat

Piyasa Şekilleri:
2 mg: 56 film tablet, 1 mg: 56 film tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Önerilen doz günde 2 kere 2 mg’dır. Yan etkiler ciddi boyutlarda ise günde 2 kere 1 mg önerilir. Hepatik veya renal fonksiyonları düşük olan veya sitokrom P450 3A4 inhibitörü alan hastalarda günde 2 kere 1 mg kullanılır.

Endikasyonları:
Acil idrara çıkma dürtüsü, sık idrara çıkma veya idrar kaçırma gibi semptomlar ile kendini gösteren hiperaktif mesanenin tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Üriner retansiyon, kontrol edilemeyen dar açılı glokom, myastenia gravis, tolterodin veya formülasyonunda bulunan yardımcı maddelere karşı bilinen aşırı duyarlılık, ağır ülseratif kolit, toksik megakolonda kontrendikedir.

Uyarılar:
İdrar retansiyonu riski taşıyan ciddi mesane ağzı obstrüksiyonu, gastrointestinal obstrüktif bozukluklar (örn. pilorik stenoz), böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı (doz günde 2 defa 1 mg’ı aşmamalıdır), otonomik nöropati, hiatus hernisi, güçlü CYP3A4 inhibitörleri ile birlikte tedavide (örn. eritromisin, klaritromisin, ketokonazol, itrakonazol ve mikonazol) (tolterodin dozu günde 2 defa 1 mg’ı aşmamalıdır) dikkatli kullanılmalıdır. Tedavi başlatılmadan önce acil idrara çıkma dürtüsünün ve sıklığının organik nedenleri araştırılmalıdır. Gebe kadınlar tolterodin ile tedavi edilmemelidir. Emzirme döneminde kullanımından kaçınılmalıdır. Tolterodin, akomodasyon bozukluğuna neden olabileceğinden ve reaksiyon zamanını etkileyebileceğinden, araba ve makina kullanma yeteneğini olumsuz yönde etkileyebilir.

Yan Etkileri:
Tolterodin, ağız kuruluğu, disepsi ve göz yaşı salgısında azalma gibi hafiften orta şiddete kadar antimuskarinik etki /etkilere yol açabilmektedir. Otonom Sinir Sistemi: Ağız kuruluğu. Gastrointestinal Sistem: Dispepsi, konstipasyon, karın ağrısı, gaz, kusma. Genel: Baş ağrısı. Oftalmoloji: Kseroftalmi. Deri: Kuru cilt. Psikiyatri: Uyku hali ve sinirlilik. Santral Sinir Sistemi: Parestezi nispeten sık görülen yan etkilerdir (> 1/100). Otonom Sinir Sistemi: Görme bozukluğu. Genel: Göğüs ağrısı seyrek görülen yan etkilerdir (<1/100). Genel: Alerjik reaksiyonlar. Üriner Sistem: İdrar retansiyonu. Santral Sinir Sistemi: Konfüzyon çok nadir görülen yan etkilerdir (1/1000).

İlaç Etkileşimleri:
Antimuskarinik özelliklere sahip ilaçlar ile birlikte kullanıldığında terapötik etkinlik ve advers etkiler daha belirginleşebilir. Buna karşılık, muskarinik reseptör agonistleri ile birlikte uygulandığında tolterodinin terapötik etkisi azalabilir. Gastrointestinal sistem üzerinde metoklopramid ve sisaprid gibi prokinetik ajanların etkisi (özofagus alt sfinkterindeki basıncın yükselmesi ve gastroduodenal modilitenin düzenlenmesi şeklinde) tolterodin ile azalabilir. Sitokrom P450 2D6 (CYP2D6) yada CYP3A4 tarafından metabolize olan veya bu enzimleri inhibe eden diğer ilaçlar ile farmakokinetik etkileşimlerin olması mümkündür. Makrolit antibiyotikler (eritromisin ve klaritromisin) veya antifungal ajanlar (ketokonazol, itrakonazol ve mikonazol) gibi güçlü CYP3A4 inhibitörleri kullanan hastalar günde 2 defa 1 mg doz ile tedavi edilmelidir.

Tags: ,

Arananlar:



dizi izle, hd dizi, full izle pis yedili son bölüm izle Al yazmalým son bölüm izle
kuzey güney son bölüm izle