2008 Şubat » Arşiv » İlaçlar isimleri - İlaç Rehberi, ilaç radyo,ilaç nedir,ilaç firmaları,sahte ilaç,eczane,pfizer,novartis,eczacıbaşı,uyku ilaçları,zayıflama ilaçları,ilaç fiyatları,ilaç isimleri,hastalıklar,ilaç resimleri,vitaminler,antibiyotikler,ilaç sözlüğü,ilaç adları
Currently Browsing

Şubat, 2008

PARLODEL SRO(Yavaş Salınımlı Kapsül)

PARLODEL SRO
Yavaş Salınımlı Kapsül

Novartis
Etken Madde(ler):
Bromokriptin mezilat

Piyasa Şekilleri:
2.5 mg: 7 yavaş salınımlı kapsül, 5 mg: 28 yavaş salınımlı kapsül içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Parlodel her zaman bir miktar yiyecek ile birlikte alınmalıdır. Parkinson hastalığı: Tedaviye ilk hafta boyunca tercihen geceleri alınacak 1.25 mg gibi düşük bir dozla başlanır. Günlük doz artışı her hafta günlük 1.25 mg eklenecek şekilde kademeli olarak yapılmalıdır. Günlük doz 2-3 kerede verilmelidir. Yeterli terapötik yanıta 6-8 hafta içerisinde erişilebilir. Aksi takdirde doz haftada 2.5 mg/gün olacak şekilde artırılmaya devam edilir. Parlodel’in dozu günde 10-40 mg arasında değişmektedir. Bazı hastalarda daha yüksek doza gerek duyulabilir. Titrasyon safhasında istenilmeyen belirtiler görülür ise, günlük doz azaltılmalı ve en azından bir hafta süreyle sabit tutulmalıdır. Levodopa tedavisi altında olup, motor bozukluklar gösteren hastalarda tedaviye Parlodel ilave edilmeden önce levodopa dozunun azaltılması önerilir. Parlodel ile iyi neticeler alındığında, levodopa dozu giderek daha da düşürülebilir veya tamamen kesilebilir. Prolaktinomalar: Tedaviye günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz plazma prolaktin düzeyini yeterince kontrol altında tutabilmek için gerekecek miktarlara kademeli olarak yükseltilir. Akromegali: Tedaviye günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz klinik cevap ve yan etkilere bağlı olarak, kademeli olarak günde 10-20 mg’a yükseltilir. Erkekte hiperprolaktinemi: Günde 2-3 defa 1.25 mg ile tedaviye başlanır ve doz giderek günde 5-10 mg’a yükseltilir. Menstrüel siklus bozuklukları ve kadın infertilitesi: Günde 2-3 defa 1.25 mg; etki yetersiz kalırsa, doz giderek günde 2-3 defa 2.5 mg’a yükseltilir. Tedaviye menstrüel siklus normalleştirilinceye ve/veya ovülasyon sağlanıncaya kadar devam edilir. Gerektiğinde semptomların yeniden ortaya çıkmasını önlemek için tedavi birkaç siklus boyunca sürdürülür. Laktasyonun tıbbi nedenlerle inhibisyonu: Medikal gereklilik olmadıkça kullanılmamalıdır. Sabah ve akşam alınacak 1.25 mg ile tedaviye başlamalı, bunu izleyerek günde 2 defa 2.5 mg olarak 14 gün boyunca verilmelidir. Laktasyonun başlamasını önlemek için hayati belirtiler stabil olmadan önce verilmemek kaydıyla doğum veya düşükten sonraki birkaç saat içinde uygulanır. Bazen tedavinin kesilmesinden 2-3 gün sonra hafif bir süt salgısı yeniden görülebilir. Tedavinin aynı dozla bir hafta daha uzatılması, bunun kaybolmasını sağlar. Başlangıçtaki puerperal mastit: Laktasyon inhibisyonunda kullanılan dozun aynısı kullanılır. Gerektiğinde tedaviye bir antibiyotik eklenebilir. <p><b>Parlodel SRO:</p></b> Parlodel SRO’nun Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılması konusundaki tecrübeler sınırlı olduğundan ilacın, bu hastalarda kullanılması önerilmez. Parlodel SRO, standart formlarda olduğu gibi günde bir defada alınan dozlar şeklinde kullanılabilir. Parlodel SRO tercihen, akşam yemeğinden sonra alınmalı ve bütün olarak yutulmalıdır. Daha önce hiç Parlodel tablet veya standart kapsül kullanmamış olan hastalarda genellikle kullanılan başlangıç dozu; günde 1 defa 1 kapsül SRO 2.5 miligramdır. Bu doz, 3-7 gün sonra 5 miligrama yükseltilmeli ve yetersiz kalırsa, optimal doza ulaşılıncaya kadar 2.5 veya 5 miligramlık basamaklar şeklinde daha da artırılmalıdır. Parlodel tablet veya standart kapsül kullanırken günde 1 defa Parlodel SRO kullanmaya başlayacak olan hastalarda; daha önce alınmakta olan günlük doza devam edilmelidir. Parlodel SRO kapsül laktasyon inhibisyonu amacıyla kullanılacaksa, ilk gün 2.5 miligramlık bir kapsül ve daha sonra da 2 hafta boyunca, tercihen akşam yemeklerinden sonra olmak üzere günde 1 defa 2 kapsül alınmalıdır.

Endikasyonları:
Parkinson hastalığı: Tek başına veya diğer antiparkinson ilaçlarla kombine olarak, idiopatik ve post-ensefalitik parkinson hastalığının her safhasında endikedir. Prolaktinomalar: Prolaktin salgılayan hipofizer mikroadenom ve makroadenomların konservatif tedavisi; cerrahi girişimden önce tümörün boyutunun küçültülmesi ve alınmasını kolaylaştırmak amacıyla ve cerrahi girişimden sonra; prolaktin seviyesinin hala yüksek olduğu durumlarda endikedir. Akromegali: Cerrahi girişim ve radyoterapiye yardımcı tedavi veya bazı özel durumlarda ve alternatif tedavi olarak endikedir. Erkekte hiperprolaktinemi: Prolaktine bağlı hipogonadizmde (oligospermi, libido azalması, empotans) endikedir. Menstrüel siklus bozuklukları, kadın infertilitesi: Prolaktine bağlı hiperprolaktinemik ve görünürde normoprolaktinemik durumlarda: Amenore (galaktoreli veya galaktoresiz), oligomenore, luteal faz yetmezliği, ilaca bağlı hiperprolaktinemik bozukluklar (örn. psikotrop veya antihipertansif ajan kullanımının indüklediği). Prolaktine bağlı olmayan kadın infertilitesi: Polikistik over sendromu, anovulatuvar sikluslar (klomifen gibi anti-östrojen tedavisine ek olarak). Laktasyonun tıbbi nedenlerle inhibisyonu: Medikal nedenlerle puerperal laktasyonun durdurulması veya önlenmesi, düşükten sonra laktasyonun önlenmesi, puerperal meme angorjmanı ve başlangıçtaki puerperal mastit. Basit analjeziklerle ve memelerin desteklenmesiyle yeterince tedavi edilebilecek bir durum olan, memelerin lohusalık döneminde dolgunlaşmasının rutin olarak önlenmesinde önerilmez. Premenstrüel semptomların ve memenin iyi huylu hastalıklarının tedavisinde etkili olduğuna dair kanıtlar yetersizdir.

Kontrendikasyonları:
Bromokriptine veya yardımcı maddelerden herhangi birine ya da diğer ergo alkaloidlerine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir. Kontrol altına alınamayan hipertansiyonda, gebelikteki hipertansif hastalıklarda (eklampsi, pre-eklampsi veya gebelikte oluşan hipertansiyon dahil olmak üzere), post-partum ve puerperal dönemdeki hipertansiyonda kontrendikedir. Koroner arter hastalığı ve diğer ciddi kardiyovasküler durumlarda, geçmişte ciddi psişik rahatsızlığı olan ve/veya psişik semptomları olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hiperprolaktineminin eşlik etmediği durumlarda olan vakaların tedavisinde, belirtileri giderecek en düşük dozda uygulanmalıdır. Böylece prolaktinin normal düzeyinin altına düşmesi ve dolayısıyla luteal fonksiyonun bozulması önlenir.Nadir olarak gastrointestinal kanama ve gastrik ülser gözlenmiştir. Eğer oluşursa tedavinin kesilmesi gerekmektedir. Özellikle uzun süre ve yüksek doz kullanan bazı hastalarda bu tedavi sırasında plevra ve perikard boşluklarında sıvı birikebildiği (effüzyon), plevra ve akciğer fibrozunun ve konstriktif perikarditin geliştiği, zaman zaman bildirilmiştir. Açıklanamayan plevropulmoner sorunlar gelişen hastalarda tedaviye son verilmesi düşünülmelidir. Uzun süre ve yüksek doz kullananlarda retroperitoneal fibroz geliştiği bildirilmiştir. Sırt ağrısı, alt ekstremitelerde ödem, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin bu hasta kategorisinde dikkatle araştırılması gerekir. Bu durumda kullanımına son verilmelidir. Doğum sonrasında laktasyon inhibisyonu için tedavi edilen kadınlarda nadiren hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, konvülsiyonlar, inme veya psişik bozukluklar gibi ciddi istenmeyen etkiler bildirilmiştir. Bazı hastalarda konvülsiyon veya inmeye, şiddetli başağrısı ve/veya geçici görme bozuklukları öncülük etmiştir. Eğer hipertansiyon, şiddetli, ilerleyen veya sürekli başağrısı (görme bozukluğu ile birlikte veya birlikte olmayan) veya MSS toksisitesini gösteren herhangi bir işaret görülürse uygulama derhal kesilmelidir. Makroadenomalı hastalar, hipofiz dokusunun kompresyonu veya tahribi nedeni ile hipopitüitarizm gösterebileceklerinden, tam bir hipofiz fonksiyon değerlendirmesi yapılmalı ve uygun bir ikame tedavisi yöntemi seçilmelidir. Sekonder adrenal yetmezlik bulunan hastalarda kortikosteroidlerle ikame tedavisi gereklidir. Eğer adenomalı hastalarda ilacın verilişini takiben hamilelik oluşursa, dikkatli bir şekilde izleme gereklidir. Gebelik sırasında prolaktin salgılayan adenomalar büyüyebilir. Görme alanı kusurları, makroprolaktinomanın bilinen komplikasyonlarından biridir. Ancak bazı hastalarda, prolaktin düzeylerinin normale dönmüş ve tümörün küçülmüş olmasına rağmen görme alanı daha sonra tekrar bozulabilir; bunun nedeni, chiasma opticum’u, tümörün küçülmesi sonucu artık kısmen boşalan sella turcica yönünde aşağıya doğru çekilmesidir. Bu hastalarda bromokriptin dozunun azaltılması ile görme alanı düzelebilir, bu sırada prolaktin düzeylerinde yükselme ve tümörde bir miktar yeniden büyüme olabilir. Bu nedenle makroprolaktinoması olan hastalarda görme alanının izlenmesi, chiasma opticum fıtıklaşmasına bağlı sekonder görme alanı kayıplarının erkenden fark edilerek dozun ayarlanmasına olanak verdiğinden, önerilmektedir. Prolaktin salgılayan adenoması olan bromokriptin kullanan bazı hastalarda, beyin-omurilik sıvısı rinoresi görülmüştür. Geçerli veriler bunun, invazif tümörlerin küçülmesi sonucu gelişmiş olabileceği izlenimini vermektedir. Galaktoz intoleransı, şiddetli laktaz eksikliği veya glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu gibi, ender görülen herediter sorunları olan hastalar, bu ilacı almamalıdır. Gebelik kategorisi B’dir. Klinik deneyimler gebelik boyunca uygulanan ilacın gebelik sürecini ve sonucunu olumsuz yönde etkilemediğini göstermiştir. Hipofizer bir adenom varlığında gebelik meydana gelmiş ve tedavi kesilmişse, hastanın gebelik süresince dikkatli takibi gerekmektedir. Prolaktinomada büyüme belirtileri gösteren hastalarda tedavi yeniden başlatılabilir veya cerrahi girişim düşünülebilir. Laktasyonu inhibe ettiğinden, emziren anneler kullanmamalıdır. Bromokriptin tedavisi ile fertilite yeniden kazanılabilir. Çocuk doğurma yaşında olan ancak doğum yapmak istemeyen kadınlara güvenilir bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları önerilmelidir. Bazı hastalarda, özellikle tedavinin ilk günlerinde bazen hipotansif reaksiyonlar oluşabileceğinden araç kullanırken ya da makinada çalışılırken özel bir özen gösterilmelidir. Uyku hali ve/veya ani bastıran uyku atakları meydana gelen hastalara, bu gibi uyku ataklarının ve uyku halinin tekrarladığı süre boyunca araç kullanmamaları ve makine kullanmak gibi işleri yapmamaları önerilmelidir. Özellikle Parkinson hastalığı vakalarında olmak üzere uyku hali ve birdenbire başlayan uyku eşlik edebildiği bildirilmiştir. Günlük aktiviteler sırasında hastanın birdenbire uyumaya başlaması ve bazen de bunun, hasta farkına varmaksızın ve hiçbir uyarı belirtisi olmadan ortaya çıkması, son derece ender olarak bildirilmiştir. Hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir.

Yan Etkileri:
Sık (>=%1-<%10): Baş ağrısı, sedasyon, göz kararması, burun konjestiyonu, bulantı, kabızlık, kusma. Seyrek (>=%0.1-<%1): Konfüzyon, psikomotor ajitasyon, halüsinasyonlar, diskinezi, hipotansiyon, ortostatik hipotansiyon (çok ender olarak senkopa yol açan), ağız kuruması, alerjik deri reaksiyonları, saçların dökülmesi, bacak krampları, bitkinlik. Ender (>=%0.01-<%0.1): Psikotik sorunlar, uykusuzluk, somnolans, parestezi, görme bozukluğu, bulanık görme, kulak çınlaması, perikadr effüzyonu, konstriktif perikardit, taşikardi, bradikardi, aritmi, plevra effüzyonu, plevra fibrozu, plörezi, akciğer fibrozu, dispne, ishal, karın ağrısı, retroperitoneal fibroz, gastrointestinal ülser, gastrointestinal kanama, periferik ödem. Çok ender (<%0.01): Gündüz saatlerinde aşırı somnolans, aniden bastıran uyku atakları, el ve ayak parmaklarında soğuğa bağlı olarak gelişen reversibl renk solması (özellikle, Raynaud fenomeni anamnezi veren hastalarda), kullanımına birdenbire son verildiğinde nöroleptik habis sendromu taklit eden bir sendrom. Doğum sonrası fizyolojik laktasyonun inhibisyonu için kullanımında seyrek oluşan hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, inme, felç veya psişik rahatsızlıklar eşlik etmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bromokriptin, CYP3A4′ün hem bir substratı, hem de inhibitörüdür. Bu enzimin güçlü inhibitörü ve/veya substratı olan (azol grubu antimikotikler, HIV proteaz inhibitörleri) ilaçlar ile birlikte kullanıldığında bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Eritromisin veya josamisin gibi makrolid sınıfı antibiyotiklerin ile birlikte kullanılmasının, bromokriptin plazma düzeylerini yükselttiği gösterilmiştir. Akromegali vakalarının aynı zamanda hem bromokriptin hem okstreotid kullanılarak tedavi edilmesi, bromokriptin plazma düzeylerinin yükselmesine yol açmıştır. Terapötik etkisini merkez sinir sistemindeki dopamin reseptörlerini uyararak gösterdiğinden; antipsikotik ilaçlar (fenotiyazinler, butirofenonlar ve tiyoksantenler), ayrıca metoklopramid ve domperidon, bromokriptinin aktivitesini azaltabilir. Alkol, bromokriptine olan tolerabiliteyi azaltabilir. Kan basıncını değiştirebilen ilaçlar, örn. sempatomimetikler veya ergometrin ve metil-ergometrin gibi vazokonstriktörler ile yeni tedavi görmüş veya görmekte olan hastalarda özellikle dikkatli olunmalıdır ve lohusalarda bu ilaçların birlikte kullanılması önerilmemektedir.

Tags: ,

Arananlar:

PARLODEL(Tablet)

PARLODEL
Tablet

Novartis
Etken Madde(ler):
Bromokriptin mezilat 2.5 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Parlodel her zaman bir miktar yiyecek ile birlikte alınmalıdır. Parkinson hastalığı: Tedaviye ilk hafta boyunca tercihen geceleri alınacak 1.25 mg gibi düşük bir dozla başlanır. Günlük doz artışı her hafta günlük 1.25 mg eklenecek şekilde kademeli olarak yapılmalıdır. Günlük doz 2-3 kerede verilmelidir. Yeterli terapötik yanıta 6-8 hafta içerisinde erişilebilir. Aksi takdirde doz haftada 2.5 mg/gün olacak şekilde artırılmaya devam edilir. Parlodel’in dozu günde 10-40 mg arasında değişmektedir. Bazı hastalarda daha yüksek doza gerek duyulabilir. Titrasyon safhasında istenilmeyen belirtiler görülür ise, günlük doz azaltılmalı ve en azından bir hafta süreyle sabit tutulmalıdır. Levodopa tedavisi altında olup, motor bozukluklar gösteren hastalarda tedaviye Parlodel ilave edilmeden önce levodopa dozunun azaltılması önerilir. Parlodel ile iyi neticeler alındığında, levodopa dozu giderek daha da düşürülebilir veya tamamen kesilebilir. Prolaktinomalar: Tedaviye günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz plazma prolaktin düzeyini yeterince kontrol altında tutabilmek için gerekecek miktarlara kademeli olarak yükseltilir. Akromegali: Tedaviye günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz klinik cevap ve yan etkilere bağlı olarak, kademeli olarak günde 10-20 mg’a yükseltilir. Erkekte hiperprolaktinemi: Günde 2-3 defa 1.25 mg ile tedaviye başlanır ve doz giderek günde 5-10 mg’a yükseltilir. Menstrüel siklus bozuklukları ve kadın infertilitesi: Günde 2-3 defa 1.25 mg; etki yetersiz kalırsa, doz giderek günde 2-3 defa 2.5 mg’a yükseltilir. Tedaviye menstrüel siklus normalleştirilinceye ve/veya ovülasyon sağlanıncaya kadar devam edilir. Gerektiğinde semptomların yeniden ortaya çıkmasını önlemek için tedavi birkaç siklus boyunca sürdürülür. Laktasyonun tıbbi nedenlerle inhibisyonu: Medikal gereklilik olmadıkça kullanılmamalıdır. Sabah ve akşam alınacak 1.25 mg ile tedaviye başlamalı, bunu izleyerek günde 2 defa 2.5 mg olarak 14 gün boyunca verilmelidir. Laktasyonun başlamasını önlemek için hayati belirtiler stabil olmadan önce verilmemek kaydıyla doğum veya düşükten sonraki birkaç saat içinde uygulanır. Bazen tedavinin kesilmesinden 2-3 gün sonra hafif bir süt salgısı yeniden görülebilir. Tedavinin aynı dozla bir hafta daha uzatılması, bunun kaybolmasını sağlar. Başlangıçtaki puerperal mastit: Laktasyon inhibisyonunda kullanılan dozun aynısı kullanılır. Gerektiğinde tedaviye bir antibiyotik eklenebilir. <p><b>Parlodel SRO:</p></b> Parlodel SRO’nun Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılması konusundaki tecrübeler sınırlı olduğundan ilacın, bu hastalarda kullanılması önerilmez. Parlodel SRO, standart formlarda olduğu gibi günde bir defada alınan dozlar şeklinde kullanılabilir. Parlodel SRO tercihen, akşam yemeğinden sonra alınmalı ve bütün olarak yutulmalıdır. Daha önce hiç Parlodel tablet veya standart kapsül kullanmamış olan hastalarda genellikle kullanılan başlangıç dozu; günde 1 defa 1 kapsül SRO 2.5 miligramdır. Bu doz, 3-7 gün sonra 5 miligrama yükseltilmeli ve yetersiz kalırsa, optimal doza ulaşılıncaya kadar 2.5 veya 5 miligramlık basamaklar şeklinde daha da artırılmalıdır. Parlodel tablet veya standart kapsül kullanırken günde 1 defa Parlodel SRO kullanmaya başlayacak olan hastalarda; daha önce alınmakta olan günlük doza devam edilmelidir. Parlodel SRO kapsül laktasyon inhibisyonu amacıyla kullanılacaksa, ilk gün 2.5 miligramlık bir kapsül ve daha sonra da 2 hafta boyunca, tercihen akşam yemeklerinden sonra olmak üzere günde 1 defa 2 kapsül alınmalıdır.

Endikasyonları:
Parkinson hastalığı: Tek başına veya diğer antiparkinson ilaçlarla kombine olarak, idiopatik ve post-ensefalitik parkinson hastalığının her safhasında endikedir. Prolaktinomalar: Prolaktin salgılayan hipofizer mikroadenom ve makroadenomların konservatif tedavisi; cerrahi girişimden önce tümörün boyutunun küçültülmesi ve alınmasını kolaylaştırmak amacıyla ve cerrahi girişimden sonra; prolaktin seviyesinin hala yüksek olduğu durumlarda endikedir. Akromegali: Cerrahi girişim ve radyoterapiye yardımcı tedavi veya bazı özel durumlarda ve alternatif tedavi olarak endikedir. Erkekte hiperprolaktinemi: Prolaktine bağlı hipogonadizmde (oligospermi, libido azalması, empotans) endikedir. Menstrüel siklus bozuklukları, kadın infertilitesi: Prolaktine bağlı hiperprolaktinemik ve görünürde normoprolaktinemik durumlarda: Amenore (galaktoreli veya galaktoresiz), oligomenore, luteal faz yetmezliği, ilaca bağlı hiperprolaktinemik bozukluklar (örn. psikotrop veya antihipertansif ajan kullanımının indüklediği). Prolaktine bağlı olmayan kadın infertilitesi: Polikistik over sendromu, anovulatuvar sikluslar (klomifen gibi anti-östrojen tedavisine ek olarak). Laktasyonun tıbbi nedenlerle inhibisyonu: Medikal nedenlerle puerperal laktasyonun durdurulması veya önlenmesi, düşükten sonra laktasyonun önlenmesi, puerperal meme angorjmanı ve başlangıçtaki puerperal mastit. Basit analjeziklerle ve memelerin desteklenmesiyle yeterince tedavi edilebilecek bir durum olan, memelerin lohusalık döneminde dolgunlaşmasının rutin olarak önlenmesinde önerilmez. Premenstrüel semptomların ve memenin iyi huylu hastalıklarının tedavisinde etkili olduğuna dair kanıtlar yetersizdir.

Kontrendikasyonları:
Bromokriptine veya yardımcı maddelerden herhangi birine ya da diğer ergo alkaloidlerine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir. Kontrol altına alınamayan hipertansiyonda, gebelikteki hipertansif hastalıklarda (eklampsi, pre-eklampsi veya gebelikte oluşan hipertansiyon dahil olmak üzere), post-partum ve puerperal dönemdeki hipertansiyonda kontrendikedir. Koroner arter hastalığı ve diğer ciddi kardiyovasküler durumlarda, geçmişte ciddi psişik rahatsızlığı olan ve/veya psişik semptomları olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hiperprolaktineminin eşlik etmediği durumlarda olan vakaların tedavisinde, belirtileri giderecek en düşük dozda uygulanmalıdır. Böylece prolaktinin normal düzeyinin altına düşmesi ve dolayısıyla luteal fonksiyonun bozulması önlenir.Nadir olarak gastrointestinal kanama ve gastrik ülser gözlenmiştir. Eğer oluşursa tedavinin kesilmesi gerekmektedir. Özellikle uzun süre ve yüksek doz kullanan bazı hastalarda bu tedavi sırasında plevra ve perikard boşluklarında sıvı birikebildiği (effüzyon), plevra ve akciğer fibrozunun ve konstriktif perikarditin geliştiği, zaman zaman bildirilmiştir. Açıklanamayan plevropulmoner sorunlar gelişen hastalarda tedaviye son verilmesi düşünülmelidir. Uzun süre ve yüksek doz kullananlarda retroperitoneal fibroz geliştiği bildirilmiştir. Sırt ağrısı, alt ekstremitelerde ödem, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin bu hasta kategorisinde dikkatle araştırılması gerekir. Bu durumda kullanımına son verilmelidir. Doğum sonrasında laktasyon inhibisyonu için tedavi edilen kadınlarda nadiren hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, konvülsiyonlar, inme veya psişik bozukluklar gibi ciddi istenmeyen etkiler bildirilmiştir. Bazı hastalarda konvülsiyon veya inmeye, şiddetli başağrısı ve/veya geçici görme bozuklukları öncülük etmiştir. Eğer hipertansiyon, şiddetli, ilerleyen veya sürekli başağrısı (görme bozukluğu ile birlikte veya birlikte olmayan) veya MSS toksisitesini gösteren herhangi bir işaret görülürse uygulama derhal kesilmelidir. Makroadenomalı hastalar, hipofiz dokusunun kompresyonu veya tahribi nedeni ile hipopitüitarizm gösterebileceklerinden, tam bir hipofiz fonksiyon değerlendirmesi yapılmalı ve uygun bir ikame tedavisi yöntemi seçilmelidir. Sekonder adrenal yetmezlik bulunan hastalarda kortikosteroidlerle ikame tedavisi gereklidir. Eğer adenomalı hastalarda ilacın verilişini takiben hamilelik oluşursa, dikkatli bir şekilde izleme gereklidir. Gebelik sırasında prolaktin salgılayan adenomalar büyüyebilir. Görme alanı kusurları, makroprolaktinomanın bilinen komplikasyonlarından biridir. Ancak bazı hastalarda, prolaktin düzeylerinin normale dönmüş ve tümörün küçülmüş olmasına rağmen görme alanı daha sonra tekrar bozulabilir; bunun nedeni, chiasma opticum’u, tümörün küçülmesi sonucu artık kısmen boşalan sella turcica yönünde aşağıya doğru çekilmesidir. Bu hastalarda bromokriptin dozunun azaltılması ile görme alanı düzelebilir, bu sırada prolaktin düzeylerinde yükselme ve tümörde bir miktar yeniden büyüme olabilir. Bu nedenle makroprolaktinoması olan hastalarda görme alanının izlenmesi, chiasma opticum fıtıklaşmasına bağlı sekonder görme alanı kayıplarının erkenden fark edilerek dozun ayarlanmasına olanak verdiğinden, önerilmektedir. Prolaktin salgılayan adenoması olan bromokriptin kullanan bazı hastalarda, beyin-omurilik sıvısı rinoresi görülmüştür. Geçerli veriler bunun, invazif tümörlerin küçülmesi sonucu gelişmiş olabileceği izlenimini vermektedir. Galaktoz intoleransı, şiddetli laktaz eksikliği veya glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu gibi, ender görülen herediter sorunları olan hastalar, bu ilacı almamalıdır. Gebelik kategorisi B’dir. Klinik deneyimler gebelik boyunca uygulanan ilacın gebelik sürecini ve sonucunu olumsuz yönde etkilemediğini göstermiştir. Hipofizer bir adenom varlığında gebelik meydana gelmiş ve tedavi kesilmişse, hastanın gebelik süresince dikkatli takibi gerekmektedir. Prolaktinomada büyüme belirtileri gösteren hastalarda tedavi yeniden başlatılabilir veya cerrahi girişim düşünülebilir. Laktasyonu inhibe ettiğinden, emziren anneler kullanmamalıdır. Bromokriptin tedavisi ile fertilite yeniden kazanılabilir. Çocuk doğurma yaşında olan ancak doğum yapmak istemeyen kadınlara güvenilir bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları önerilmelidir. Bazı hastalarda, özellikle tedavinin ilk günlerinde bazen hipotansif reaksiyonlar oluşabileceğinden araç kullanırken ya da makinada çalışılırken özel bir özen gösterilmelidir. Uyku hali ve/veya ani bastıran uyku atakları meydana gelen hastalara, bu gibi uyku ataklarının ve uyku halinin tekrarladığı süre boyunca araç kullanmamaları ve makine kullanmak gibi işleri yapmamaları önerilmelidir. Özellikle Parkinson hastalığı vakalarında olmak üzere uyku hali ve birdenbire başlayan uyku eşlik edebildiği bildirilmiştir. Günlük aktiviteler sırasında hastanın birdenbire uyumaya başlaması ve bazen de bunun, hasta farkına varmaksızın ve hiçbir uyarı belirtisi olmadan ortaya çıkması, son derece ender olarak bildirilmiştir. Hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir.

Yan Etkileri:
Sık (>=%1-<%10): Baş ağrısı, sedasyon, göz kararması, burun konjestiyonu, bulantı, kabızlık, kusma. Seyrek (>=%0.1-<%1): Konfüzyon, psikomotor ajitasyon, halüsinasyonlar, diskinezi, hipotansiyon, ortostatik hipotansiyon (çok ender olarak senkopa yol açan), ağız kuruması, alerjik deri reaksiyonları, saçların dökülmesi, bacak krampları, bitkinlik. Ender (>=%0.01-<%0.1): Psikotik sorunlar, uykusuzluk, somnolans, parestezi, görme bozukluğu, bulanık görme, kulak çınlaması, perikadr effüzyonu, konstriktif perikardit, taşikardi, bradikardi, aritmi, plevra effüzyonu, plevra fibrozu, plörezi, akciğer fibrozu, dispne, ishal, karın ağrısı, retroperitoneal fibroz, gastrointestinal ülser, gastrointestinal kanama, periferik ödem. Çok ender (<%0.01): Gündüz saatlerinde aşırı somnolans, aniden bastıran uyku atakları, el ve ayak parmaklarında soğuğa bağlı olarak gelişen reversibl renk solması (özellikle, Raynaud fenomeni anamnezi veren hastalarda), kullanımına birdenbire son verildiğinde nöroleptik habis sendromu taklit eden bir sendrom. Doğum sonrası fizyolojik laktasyonun inhibisyonu için kullanımında seyrek oluşan hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, inme, felç veya psişik rahatsızlıklar eşlik etmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bromokriptin, CYP3A4′ün hem bir substratı, hem de inhibitörüdür. Bu enzimin güçlü inhibitörü ve/veya substratı olan (azol grubu antimikotikler, HIV proteaz inhibitörleri) ilaçlar ile birlikte kullanıldığında bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Eritromisin veya josamisin gibi makrolid sınıfı antibiyotiklerin ile birlikte kullanılmasının, bromokriptin plazma düzeylerini yükselttiği gösterilmiştir. Akromegali vakalarının aynı zamanda hem bromokriptin hem okstreotid kullanılarak tedavi edilmesi, bromokriptin plazma düzeylerinin yükselmesine yol açmıştır. Terapötik etkisini merkez sinir sistemindeki dopamin reseptörlerini uyararak gösterdiğinden; antipsikotik ilaçlar (fenotiyazinler, butirofenonlar ve tiyoksantenler), ayrıca metoklopramid ve domperidon, bromokriptinin aktivitesini azaltabilir. Alkol, bromokriptine olan tolerabiliteyi azaltabilir. Kan basıncını değiştirebilen ilaçlar, örn. sempatomimetikler veya ergometrin ve metil-ergometrin gibi vazokonstriktörler ile yeni tedavi görmüş veya görmekte olan hastalarda özellikle dikkatli olunmalıdır ve lohusalarda bu ilaçların birlikte kullanılması önerilmemektedir.

Tags: ,

Arananlar:

GYNODEL(Tablet)

GYNODEL
Tablet

Biofarma
Etken Madde(ler):
Bromokriptin mezilat 2.5 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Bromokriptin bir miktar yiyecekle birlikte alınmalıdır. Menstrüel siklus bozuklukları ve infertilite: Günde 2-3 defada toplam 2.5-3.75 mg. Gerekirse doz giderek iki katına çıkarılabilir. Tedaviye menstrüel siklus normalleşinceye veya ovülasyonsağlanıncaya kadar devam edilir. Semptomların tekrarlanmasını önlemek için gerektiğinde tedavi birkaç siklus boyunca sürdürülür. Prolaktinomalar: Günde 2-3 defada toplam 2.5-3.75 mg kullanılır. Plazma prolaktin düzeyi yeterince düşene kadar doz kademeli olarak yükseltilir. Premenstrüel semptomlar: Siklusun 14’ncü gününde 1.25 mg ile tedaviye başlanır ve doz,menstrüasyon başlayıncaya kadar 1.25 mg halinde günde 2 defa 2.5 mg’a yükseltilir. Erkek hipogonadizmi: Günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz giderek günde 5-10 mg’a yükseltilir. Akromegali: Tedaviye günde 2.5-3.75 mg ile başlanır ve doz, klinik cevaba ve toleransa bağlı olarak giderek günde 5-10 mg’a kadar yükseltilir. Laktasyon inhibisyonu: Tedaviye yaşam belirtileri stabilize olmadan önce vermemek kaydıyla doğum veya düşükten hemen sonra (minimum 4 saat) sabah ve akşam alınacak 1.25 mg ile başlanmalı ve daha sonra 2 defa 2.5 mg olarak 14 gün verilmelidir. Bazen tedavinin kesilmesinden 2-3 gün sonra hafif bir süt salgısı yeniden görülebilir. Bu durumda tedaviye aynı dozla bir hafta daha devam edilir. Puerperal meme angorjmanı: Günde 2.5 mg verilir. Gerekirse, laktasyonu tamamen durdurma riski olmayacak şekilde, 6-12 saat sonra 2.5 mg daha alınabilir. Başlangıçtaki puerperal mastit: Laktasyon inhibisyonunda kullanılan dozun aynısıdır. Gerektiğinde tedaviye bir antibiyotik eklenebilir. Selim meme hastalıkları: Tedaviye günde 2-3 defa 1.25 mg ile başlanır ve doz giderek iki katına yükseltilir. Parkinson hastalığı: İlk hafta boyunca tercihen geceleri 1.25 mg. Günlük dozaj her hafta 1.25 mg/gün olmak üzere tedricen artırılır. Günlük doz 2-3 kerede verilmelidir. Beklenen tedavi cevabına 6-8 hafta içerisinde erişilir. Aksi takdirde doz haftada 2.5 mg/gün olmak üzere artırılmaya devam edilir. Levadopa tedavisi görüp motor bozuklukları gösteren hastalarda tedaviye başlanmadan önce levadopa dozu azaltılmalıdır. Bromokriptin ile iyi cevap alındığında levadopa dozu giderek daha da düşürülebilir veya levadopa tedavisi tamamen kesilebilir. Tek başına veya kombine tedavilerde Bromokriptin dozu günde 10-40 mg arasında değişmektedir. Nadir durumlarda daha yüksek dozlar gerekli olabilir.

Endikasyonları:
Parkinson hastalığı: Tek başına veya diğer antiparkinson ilaçlarla kombine olarak, idiopatik ve post-ensefalitik parkinson hastalığının her safhasında endikedir. Prolaktinomalar: Prolaktin salgılayan hipofizer mikroadenom ve makroadenomların konservatif tedavisi; cerrahi girişimden önce tümörün boyutunun küçültülmesi ve alınmasını kolaylaştırmak amacıyla ve cerrahi girişimden sonra; prolaktin seviyesinin hala yüksek olduğu durumlarda endikedir. Akromegali: Cerrahi girişim ve radyoterapiye yardımcı tedavi veya bazı özel durumlarda ve alternatif tedavi olarak endikedir. Erkekte hiperprolaktinemi: Prolaktine bağlı hipogonadizmde (oligospermi, libido azalması, empotans) endikedir. Menstrüel siklus bozuklukları, kadın infertilitesi: Prolaktine bağlı hiperprolaktinemik ve görünürde normoprolaktinemik durumlarda: Amenore (galaktoreli veya galaktoresiz), oligomenore, luteal faz yetmezliği, ilaca bağlı hiperprolaktinemik bozukluklar (örn. psikotrop veya antihipertansif ajan kullanımının indüklediği). Prolaktine bağlı olmayan kadın infertilitesi: Polikistik over sendromu, anovulatuvar sikluslar (klomifen gibi anti-östrojen tedavisine ek olarak). Laktasyonun tıbbi nedenlerle inhibisyonu: Medikal nedenlerle puerperal laktasyonun durdurulması veya önlenmesi, düşükten sonra laktasyonun önlenmesi, puerperal meme angorjmanı ve başlangıçtaki puerperal mastit. Basit analjeziklerle ve memelerin desteklenmesiyle yeterince tedavi edilebilecek bir durum olan, memelerin lohusalık döneminde dolgunlaşmasının rutin olarak önlenmesinde önerilmez. Premenstrüel semptomların ve memenin iyi huylu hastalıklarının tedavisinde etkili olduğuna dair kanıtlar yetersizdir.

Kontrendikasyonları:
Bromokriptine veya yardımcı maddelerden herhangi birine ya da diğer ergo alkaloidlerine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir. Kontrol altına alınamayan hipertansiyonda, gebelikteki hipertansif hastalıklarda (eklampsi, pre-eklampsi veya gebelikte oluşan hipertansiyon dahil olmak üzere), post-partum ve puerperal dönemdeki hipertansiyonda kontrendikedir. Koroner arter hastalığı ve diğer ciddi kardiyovasküler durumlarda, geçmişte ciddi psişik rahatsızlığı olan ve/veya psişik semptomları olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hiperprolaktineminin eşlik etmediği durumlarda olan vakaların tedavisinde, belirtileri giderecek en düşük dozda uygulanmalıdır. Böylece prolaktinin normal düzeyinin altına düşmesi ve dolayısıyla luteal fonksiyonun bozulması önlenir.Nadir olarak gastrointestinal kanama ve gastrik ülser gözlenmiştir. Eğer oluşursa tedavinin kesilmesi gerekmektedir. Özellikle uzun süre ve yüksek doz kullanan bazı hastalarda bu tedavi sırasında plevra ve perikard boşluklarında sıvı birikebildiği (effüzyon), plevra ve akciğer fibrozunun ve konstriktif perikarditin geliştiği, zaman zaman bildirilmiştir. Açıklanamayan plevropulmoner sorunlar gelişen hastalarda tedaviye son verilmesi düşünülmelidir. Uzun süre ve yüksek doz kullananlarda retroperitoneal fibroz geliştiği bildirilmiştir. Sırt ağrısı, alt ekstremitelerde ödem, böbrek fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin bu hasta kategorisinde dikkatle araştırılması gerekir. Bu durumda kullanımına son verilmelidir. Doğum sonrasında laktasyon inhibisyonu için tedavi edilen kadınlarda nadiren hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, konvülsiyonlar, inme veya psişik bozukluklar gibi ciddi istenmeyen etkiler bildirilmiştir. Bazı hastalarda konvülsiyon veya inmeye, şiddetli başağrısı ve/veya geçici görme bozuklukları öncülük etmiştir. Eğer hipertansiyon, şiddetli, ilerleyen veya sürekli başağrısı (görme bozukluğu ile birlikte veya birlikte olmayan) veya MSS toksisitesini gösteren herhangi bir işaret görülürse uygulama derhal kesilmelidir. Makroadenomalı hastalar, hipofiz dokusunun kompresyonu veya tahribi nedeni ile hipopitüitarizm gösterebileceklerinden, tam bir hipofiz fonksiyon değerlendirmesi yapılmalı ve uygun bir ikame tedavisi yöntemi seçilmelidir. Sekonder adrenal yetmezlik bulunan hastalarda kortikosteroidlerle ikame tedavisi gereklidir. Eğer adenomalı hastalarda ilacın verilişini takiben hamilelik oluşursa, dikkatli bir şekilde izleme gereklidir. Gebelik sırasında prolaktin salgılayan adenomalar büyüyebilir. Görme alanı kusurları, makroprolaktinomanın bilinen komplikasyonlarından biridir. Ancak bazı hastalarda, prolaktin düzeylerinin normale dönmüş ve tümörün küçülmüş olmasına rağmen görme alanı daha sonra tekrar bozulabilir; bunun nedeni, chiasma opticum’u, tümörün küçülmesi sonucu artık kısmen boşalan sella turcica yönünde aşağıya doğru çekilmesidir. Bu hastalarda bromokriptin dozunun azaltılması ile görme alanı düzelebilir, bu sırada prolaktin düzeylerinde yükselme ve tümörde bir miktar yeniden büyüme olabilir. Bu nedenle makroprolaktinoması olan hastalarda görme alanının izlenmesi, chiasma opticum fıtıklaşmasına bağlı sekonder görme alanı kayıplarının erkenden fark edilerek dozun ayarlanmasına olanak verdiğinden, önerilmektedir. Prolaktin salgılayan adenoması olan bromokriptin kullanan bazı hastalarda, beyin-omurilik sıvısı rinoresi görülmüştür. Geçerli veriler bunun, invazif tümörlerin küçülmesi sonucu gelişmiş olabileceği izlenimini vermektedir. Galaktoz intoleransı, şiddetli laktaz eksikliği veya glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu gibi, ender görülen herediter sorunları olan hastalar, bu ilacı almamalıdır. Gebelik kategorisi B’dir. Klinik deneyimler gebelik boyunca uygulanan ilacın gebelik sürecini ve sonucunu olumsuz yönde etkilemediğini göstermiştir. Hipofizer bir adenom varlığında gebelik meydana gelmiş ve tedavi kesilmişse, hastanın gebelik süresince dikkatli takibi gerekmektedir. Prolaktinomada büyüme belirtileri gösteren hastalarda tedavi yeniden başlatılabilir veya cerrahi girişim düşünülebilir. Laktasyonu inhibe ettiğinden, emziren anneler kullanmamalıdır. Bromokriptin tedavisi ile fertilite yeniden kazanılabilir. Çocuk doğurma yaşında olan ancak doğum yapmak istemeyen kadınlara güvenilir bir doğum kontrol yöntemi kullanmaları önerilmelidir. Bazı hastalarda, özellikle tedavinin ilk günlerinde bazen hipotansif reaksiyonlar oluşabileceğinden araç kullanırken ya da makinada çalışılırken özel bir özen gösterilmelidir. Uyku hali ve/veya ani bastıran uyku atakları meydana gelen hastalara, bu gibi uyku ataklarının ve uyku halinin tekrarladığı süre boyunca araç kullanmamaları ve makine kullanmak gibi işleri yapmamaları önerilmelidir. Özellikle Parkinson hastalığı vakalarında olmak üzere uyku hali ve birdenbire başlayan uyku eşlik edebildiği bildirilmiştir. Günlük aktiviteler sırasında hastanın birdenbire uyumaya başlaması ve bazen de bunun, hasta farkına varmaksızın ve hiçbir uyarı belirtisi olmadan ortaya çıkması, son derece ender olarak bildirilmiştir. Hastalar bu konuda bilgilendirilmelidir.

Yan Etkileri:
Sık (>=%1-<%10): Baş ağrısı, sedasyon, göz kararması, burun konjestiyonu, bulantı, kabızlık, kusma. Seyrek (>=%0.1-<%1): Konfüzyon, psikomotor ajitasyon, halüsinasyonlar, diskinezi, hipotansiyon, ortostatik hipotansiyon (çok ender olarak senkopa yol açan), ağız kuruması, alerjik deri reaksiyonları, saçların dökülmesi, bacak krampları, bitkinlik. Ender (>=%0.01-<%0.1): Psikotik sorunlar, uykusuzluk, somnolans, parestezi, görme bozukluğu, bulanık görme, kulak çınlaması, perikadr effüzyonu, konstriktif perikardit, taşikardi, bradikardi, aritmi, plevra effüzyonu, plevra fibrozu, plörezi, akciğer fibrozu, dispne, ishal, karın ağrısı, retroperitoneal fibroz, gastrointestinal ülser, gastrointestinal kanama, periferik ödem. Çok ender (<%0.01): Gündüz saatlerinde aşırı somnolans, aniden bastıran uyku atakları, el ve ayak parmaklarında soğuğa bağlı olarak gelişen reversibl renk solması (özellikle, Raynaud fenomeni anamnezi veren hastalarda), kullanımına birdenbire son verildiğinde nöroleptik habis sendromu taklit eden bir sendrom. Doğum sonrası fizyolojik laktasyonun inhibisyonu için kullanımında seyrek oluşan hipertansiyon, miyokard enfarktüsü, inme, felç veya psişik rahatsızlıklar eşlik etmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Bromokriptin, CYP3A4′ün hem bir substratı, hem de inhibitörüdür. Bu enzimin güçlü inhibitörü ve/veya substratı olan (azol grubu antimikotikler, HIV proteaz inhibitörleri) ilaçlar ile birlikte kullanıldığında bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Eritromisin veya josamisin gibi makrolid sınıfı antibiyotiklerin ile birlikte kullanılmasının, bromokriptin plazma düzeylerini yükselttiği gösterilmiştir. Akromegali vakalarının aynı zamanda hem bromokriptin hem okstreotid kullanılarak tedavi edilmesi, bromokriptin plazma düzeylerinin yükselmesine yol açmıştır. Terapötik etkisini merkez sinir sistemindeki dopamin reseptörlerini uyararak gösterdiğinden; antipsikotik ilaçlar (fenotiyazinler, butirofenonlar ve tiyoksantenler), ayrıca metoklopramid ve domperidon, bromokriptinin aktivitesini azaltabilir. Alkol, bromokriptine olan tolerabiliteyi azaltabilir. Kan basıncını değiştirebilen ilaçlar, örn. sempatomimetikler veya ergometrin ve metil-ergometrin gibi vazokonstriktörler ile yeni tedavi görmüş veya görmekte olan hastalarda özellikle dikkatli olunmalıdır ve lohusalarda bu ilaçların birlikte kullanılması önerilmemektedir.

Tags: ,

Arananlar:

SORMODREN(Tablet)

SORMODREN
Tablet

Abbott
Önemli:
Bu ürün KONTROLE TABİ olup normal reçete ile verilerek reçete kayıt defterine kaydedilmesi gereken ürünlerdendir.

Etken Madde(ler):
Bornaprin HCl 4 mg

Piyasa Şekilleri:
50 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz başlangıçta 1/2 tablet ve daha sonra 3×1/2-1 tablettir.

Endikasyonları:
Parkinson sendromu, özellikle kas katılığı (rigor) ve titreme (tremor); bazı santral etkili ilaçların (nöroleptikler) vebenzer etkili preparatların neden olduğu hareket bozuklukları (ekstrapiramidal semptomlar), örn.; dil-yutak ve bakış krampları (erken diskineziler), oturma huzursuzluğu (akatizi), Parkinson hastalığına benzer şikayetler (Parkinsonoid); aşırı terlemede (hiperhidrozis) endikedir.

Kontrendikasyonları:
Tedavi edilemeyen dar açılı glokom; mide-barsak kanalındaki mekanik stenozlar; megakolonda kontrendikedir.

Uyarılar:
Prostat adenomlu hastalarda idrara çıkma zorluğuna ve hatta idrar retansiyonuna neden olabilir. Tehlikeli taşikardileregötürebilecek hastalıklarda gayet dikkatle kullanılmalıdır. Doza ve individual duyarlığa bağlı olarak özellikle diğer santral etkili ilaçlarla veya alkolle birlikte kullanımında, reaksiyon yetisi azalabilir. Gebeliğin ilk 3 ayında ve süt verme döneminde özenle ve kritik bir biçimde değerlendirilerek kullanılmalıdır. Emziren kadınlarda laktasyonu inhibe edebileceği dikkate alınmalıdır. Anne sütüne geçtiğine ilişkin bir bilgi mevcut değildir.

Yan Etkileri:
Yan etkiler özellikle tedavi başlangıcında veya ani doz arttırmalarında görülür. Ağır komplikasyonlar dışında, karşıt regülasyon etkileri oluşabileceğinden, ilacın ani kesilmesinden kaçınılmalıdır. Yaşlı hastalar, özellikle serebral skleroz durumunda, terapötik dozlarda dahi ilaca karşı aşırı duyarlılık gösterebilirler. Santral sinir sistemi yan etkisi olarak yorgunluk, baş dönmesi ve sersemlik, özellikle yüksek dozlarda huzursuzluk, zihin bulanıklığı, bazen hafıza bozukluğu, seyrek olarak halusinasyon oluşabilir. Bornaprin gibi santral etkili antikolinerjikler hayvan deneyi sonuçlarına göre epilepsi eğilimini arttırabilirler. Bu tür eğilimi olan hastalarda, bu dikkate alınmalıdır. Periferik yan etkiler, ağızda kuruluk, akomodasyon bozuklukları, ter azalması, mide şikayetleri, nadir vakalarda kalp frekansında yükselmeler ve seyrek olarak kabızlıktır. Yan etkiler doza ve bireysel duyarlılığa bağlı oluşurlar ve doz azaltıldığında veya ilaç kesildiğinde tamamen kaybolurlar.

İlaç Etkileşimleri:
Diğer psikotrop, antihistaminik, antiparkinsoniyen ve spazmolitik ilaçlar gibi, antikolinerjik etkili ilaçlarla birlikte uygulandığında, vejetatif ve santral yan etkilerin artması mümkündür. Kinidin ile beraber kullanıldığında, antikolinerjik etkiler (özellikle AV-iletisi) artabilir. Levodopa ve bornaprinin birlikte uygulanması, motorik bozuklukları (diskineziler) artırabilir. Uzun süreli nöroleptik kullanımına bağlı motorik bozukluklar (geç-diskineziler) bornaprinle artabilir. Lakin bazen geç diskinezilerde Parkinson semptomları antikolinerjik tedavinin elzemliğini gerektirecek kadar şiddetli olabilir. Santral etkili bir ilaç olarak bornaprin de alkolün etkisini arttırabilir. Metoklopiramid ve benzer etkili ilaçların mide-barsak kanalındaki etkileri, bornaprin gibi antikolinerjiklerle azalır.

Tags: ,

Arananlar:

AKİNETON(Tablet)

AKİNETON
Tablet

Abbott
Önemli:
Bu ürün YEŞİL REÇETE ile verilmesi gereken ürünlerdendir.

Etken Madde(ler):
Biperiden HCl 2 mg

Piyasa Şekilleri:
100 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz başlangıçta 2×1/2 tablet ve daha sonra 3×1 tablet veya i.m. olarak uygulanan 1-2 ampuldür.

Endikasyonları:
Marbus Parkinson, medikamentöz nedenli extrapiramidal semptomlar, piramidal spastik, kapalı beyin travmaları ve postkomosyonel şikayetler, trigeminus nevraljisi, nikotin zehirlenmesi ve bronkospazmların tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Dar açılı glokom, mide-barsak kanalındaki mekanik stenozlar, megakolon, biperidene karşı duyarlılıkta kontrendikedir.

Uyarılar:
Tek tük, özellikle prostat adenomlu hastalarda, miksiyon şikayetlerine, daha nadir olarak da idrar retansiyonuna neden olabilir. Miksiyon şikayetlerinde doz azaltılmalı, idrar retansiyonunda bir antidot karbakol uygulanmalıdır. Biperiden tehlikeli taşikardilere götürebilecek hastalıklarda gayet dikkatle kullanılmalıdır. Doza ve individual duyarlılığa bağlı olarak biperiden tedavisi altında reaksiyon yetisi azalabilir. Motorlu araç veya makina kullananlar uyarılmalıdır. 3 yaşın altındaki çocuklarda uygulanmamalı, bu yaşın üstündekilerde ise antimuskarinik yan etkileri nedeniyle özenle uygulanmalıdır. Gebelikte ve süt verme döneminde ancak çok gerekli görüldüğü takdirde ve yarar/zarar oranı göz önüne alınarak dikkatle verilmelidir.

Yan Etkileri:
Ağızda kuruluk, akomodasyon bozuklukları, yorgunluk, baş dönmeleri, mide şikayetleri, nadir vakalarda kalp frekansında yükselmeler gibi vejetatif semptomlar ortaya çıkabilir. Parenteral uygulama, kan basıncı düşmelerine neden olabilir. Huzursuzluk, oryantasyon bozuklukları, psikotik tablolar, aşırı yüksek dozlarda ortaya çıkabilirler. Bu belirtiler, terapötik dozlarda da bazı hastalarda, örn. serebral skleroz durumunda, kendini gösterebilir. Yan etkiler, bazen antidepresanlar veya nöroleptiklerle yüksek dozlarda uygulanmasında da oluşabilir.

İlaç Etkileşimleri:
Diğer antiparkinsoniyenler, kinidin veya trisiklik antidepresanlarla birlikte uygulandığında, vejetatif veya santral yan etkilerin artması mümkündür. Doz azaltılması gerekli olabilir. Tüm santral etkili ilaçlarda olduğu gibi, biperidenle tedavide de alkollü içkilerden kaçınılmalıdır.

Tags: ,

Arananlar: