EPANUTİN
Ampul

Pfizer Warner Lambert
Etken Madde(ler):
Fenitoin sodyum 250 mg/5 ml

Piyasa Şekilleri:
5 ml'lik 10 ampul içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Epanutin Ready Mixed Parenteral; bir ven içine kalın bir iğne veya intravenöz bir kateter aracılığıyla yavaşca uygulanmalıdır. İntravenöz enjeksiyon sonrası aynı iğne veya kateter kullanılarak yapılacak steril sodyum klorür enjeksiyonu solüsyonunun alkali olmasına bağlı olarak oluşabilecek venöz iritasyonları önler. İntravenöz infüzyon sıvılarına katılarak devamlı infüzyon şeklinde kullanımdan kaçınılmalıdır. Status Epileptikus: Epanutin uygulamadan önce intravenöz yolla diazepam uygulanmalıdır. Daha sonra Epanutin Ready Mixed Parenteral , yükleme dozu olarak 19- 15 mg/kg dozunda ve dakikada 50 mg'ı geçmeyen bir hızla yavaşça intravenöz olarak uygulanır. Yükleme dozunu 6-8 saatte bir oral veya intravenöz 100 mg'lık idame dozları izlemelidir. Yeni doğanlarda yapılan çalışmalar, fenitoinin oral kullanımda yeterli absorbsiyon sağlayamadığını, ancak, Epanutin'in intravenüz yolla verilen 15-20 mg/kg yükleme dozlarının, genellikle terapötik düzey olarak kabul gören 10-20 mg/l serum konsantrasyonlarını sağlayabildiğini göstermiştir. İlaç intravenöz yolla, dakikada 1-3 mg/kg hızıyla verilmelidir. Status epileptikus'ta intramüsküler uygulanım önerilmez. Kardiyak Aritmi: İntravenöz yolla bir kerede 3.5 mg/kg dozunda verilir. Gerekirse aynı doz bir kez daha tekrarlanır. Diğer Klinik durumlarda: İntravenöz uygulanım tercih edilmelidir. Dozaj ve doz aralığı hastanın durumuna göre ayarlanmalıdır.

Endikasyonları:
Fenitoin tonik-klonik (grand mal) tipinde status epileptikusun kontrol altına alınmasında ve nöroşirürji ve/veya ağır kafa travması sırasında ya da sonrasında konvülsiyonların önlenmesi ve tedavisinde endikedir. Fenitoin ayrıca migren, trigeminal nevralji ve belirli psikozların tedavisinde de kullanılmıştır. Ayrıca kardiyak aritmiler, dijital entoksikasyon ve miyokard enfarktüsü sonrası olayların tedavisinde de kullanılmıştır.

Kontrendikasyonları:
Fenitoin, fenitoin ya da diğer hidantoinlere aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. Ventriküler otomatisite üzerindeki etkisi nedeniyle fenitoin sinüs bradikardisi, sino-atriyal blok, ikinci ve üçüncü derece A-V blok ve Adams-Stokes sendromu olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Yetişkinlerde intravenöz uygulama dakikada 50 mg'ın üstüne çıkmamalıdır. İlaç yenidoğanlarda dakikada 1-3 mg/kg'ı aşmayacak hızla uygulanmalıdır. Atriyal ve ventriküler depresyon ve ventriküler fibrilasyonla birlikte şiddetli kardiyotoksik reaksiyonlar ve ölümler bildirilmiştir. Ağır komplikasyonlar en sık yaşlılarda ya da ciddi hastalık tablosundakilerde görülür. Fenitoin hipotansiyonlu ve ağır miyokard yetersizliği olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Hipotansiyon genellikle ilaç intravenöz yolla uygulandığında ortaya çıkar. İntramüsküler yol status epileptikus tedavisinde tavsiye edilmez. Fenitoin ile, seyrek de olsa akut karaciğer yetmezliği vakaları dahil, akut hepatotoksisite vakaları bildirilmiştir. Fenitoin ile benign lenf düğümü hiperplazisi, psödolenfoma, lenfoma ve Hodgkin hastalığı dahil lenfadenopati (lokal ya da yaygın) gelişmesi arasında bir ilişki olduğunu düşündüren bazı vakalar bildirilmiştir. Bütün lenfadenopati vakalarında uzun bir süre gözlem yaparak takip gerekir ve konvülsiyonların alternatif antikonvülsan ilaçlar ile kontrol altına alınabilmesi için gereken her şey yapılmalıdır. Kronik alkol kullanımı serum düzeylerini düşürebilirken, akut alkol kullanımı fenitoinin serum düzeylerini yükseltebilir. Fenitoin ile porfiride alevlenme arasında bir bağlantı kuran izole vaka raporları göz önünde tutulursa, bu ilacı söz konusu hastalıktan şikayetçi hastalara fenitoin uygulanırken dikkat edilmelidir. Fenitoinin biyotransformasyonu başlıca karaciğerde olur. Karaciğer işlevi bozulmuş hastalar, yaşlı hastalar ya da ciddi hastalık tablosundakilere erken toksisite belirtileri ortaya çıkabilir. Fenitoin verilmiş olan bireylerin küçük bir bölümünün ilacı yavaş metabolize ettiği gösterilmiştir. Yavaş metabolizma enzim etkinliğinin sınırlı oluşuna ve indüksiyon eksikliğine bağlı olabilir ve genetik faktörlerle belirlendiği anlaşılmaktadır. Deride döküntü meydana gelirse fenitoin kesilmelidir. Döküntü eksfolyatif, purpura ya da bül tarzındaysa ya da lupus eritematosus, Stevens-Johnson sendromu ya da toksik epidermal nekroliz kuşkusu varsa bu ilaca devam edilmemeli ve başka bir tedavi düşünülmelidir. Döküntü daha hafif tipteyse (kızamık ya da kızıl gibi) döküntü tümüyle kaybolduktan sonra tedaviye geri dönülebilir. Tedaviye tekrar başladıktan sonra döküntü yeniden ortaya çıkarsa bir daha fenitoin tedavisi uygulanması kontrendikedir. Literatür raporları fenitoin, kraniyal radyasyon ve kortikosteroidlerin aşamalı olarak azaltılması şeklinde bir kombine uygulamanın eritema mültiforme ve/veya Stevens-Johnson sendromu ve/veya toksik epidermal nekroliz gelişmesiyle bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir. Yukarıdaki durumların herhangi birinin görüldüğü hastalarda yapısal olarak benzer bileşikler (örn; barbitüratlar, süksinimidler, oksazolidindionlar ve başka benzer bileşikler) kullanılıyorsa dikkat edilmelidir. Makrositoz ve megaloblastik anemi meydana gelmiş olsa da, bu durumlar genellikle folik asit tedavisine yanıt verir. Fenitoin tedavisine folik asit eklenirse konvülsiyon kontrolü azalabilir. Fenitoin diyabetli hastalarda serum glukoz düzeylerini de artırabilir. Fenitoin hipoglisemi ya da başka metabolik nedenlere bağlı konvülsiyonlarda endike değildir. Fenitoin absans (petit mal) konvülsiyonlarında etkili değildir. Tonik-klonik (grand mal) ve absans (petit mal) konvülsiyonları varsa kombine ilaç tedavisi gerekir. İlk akut toksisite belirtisinde serumdaki ilaç düzeyinin belirlenmesi tavsiye edilir. Serum düzeyleri çok yüksekse fenitoin tedavisinde dozun azaltılması gerekir; semptomlar devam ederse fenitoin tedavisinin kesilmesi tavsiye edilir. Antikonvülsan ilaç kullanan annelerin büyük çoğunluğunun doğurduğu bebekler normaldir. Status epileptikusa bağlı hipoksiye neden olma ve yaşamı tehdit etme ihtimalinin yüksek olması sebebiyle ilacın majör konvülsiyonları önlemek için uygulandığı hastalarda antikonvülsan ilaçların kesilmemesi önem taşır. Konvülsiyon şiddeti ve sıklığının ilacın kesilmesinde hasta açısından ciddi bir tehdit yaratmayacağı bireysel vakalarda gebelikten önce ve gebelik sırasında ilacın kesilmesi düşünülebilir; ancak minör konvülsiyonların bile gelişmekte olan embriyo ya da fötus açısından tehlike yaratmayacağı güvenle söylenemez. Fenitoin ve başka antikonvülsan ilaçlar kullanan kadınların çocuklarında yarık dudak/damak ve kalp malformasyonları gibi konjenital malformasyonların insidansında artış bildirilmesine ek olarak, fetal hidantoin sendromu da bildirilmiştir. Bu sendromda fenitoin, barbitürat, alkol ya da trimetadion kullanan annelerin çocuklarında prenatal büyüme geriliği, mikrosefali ve mental gerilik görülür. Ancak, bu özelliklerin tümü birbiriyle ilişkilidir ve sıklıkla başka nedenlere bağlı intrauterin büyüme geriliğiyle bağlantılıdır. Fenobarbital ve/veya fenitoin verilen epilepsili annelerin doğurduğu bebeklerde ilk 24 saat içinde yenidoğan pıhtılaşma defektleri bildirilmiştir. Vitamin K'nın bu defekti önlediği ya da düzelttiği gösterilmiştir ve doğumdan önce anneye ve doğumdan sonra yenidoğana verilmesi tavsiye edilir. Fenitoinin düşük konsantrasyonlarda anne sütüne geçtiği anlaşıldığından bu ilacı kullanan kadınların bebeklerini emzirmesi tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Bu ilacın intravenöz kullanımıyla bağlantılı en önemli toksisite belirtileri kardiyovasküler kollaps ve/veya merkez sinir sistemi depresyonudur. İlaç intravenöz yolla hızla uygulandığında hipotansiyon meydana gelir. Uygulama hızı çok önemlidir, erişkinlerde dakikada 50 mg'ı ve yenidoğanlarda dakikada 1-3 mg/kg'ı geçmemelidir. Bu hızla toksisite minimum düzeyde olacaktır. Kardiyovasküler Sistem: Atriyal ve ventriküler ileti depresyonu ve ventriküler fibrilasyon ile ciddi kardiyotoksik reaksiyonlar ve ölümler bildirilmiştir. Ağır komplikasyonlar en sık yaşlı ya da ciddi hastalık tablosunda olanlarda görülür. Merkezi Sinir Sistemi: Fenitoin tedavisinde en sık karşılaşılan belirtiler bu sistemle ilgilidir ve genellikle dozla ilişkilidir. Bunlardan bazıları nistagmus, ataksi, konuşmada güçlük, koordinasyon azalması ve mental konfüzyondur. Baş dönmesi, uykusuzluk, geçici sinirlilik, motor seğirmeler ve baş ağrısı de gözlemlenmiştir. Ayrıca seyrek de olsa, fenotiyazin ve diğer nöroleptik ilaçların neden oldukları kore, distoni, tremor ve asteriksise benzer, fenitoine bağlı diskinezi bildirilmiştir. Uzun süreli fenitoin tedavisi uygulanan hastalarda baskın duyusal periferik polinöropati gözlemlenmiştir. Gastrointestinal Sistem: Bulantı, kusma, kabızlık, toksik hepatit ve karaciğer hasarı. Deri ve Ekleri: Skarlitiniform veya morbiliform döküntüleri de içeren ve bazen ateşin eşlik ettiği dermatolojik belirtiler. En sık morbiliform döküntü (kızamık benzeri) görülür, diğer tip dermatitler daha seyrek görülür. Ölüme yol açabilecek daha ciddi diğer formlar büllü, eksfolyatif ya da purpuralı dermatit, lupus eritematosus, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekrolizdir. Hemopoetik Sistem: Fenitoin uygulanmasına bağlı zaman zaman bazıları ölümcül olabilen hemopoetik komplikasyonlar bildirilmiştir. Bunlardan bazıları trombositopeni, lökopeni, granülositopeni, agranülositoz ve kemik iliği baskılanması ile beraber ya da tek başına seyreden pansitopenidir. Makrositoz ve megaloblastik anemi meydana geldiğinde, bu durumlar genellikle folik asit tedavisine yanıt verir. Benign lenf düğümü hiperplazisi, psödolenfoma, lenfoma ve Hodgkin hastalığı gibi lenfadenopati bildirilmiştir. Bağdoku Sistemi: Yüz hatlarında kabalaşma, dudaklarda büyüme, gingiva hiperplazisi, hipertrikoz ve Peyronie hastalığı. Immünolojik: Aşırı duyarlılık sendromu (artraljiler, eozinofili, ateş, karaciğer işlev bozukluğu, lenfadenopati ya da döküntü gibi semptomlar içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir), sistemik lupus eritematosus, periarteritis nodosa ve immün globülin anormallikleri meydana gelebilir. Hala seyrek de olsa, bir kaç bireysel vaka bildirimi siyahlarda deride döküntü ve hepatotoksisite dahil aşırı duyarlılık reaksiyonlarının insidansının, artmış olabileceğini düşündürmektedir. İntravenöz fenitoinin damar dışına çıkmasıyla ya da çıkış olmadan lokal iritasyon, inflamasyon, duyarlılık, nekroz ve deride dökülme bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:
Serum fenitoin düzeylerini artıran ya da azaltan ya da fenitoinin etkileyebileceği pek çok ilaç vardır. Serum fenitoin konsantrasyonlarının belirlenmesi özellikle olası ilaç etkileşimlerinden şüphelenildiğinde önem taşır. Fenitoinin serum düzeylerini artırabilecek ilaçlardan bazıları akut alkol kullanımı, dikumarol, disulfiram, metilfenidat, omeprazol, tiklopidin ve viloksazindir. Bunlara; analjezik/antienflamatuvar ajanlar (Azapropazon, Fenilbutazon, Salisilatlar), anestezikler (Halotan), antibakteriyel ajanlar (Kloramfenikol, Eritromisin, İzoniazid, Sulfonamidler), antikonvülsanlar (Felbamat, süksinimidler), antifungal ajanlar (Amfoterisin B, Flukonazol, Ketokonazol, Mikonazol, İtrakonazol), benzodiazepinler/psikotrop ajanlar (Klordiazepoksit, Diazepam, Trazodon), kalsiyum kanal blokerleri/kardiyovasküler ajanlar (Amiodaron, Diltiazem, Nifedipin), H2-antagonistleri, Hormonlar (Östrojenler), oral hipoglisemik ajanlar (Tolbutamid), serotonin geri alım inhibitörleri (Fluoksetin) dahildir. Fenitoinin serum düzeylerini düşürebilecek ilaçlardan bazıları antibakteriyel ajanlar/florokinolonlar (siprofloksasin ve rifampin gibi), kronik alkol kullanımı, diazoksit, rezerpin, sükralfat, teofilin ve vigabatrindir. Molindon hidroklorür fenitoinin emilimini bozan kalsiyum iyonları içerir. Emilim sorunlarının önüne geçmek için, kalsiyum içeren antasit preparatları dahil kalsiyum preparatları ile fenitoinin alım zamanları buna göre ayarlanmalıdır. Fenitoinin serum düzeylerini artırabilen ya da azaltabilen ilaçlar: Antikonvülsanlar (Karbamazepin, Fenobarbital, Sodyum valproat, Valproik asit), antineoplastik ajanlar, Benzodiazepinler, fenotiyazinler, psikotrop ajanlar (Klordiazepoksit, Diazepam). Fenitoinin karbamazepin, fenobarbital, valproik asit ve sodyum valproatın serum düzeyleri üzerindeki etkileri önceden tahmin edilememektedir. Gerçek bir ilaç etkileşimi olmasa da, trisiklik antidepresanlar duyarlı hastalarda konvülsiyonları başlatabilir ve fenitoin dozunun ayarlanması gerekebilir. Kandaki düzeyleri ve/veya etkileri fenitoin tarafından değiştirilebilecek ilaçlardan bazıları klozapin, kortikosteroidler, kumarin grubu antikoagülanlar, siklosporin, diazoksit, furosemid, lamotrigin, paroksetin, teofilin ve vitamin D'dir. Antibakteriyel ajanlar (Doksisiklin, prazikuantel, rifampin, tetrasiklin), antifungal ajanlar, antineoplastik ajanlar, kalsiyum kanal blokerleri/kardiyovasküler ajanlar (Dijitoksin, Nikardipin, Nimodipin, Kinidin, Verapamil), hormonlar (Östrojenler, oral kontraseptifler), nöromüsküler blok yapan ajanlar (Alkuronyum, pankuronyum, vekuronyum), opioid analjezikler (metadon), oral hipoglisemik ajanlar (Klorpropamid, Glibürid, Tolbutamid) da bunlara dahildir. Literatürde bildirilen vakalar enteral beslenme preparatları ve/veya benzeri beslenme takviyeleri verilen hastalarda fenitoinin plazma düzeylerinin beklenenden daha düşük olduğunu düşündürmektedir. Bu nedenle fenitoinin enteral beslenme preparatlarıyla birlikte uygulanmaması önerilir. Fenitoin serumdaki proteine bağlı iyot (PBİ) düzeylerinin azalmasına neden olabilir. Ayrıca deksametazon ya da metirapon testlerinde değerlerin normalden düşük çıkmasına da yol açabilir. Fenitoin serum glukoz, alkali fosfataz ve gama glutamil transpeptidaz (GGT) düzeylerinin yükselmesine neden olabilir. Fenitoin kan kalsiyumu ve kan şekeri metabolizma testlerini etkileyebilir.

Tags: ,

ÖNEMLİ:

Bu site sadece genel eğitim amaçlı genel sağlık bilgileri sunmak amacıyla tasarlanmıştır. Sitede yer alan sağlık bilgileri ve bunlarla ilgili interaktif yorumlar profesyonel tavsiye niteliği taşımaz ve uzman hekime, eczacıya veya diğer sağlık uzmanlarına kişisel danışmanın yerine geçmez. Hastalık, hastalık semptomları ve uygun tıbbi tedavilerle ilgili sorularınız için mutlaka bir profesyonelden tavsiye almalısınız. Herhangi bir sağlık sorununuz olduğuna dair şüpheniz varsa lütfen hemen yetkili bir sağlık görevlisine başvurunuz. Asla bu sitede okuduğunuz bir bilgiden dolayı tıbbi tavsiye almayı ihmal etmeyiniz ve ertelemeyiniz. Herhangi bir ilaç veya ilaç kombinasyonuyla ilgili uyarı bulunmaması, bu ilaç veya ilaç kombinasyonunun herhangi bir hasta için veya sizin kişisel koşullarınız için güvenli, uygun ve etkili olduğu fikrini doğurmamalıdır.

    “EPANUTİN(Ampul)” hakkında kimse yorum yapmamış ilk siz yapmak istermisiniz?.

Yorum yapın sorun paylaşın.





Hakkımızda